EYLÜL

Eylül, ekim, kasım.

Dallara bir bak hele! Böyle miydi yapraklar; gül böyle miydi daha birkaç gün önce.

Alı yeşili uçup gitmiş bir yerlere; hüznün bütün tonları yerde.

Kuşlar bile farkında bunun; suskunluklarından belli.

Börtü böcek kim bilir nerelerdedir şimdi.

Aralık, ocak, şubat.

Önümüz kış; havaların serinlemesinden belli.

Nevresimler yerini yün yorganlara, battaniyelere bıraktı bile.

Odunlar kırıldı,

Bacalar temizlendi bi güzel,

Odaların baş köşelerine kuruldu soba.

İpekliler, katlanıp naftalinlendi; el örgüsü kazaklar, atkılar, bereler çıktı gizlendikleri yerlerden.

Postakiler çırpıldı;artık gelsin kestaneler.

Kiler ağzına kadar doldu. Portakallar, ayvalar, narlar…

Kavurmalık fıstık, ince kabuklu ceviz; tarhana, bulgur kese kese, torba torba.

Kim korkar karakıştan.

Mart, her ne kadar nazlansa da gitmemek için; kışgeri geliyor gibi olsa da bir ara, nisan, mayıs sırada.

İşte o zaman görürsünüz siz!

İşte o zaman bu dallar bakın nasıl göverecek yeniden; çiçeklenecek, kuşlanacak.

Doğa ana işini bilir.

Akış böyle; yapacak bir şey yok yani. Elimiz kolumuz bağlı bekleyeceğiz.

En iyisi tadını çıkarmak mevsimlerin. Kasımın da…

Aslında tam bu mevsimde çıkılır dağlara,ormanlara, yaylalara.

Hüzünlenmek de insana özgü, düşünmek de.

Hüzünlenin hüzünlenebildiğiniz kadar; düşünebildiğiniz kadar düşünün bence.

Var olmak, yaşamak ve günü geldiğinde çekip gitmek üzerine türküler mırıldanın, şiirler mırıldanın.

Yaşamın neresinde olduğunuzu bi tartın kendi kendinize; ektiğiniz ne, biçtiğiniz ne. Kaç dikili ağacınız var ! Yoksa neden!

Hele bir sorgulayın kendinizi.

Kasım , bunun için tam bir biçilmiş kaftan; tam zamanıdır.

Kovanlarının ağzını mumlayan arılar zor günlere hazırlıklı; yerin derinliklerine çekilen karıncalar da…

Ayılar, kaplumbağalar, yılanlar kim bilir ne düşler görecektir derin uykularında.

Topu topu üç ay; nasılsa geçer.

Tanrı evsiz barksızları korusun yeter ki…

Sarı ineğin,koca öküzün keyfi yerinde. İthal de olsa samanlar balya balya; arpalar çuval çuval!

Yılkıların gözü kulağı kurt ulumalarında, çakal ulumalarında…

Kasım kasım kasılmayı bırak da dalının altında sararmış, kurumuş şu yaprağa bak bir; kendini gör o aynada.

Sonra yaşama sarıl yeniden dört elle; yaşamak güzel de,kim ne derse desin.

Salıverme kendini.Bu bir döngü; ama kısır değil.

Bil bunu,gör, düşün.

“Kasım” adlı kitabı mutlaka okumalısın; bilmediğin, görmediğin, duymadığın çok şeyler bulacaksın onda.

Ben okudum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Esmer Cengiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.