ben biraz yılmaz sen biraz güney

günden güne yılmaz güney filmlerine benziyoruz; çorak topraklara çömelmiş uzaklara bakan çocuklar oluyoruz…

karlar içinde yatan kan içinde keklikler değiyor baktığımız yerler ve yüzlere. kerpiç evlerin kimsesizlikten titreyen odaları ve açılıp kapanırken inim inleyen kapıları var içimizde. sandıklar dolusu anılarımız ve geceler dolusu hüzünlerimiz var. saçlarımıza düşen aklar, keyifsiz günler, uçurum geceler, artık sorulmayan hal hatır…

buruşuk gömlekler rahatsız etmiyor bizi artık. saçlarımız dağılmış, gözlerimizin altında mor salkımlar, tenimiz bize soğuk, yüzümüz yabancı. evlerimizin duvarlarında ve cüzdanlarımızda çoğalan resimlere bakmak gelmiyor içimizden. çünkü her bakış acıtıyor yüreğimizi, biliyoruz.

günden güne yılmaz güney filmlerine benziyoruz; çorak topraklara çömelmiş uzaklara bakan çocuklar oluyoruz…

şehirlerarası otobüslerin camında uyutuyoruz gölgelerimizi. her koltukta bir öykü, her öyküde morg dolusu ölüler var. nereye gittiğimizi bilmeden, ölümüne yaşattıklarımızın peşinden düşmüş gidiyoruz. mola yerlerinde, otobüsün merdivenlerinden ağır aksak inerken denk geliyoruz birbirimize. kederlerden, acılardan, ihanetlerden, boktan yaşanmışlıklardan çıkıp geldiğimiz her halimizden belli. demli bir bardak çay ve dibine kadar ciğere çekilmiş bir sigara vakti kadar yaşıyoruz bu sefil dünyada. çıkılan her yolculuğun dönüşü olmuyormuş, gidenlerden, bizi terk edenlerden, çük gibi ortada bırakanlardan biliyoruz. ceketlerimizin, pardösülerimizin, paltolarımızın, montlarımızın cepleri aslında boşta kalan ellerimizi saklamak için yapılmış, böyle tek başımıza kaldığımızda öğreniyoruz.

günden güne yılmaz güney filmlerine benziyoruz; çorak topraklara çömelmiş uzaklara bakan çocuklar oluyoruz…

eskiden en azından sıkılacak bir canımız vardı. onu da acımadan sıktı bıraktılar!

belli belirsiz bir rüzgar esiyor otobüsteki yerlerimize geri dönerken. uykulu gözlerimiz karatılmış otobüste kaybettiği uykusunu arıyor. kaldığımız yerden devam ediyoruz yola. farkındayız; geride bıraktığımız her kilometre ve her insan ileride içimize dert olacak. bir süre muavin geliyor yanımıza ‘’bir isteğiniz var mı’’ diye soruyor bize. ‘’biraz huzur’’ diyoruz umutla. silahını çıkarıyor belinden. içindeki şarjörü boşatıyor üzerimize. üşümeyelim diye ceketlerimizi üstümüze örterken diğer yandan söyleniyor: ‘’yer üstünde huzuru bulamayanların huzur bulabilecekleri tek yer yerin altıdır abilerim ablalarım. biraz sonra defin molası verilecektir. çaylar şirketimizdendir.’’ ‘’biraz huzur’’ için yaşadıklarımıza bakıyoruz. yaşadığımız rezilliklere, kepazeliklere, terbiyesizliklere, puştluklara bakıyoruz. değer miydi…

günden güne yılmaz güney filmlerine benziyoruz; çorak topraklara çömelmiş uzaklara bakan çocuklar oluyoruz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tamer Dursun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberler Ankara editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberler Ankara değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'nın En başarılı ve En İyi Belediye Başkanı Kim? Ankara Belediye Anketi