Özgürlük Yolu Cesaret İster

Özgürlük Yolu Cesaret İster

Özgürlüğün tanımını yap deseler, “Bir elinde değnek, şehir hayatından alabildiğince uzaklara başka dünyalara yürümektir” şeklinde cevap veririm. Bana göre özgürlük, tam anlamıyla bulut ve toprak arasındaki uzun yolculuğu temsil eder.

Her geçen gün biraz daha yaşlandıkça, önce toprağa, gök yüzünün mavisine sonra da dağlardan akan pınarların seslerine , kırlarda ötüşen kuşların nağmelerine hasret duymaya başlıyor insan. O rengarenk kır çiçeklerinin olduğu kırlara uzanıp bulutların hareketlerini izlemek, birbirinden değişik tablolar oluşturarak hayal gücünü zorlamak…

Ahhh ah…

Baharın gelmesiyle de birlikte havalar ısındı ya, toprağın uykusundan uyanmasını yeşilin en güzel tonlarına ulaşmasını doğayla iç içe olarak kutlayasım geliyor sık sık. Teknolojiden ve bizi bir an olsun yalnız bırakmayan cep telefonu denilen şu sevimsiz aygıttan uzak kalmak için kırların, doğanın yolunu gözlüyorum desem yeridir.

Mantarların topraktan fışkırmaya başladığı bu ılık bahar günlerinde ciğerlerimizi şöyle tertemiz havayla, bol oksijenle doldursak fena mı olurdu sanki? Neden illa ki kapana kısılmış gibi sadece dar görüşlü bir dünyada yaşamımızı devam ettirmek zorundayız ki!

Ömür dediğin kısacık sürede kendi ayaklarımıza pranga vurmaya neden bu kadar hevesliyiz anlaması çok güç… Nitekim mutluluk bedava verilen bir hazineyken biz mutluluğu kazanmak için ömrümüzü heba ediyoruz. Bunun yanında da elde kalan hep mutsuzluklar oluyor. Ne kadar acı bir durum!

Baharla birlikte toprağın uyanmasına, dağların ovaların tekrar canlılık kazanmasına imrenmemek elde değil. Toprağın karıncasını, pınarların suyunu, tertemiz oksijen deposu ormanlarda ötüşen kuşları kıskanmamak mümkün mü?

Şöyle bir durup, özgürlük nedir diye düşünce aklınıza ne geliyor? Benim aklımda özgürlük imgesiyle çakışan tek bir görüntü var. Görkemli dağların eteklerinden göğe uzanmış devasa çam ağaçları ve bu ağaçlardan yayılan eşsiz çam kokusu… Bu çam kokuları arasında, o görkemli dağın eteklerine doğru korkusuzca yürümeye cesaretiniz var mı? Kendinizi böyle sıradan bir işi yerine getirebilecek kadar özgür olarak tanımlayabilir misiniz?

Bu sebeple özgürlük yolu cesaret ister olarak belirlendi bugünkü yazının başlığı. Öyle bir cesaret örneği gösterin ki dünyanın en özgür insanı olun. Başka söze gerek yok sanırım bu lafın üzerine…

Çocukluğuma gittiğimde hep yetiştiğim küçük kasaba gözümün önüne gelir. Doğayla insanların iç içe olduğu şirin kasabada büyümek ne kadar özel bir durummuş, şimdi fark edebiliyor insan. Köy pınarlarının soğuk suyunun sesi çağladıkça, her sabah günün ağarmasıyla uyanan cıvıl cıvıl kuşların nağmeleri duyuldukça insan ne kadar özgür olduğunu anımsıyor.

Fakat günümüze bakında insanoğlu lüksü ve rahatı aramaya başladığı andan bu yana mutsuzluğun içine çekilmiş durumda. Hem mutsuz hem de umutsuz. Toprağın bağrından kopup gelip, beton blokların arasına sıkışınca nasıl umut dolu bakabilir ki insan, nasıl ben özgürüm diyebilir ki?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aleyna Algın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alfa Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alfa Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Çocuklarınızın "Babalar Günün"de hediye almamasına kırılır mısınız?