Nedir Son Dönemde Herkesin Dilindeki Bu “Liyakat” ?

Nedir Son Dönemde Herkesin Dilindeki Bu “Liyakat” ?

Son dönemde gerek televizyonda gerek internet dünyasında gerekse de yazılı basında sıkça duyar olduk… Liyakat da liyakat. Hemen hemen her yaştan kişinin ağzına dolanan bu sözcüğü pek çok kişi bir cümle içinde bile kullanamıyor. Zira anlamını tam olarak bilmiyor. Sadece oradan buradan duymuş, modern lügata hakim olduğunu göstermek için de cümlelerinin arasında bir köşeye sıkıştırmaya çalışıyor.

Liyakat kelimesinin anlamına bakmak zor değil. Bugün internet gibi bir kolaylığı alışveriş yaparken veya dizi izlerken kullanabileceğiniz gibi böyle faydalı uygulamalar için de kullanabilirsiniz. Neyse ben hadi benden size bir kıyak… Liyakat kelimesini anlamı Türk Dil Kurumu’na göre şu şekilde ifade ediliyor: Bir kimsenin, kendisine iş verilmeye uygunluk ve işe yaraşırlık durumu…

Fakat burada daha kapsamlı bir bakış açısına sahip olmak gerekir. Zira liyakat kelimesinin tanımında sadece iş ve yönetim ilişkileri ekseninde bir açıklama yapmak kelimenin sahip olduğu gücü küçümsemek olacaktır. Bu noktada liyakat kavramı; siyasetten bürokrasiye, ticaretten üretime, hukuktan sağlığa, eğitimden askeriyeye, sanattan ekonomiye kadar pek çok alanda hayatın merkezine girebilen konuları kapsamaktadır.

Liyakat kelimesinin özünde birden çok erdem barınır. Nedir bu erdemler?

Adaletli olma, aklı kullanma, ahlaklı olma, empati ve merhamet duyabilme, eğitici ve bilge olma… Bu liste daha uzar da gider. Çünkü liyakat dayanışma ver birliğin oluşmasında kullanılan bir hamur gibidir.

Liyakat kavramının şüphesiz ki Siyaset Bilimi’nde de bir karşılığı vardır. Meritokrasi olarak adlandırılan bu kavram, yönetim gücünün tamamen bireysel üstünlüklere dayandırıldığını göstermektedir. Siyasi olarak erdemlik içeren bu yönetim biçiminde iltimas, adam kayırma gibi hoş olmayan davranışlara yer yoktur.

Nitekim bu alanda literatürde bulunan pek çok önemli eserde liyakatin anlamını çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren pek çok tanımlama yapılmaktadır. Örneğin siyaset bilimi altında liyakatin tanımlanmasında şu bakış açısı da değerlendirilebilir:

Sahip olunan siyasi sistemde, dinamikler liyakati ödüllendirecek prensiplere dayandırılması gerekmektedir. Yetenek, çaba ve yeterli donanıma sahip olan her birey bu ödülden yararlanmak pahasına daha da hırslanarak hem kendi benliğinde hem de toplum nezdinde işlerini en iyi şekilde yerine getirme amacıyla hareket edecektir.

Liyakat ve ehliyetin ortadan kalkmış olduğu durumlarda rüşvetin, biat etmenin ve kula kulluk etmenin önüne geçilmesi ne yazık ki mümkün olmamaktadır. Zira toplumun her bir organına kanser gibi işleyen bu sorun, zamanla başta toplumun arından da devletin çöküşünü hızlandıran bir erkendir.

Merhametsizlik, ahlaksızlık ve inançsızlık ve de dahası olarak cehalet toplumdaki bireyleri avucunun içine alır. Kibir ve cehalet de başta toplumu yönetenleri ardından da toplum içindeki bireyleri esiri haline getirir. Bu nedenle insanoğlu kendi kendinin sonunu hazırlamamak ve yarınlara güvenle bakabilmek için liyakat ve ehliyete büyük önem vermelidir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aleyna Algın - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alfa Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alfa Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Çocuklarınızın "Babalar Günün"de hediye almamasına kırılır mısınız?