Sınavlar Her Şey Demek Değildir

Sınavlar Her Şey Demek Değildir

Heyecanla beklenen gün geldi çattı. Liselere Giriş Sınavı ( LGS), bugün yapıldı ve sayıları bir milyonu aşan öğrenci sınav merkezlerinde ter döktü. Şimdiden üzerlerindeki yılların yükünü atan tüm öğrencilere geçmiş olsun diyorum.

Liselere Giriş Sınavı’nın sonuçlarının daha önce, 24 Haziran tarihinde açıklanacağı duyurulmuştu. Sınav heyecanı yerini sonuçların açıklanması heyecanına bıraksa da görünen o ki pek çok öğrenci sınavsız öğrenci alan okullara gitmek zorunda kalacak. Bir milyondan fazla öğrencinin bu sınavda ter döktüğü düşünüldüğünde kontenjanların sınırlı olduğu görülüyor. Bu sebeple bazı öğrenciler sınavsız giriş yapılan liselere gidecek.

Her ne kadar üzerlerindeki yükü atmış olsalar da öğrenciler, sınavlarının kötü geçmesi sebebiyle moral bozukluğu yaşayabiliyorlar. Bu durumda akıllara birkaç soru geliyor… Sınavlar her şey demek midir? Kötü geçen bir sınav dünyanın sonu mudur?

Bu cevabı öğrenci kardeşlerimizin gönüllerini ferah tutmak için vermiyorum. Bir gerçekten bahsetmek için veriyorum… Kötü geçen bir sınav kesinlikle dünyanın sonu değildir. Eğitim maratonunda illa ki inişler kadar çıkışlar da olacaktır. Bu noktada her şey bir sınava bağlı olsaydı, dünyayı yönetenlerin veya kitlelere yön veren isimlerin hepsinin sınav şampiyonlarından oluşması gerekirdi. Gerçekte böyle bir durum söz konusu olmadığı için karamsarlığa düşmeye hiç gerek yok.

Bu noktada veliler başta olmak üzere hepimize de görevler düşüyor. Zira öğrencileri sınav stresi içinde öyle yoruyor ve koşturtuyoruz ki onların her zaman istenilen seviyede olması mümkün olmuyor. Öğrencileri kalıplara sokmak da bu bağlamda veliler tarafından sık yapılan bir hata.

Liselere Giriş Sınavı’ndan beklediği sonuçları alamayan ve sınavı kazanamayanlar ne yapabilir, sınavın kendisi geride kaldığı için artık bu sorulara yoğunlaşmak gerekir. Bu doğrultuda sınavdan istenilen sonucu alamayan öğrenciler, ekonomik durumları iyiyse özel kolejleri tercih edebilecekleri gibi ekonomik açıdan bu eğitim kurumlarına gücü yetmeyen ailelerin çocukları da sınavsız öğrenci alan devlet okullarına gidebilir.

Eğitim kurumu tercihi de sınavlar kadar kafa karıştırıcı gibi görülebiliyor. Zira okul başarı puanı, okula devam etme durumu ve ikamete göre devlet okullarına giriş yapılabiliyor. Ancak bu kriterlerin bir değil tamamının da sübjektif kriterler olması kafalardaki soru işaretlerini artırıyor. Nitekim bir öğrencinin sahip olduğu şişirilmiş notlar, devlet okuluna kabul edilmesinde önemli faktör. Ancak bu durumun önüne nasıl geçilebilecek? Devamsızlığı çok olan bir öğrenci, ancak dersleri çok iyi, bu noktada geri planda kalmasını kim nasıl açıklayabilecek? Diğer bir yandan en iyi okulların bulunduğu bir muhitte oturmak bu okullara giriş için sağladığı avantaj bakımından ne kadar değerli?

Bu soruların gündeme gelmesinin ardından görünen o ki, kayıt döneminin de sınav dönemi kadar koşuşturmacalı ve yorucu olacağı aşikar. Sınav sonuçlarının olmasa da tercihlerin özenle yapılmasında fayda var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hale Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Alfa Haber Ajansı Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Alfa Haber Ajansı hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Çocuklarınızın "Babalar Günün"de hediye almamasına kırılır mısınız?