- 08 Haziran 2019

İlk Türk Kazısının Yapıldığı Yer Alacahöyük...

Dört farklı medeniyete ev sahipliği yapan Alacahöyük, önemli Hitit merkezlerinden biri olması nedeniyle antik dönemlere değin tarihi aydınlatan bir höyüktür. Ankara’nın 160 kilometre doğusunda, Çorum’un 45 kilometre güneybatısında kalan Alacahöyük, aynı zamanda Boğazköy – Hattuşa’nın da 25 kilometre kuzeydoğusunda yer almaktadır.

mask

Anadolu medeniyetlerinin tarihine ışık tutan Alacahöyük, W. Hamilton tarafından 1835 yılında keşfedilmiştir. Söz konusu tarihten günümüze değin sayısız bilim adamının ve arkeologun ziyaret ettiği Alacahöyük’te profesyonel anlamda ilk kazılar 1907 yılında Theodor Makdriid tarafından İstanbul Müzeleri kapsamında başlatıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasının ardından Mustafa Kemal Atatürk’ün direktifleri ile Türk Tarih Kurumu tarafından ilk Türk kazısının yapıldığı yer de Alacahöyük’tür.

Türk Tarih Kurumu’nun önderliğinde sistemli olarak başlatılan kazılar 1935 yılında hayata geçmiştir. Hem yurt dışından gelen bilim adamlarının hem de kendi yetiştirdiğimiz bilim insanlarının organizatörlüğünde gerçekleştirilen kazılar sonucunda Eski Tunç ve Hitit döneminin en önemli sanat ve kültür merkezi olması sebebiyle öne çıkan Alacahöyük’te 4 farklı medeniyete dair izler bulunmuştur.

Alacahöyük Bölümleri

Sfenksli Kapı

Alacahöyük’ün en çok dikkat çeken mimari yapılarından biri olan Sfenksli Kapı, andezit bloklar ile inşa edilmiş ve 10 metre genişliğe sahiptir. Kulenin iç ve dış yüzlerinde kabartmalar bulunmaktadır. Kapının sol kulesi üzerine işlenmiş olan ayakta duran boğa, “Göklerin Fırtına Tanrısı”nın sembolleştirilmiş halidir. Kapının girişinde yer alan kabartmalı işlemelerde, sunak önüne kurban edilmek için getirilen koç ve keçilerin getirilişine ait figürler bulunmaktadır. Bunlarla birlikte merdiven ve hançer ile gösteri yapan insan figürleri de dikkat çekmektedir.

Diğer bir yandaki blokta bir kişi küçük bir hayvanı taşırken, bir diğerinin de saz – gitar benzeri bir enstrüman çaldığı görülmektedir. Kapının sağ köşesinde bulunan taş bloklarda, tahtında oturan bir tanrıça ve ona tapan görevlileri gösteren kabartmalar bulunmaktadır. Bu kabartmalar Alacahöyük Sfenksli Kapı’da kült bir festivalin kutlanışını betimlemektedir.

Eski Tunç Çağı Mezarları

Hitit kültürünün tarihine ışık tutan en önemli merkez olarak gösterilen Alacahöyük, Eski Tuç Çağı Kral Mezarları ile bu çağa ait buluntular arasında dikkat çekmektedir. Mezarların en büyüğü, 30 metrekare bir alanda ve yaklaşık 1 metre derinliğindedir. Mezarın içinde ölü insan ile birlikte gömülmesi planlanan eşyalar, özel bir düzene göre yerleştirilmiştir. Mezarlarda dikkat çeken bir diğer ayrıntı da ölünün başının hep batıya doğru çevrilip, yüzü de güneye çevrilmiştir. Ölülerin üzerinde pek çok altın ve gümüş takıların olduğu biliniyor. Bununla birlikte mezarın içine yerleştirilen silah, kap, testi gibi özel eşyalar ölünün yanı başına bırakılmıştır. Hititler ile özdeşleşen güneş kursları da mezarlara ölü hediyesi olarak bırakılan eserler arasında yer almaktadır.

Tanrıları ve evreni temsil eden güneş kursları, dini tören eşliğinde mezara defnedilen ölünün inançları doğrultusunda mezara konulmuştur. Bunun yanında mezarlarda sadece bir tane olacak şekilde yerleştirilen boğa ve geyik heykelleri de Hitit döneminin inanışını temsil eden bulgulardır. Mezarlar ölünün gömülme töreninin ardından ahşap hatıllarla kapatılarak üzerleri killi toprak ile sıvanmıştır. Defin töreninde kurban edilen sığır başları ve bacak kemikleri de mezarın yan kısmında bulunmaktadır.

Güneş Kursu

Ölülerin mezarlarına ölüler ile birlikte gömülen hediyeler, altın gümüş, elektrom, bakır, tunç, kehribar, hakiki kil ve demirden yapılmış eserlerden oluşmaktadır. Mezarlarda bulunan boğa ve geyik heykelleri ile güneş kursları da önemli buluntular arasında yer almaktadır. Bu eşyaların pek çoğu dönemin dini inançlarına atıfta bulunan nadide parçalardır.

Tanrılar ve evreni temsil eden güneş kursları, mezarlara dini bir törenin akabinde inanç uygulaması gereğince bırakılmıştır. Dinsel törenler sırasında bir sopanın ucuna takılan bu simgeler, tören boyunca geçit alayının önünde taşınarak dini merasim gerçekleştirilmekteydi.

Kral ve Kraliçe Mezarları

Hatti ülkesinin yani Hititlerin kral ve kraliçelerine ait 13 farklı mezar keşfedilmiştir. Bunlar arasında yer alan oda mezarları, yetişkin erkek ve kadınlara aitken, bu mezarlar içinde ne bebeklere ne de çocuklara rastlamak mümkün olmamıştır.  Kraliçelere ait mezarlarda süs eşyalarının ve kıymetli taşların bolluğu ile fark edilmektedir. Bununla birlikte toka, saç halkası, küpe ve kolyeler de mezarlar bolca bulunan özel eşyalar arasında yer almaktadır.

# NEREDE? İLE İLİŞKİLİ:

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alfa Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alfa Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz