MAVİ MARMARA GEMİSİ HAREKETİ HAKSIZLIĞA KARŞI BİR DİRENİŞ SEMBOLÜDÜR

Ensar vakfının Diyarbakır şubesi etkinlikler dizisi çerçevesinde Hz.Ali Camisi konferans salonunda Mavi Marmara direnişi konulu bir konferans aynı gemide yer alıp o havayı yaşayan araştırmacı yazar Ramazan Kayan tarafından verildi.

GELİN İMANINIZI TECDİT EDELİM

Şb.Bşk.Mehmet Gözü: Malumunuz İsrail’in zulmü sonucu Filistin Filistin halkına açık ava hapishanesine dönüşmüş vaziyettedir. İslam dünyası sebebi AB de ABD’de BM’de arıyor, kendi kabuğumuza çekilmiş ulusçuluk ve ırkçılık çamurunda patinaj yapıyor, gereksiz iç sorunlarımızla boğuşuyoruz.

Diyorum ki, geliniz Yüce Allah’ın buyurduğu gibi imanımızı tecdit edelim, günümüzün tabiriyle fabrika ayarlarımıza dönelim. Unutmamak lazım başka bir ayette yüce Allah “başınıza ne gelirse sizin ellerinizle yaptıklarınızdan kaynaklanıyor” buyuruyor, o zaman biz de ümmet anlayışı içinde kardeşçe yaşamaya dönelim, sorun ve sıkıntılarımız ortada kalksın, varlığımız hissedilsin. Diyor katılımınızdan dolayı teşekkür eder, saygılarımı sunarım dedi

Ramazan Kayan: İslam dünyası olarak Filistin’de, Arakan’da, Yemen’de, Suriye’de yeni yeni kerbelalar yaşanmaktayız,

Ben size Salahattin Eyyubi’nin tarihi şahsiyetini size anlatmayacağım nasıl Salahattinler yetiştirebiliriz sorusunun cevabını beraber bulmaya çalışacağız.

MEZAR TAŞINDA DAHİ BİR DURUŞ BİR DRİLİŞ VARDI

Bundan iki ay önce Bosnahersk’e gitmiştik, Aliaya İzzet Begoviç’in mezarını ziyaret etmiştim, mezarında şu yazılmış “Baki Allah, Abdullah” hemen altında da “Asla teslim olmayacağız” yani mezar taşı ile dahi mesaj veriyor. Begoviç’e diyorlar ki, müsaade edin biz de Sırplar gibi toplu kaliamlar yaparak savaşalım belki Sırpları durdururuz, kendisi diyor “hayır biz onlar gibi zalim olamayız.”

Şunu bilmek lazım; Tarihe hükmeden, zamana hükmeden Allah’tır biz üzerimize düşeni yapalım, zafer başarı Allah’ın elindedir.

Malumunuz Kudüs işgal altındayken bir marangoz Mescidi aksa için ihtişamlı minber yapıyor, kendisine soruyorlar “Kudüs işgal altında, ne diye bu minberi yattınız?” Marangoz diyor ki, “ben marangozum, benim elimden bu geliyor, ben minberimi yapayım, bir gün bir babayiğit onu oraya bırakır.” İşte o yiğidin adı Salahattin Eyyubiydi.

YÜZÜNDE SECDE İZİ VARDI

Ben genç kardeşlerime rol model olabilecek bir gençten, Mavi Marmara gemisinde beraber olduğumuz Furkan’dan bahsedeceğim.

Furkan Doğan liseli bir genç, gemide tanıştık, Yusuf yüzlü bir genç benimle tanışmak istediği halde yüzüme bakmıyor hayasından, bir daha yüzüne baktım şu ayet aklıma geldi: “onların yüzünde secde izi vardır” belliydi ki namazın nuru yüzüne yansımıştı.

Gemide yüz tanesi bayan 630 kişi 36 ülkeden katılımcı var, Müslümanlar da var, Hıristiyanlar da var, Yahudi de var, Ateistler de var.

Ben zaman zaman namazın önemini konferanslarla anlatıyorum, namazın huşu ile kılınışından bahsediyoruz, ama o gemideki huşu halini yaşamayı bir türlü yakalayamıyorum.

PAPAS MÜSLAMN OLDU, ÜÇ GÜNDE KUR’ANI OKUMAYI ÖĞRENDİ

Bir gün hayırlı bir haber aldık ki Papas Hilarin Kapuçi Müslüman oldu Fatih adını aldı diye.

50 kadar basın mensubu aramızda vardı, merak edip soruyorlar seni etkileyen ne oldu? diyor ki, Müslümanların gece kıldığı namaz beni etkiledi. Meğerki biz gece teheccüt namazını kılarken, onlar da bizi izliyorlarmış. Papas şöyle düşünmüş bu Müslümanlar başkaları için nasıl ağlayabiliyorlar, bu merhameti nereden kazanmışlar, demek ki bunlar bu duyguları inancından alıyorlar. Meğerse bir de okuduğumuz Kur’andan etkilenmiş, iman eder etmez “Ben kuranı kerimi öğrenmek istiyorum dedi ve üç günde Kur’anı okuyabilecek kadar öğrendi.

İngiliz bir gayri müslüm, 63 yaşındaki biri Müslüman olunca üç günde Kur’anı okumayı öğreniyor, benim Müslüman kardeşim kendi kitabını 60 yılda öğrenemiyor, okumayı bilmiyor. İnşallah bu salonda Kur’an okumasını bilmeyen yoktur. Şayet varsa ilk işleri Kur’anı öğrenmek/okumak olsun.

Ben zaman zaman Furkan’a bakıyorum, çay, su ikram ediyor, kimin yardıma ihtiyacı varsa Furkan Hızır gibi yetişiyor.

İSRAİL SABAH NAMAZINDA BİZE SALDIRDI

Bir de baktık ki İsrail savaş gemileri gemimizi ablukaya aldı, ama saldırmıyorlar, meğerse sabah namazına durmamızı bekliyorlar. Biz can yeleklerimizi giydik, gaz maskelerimizi taktık sabah namazı vaktı geldi, biz savaş hali usulü namaz kılmaya başladık, onlar gaz bombaları, zehirli gazlar ile saldırmaya başladılar, ama Akdeniz’den bir rüzgar geliyor o gazı dumanı gemimizden alıyor, anladım ki yüce Allah rüzgarı imdadımıza göndererek bize yardımcı oluyor.

ARAMIZDA KORKAN HİÇ GÖRMEDİM

Sübhanellah 630 kişiydik aramızda korkan hiç kimseyi görmedim, o şartlarda dahi iki İsrail askerinin elinden silahlarını alan oldu ve o silahları kullanmadılar denize attılar. Ama İsrail askerleri nasıl da korkudan tir tir titriyorlardı.

YARALI MÜSLÜMAN, BANA DEĞİL KARDEŞİME MUDAHALE ET DİYOR

Yaralılarımız var, şehitlerimiz var, aramızda doktorlar var, bir yaralıya müdahale ediyor, tedaviyi kabul etmiyor, diğer arkadaşıma bak diyor, doktor diyor ki ben üçüncüsüne ancak müdahale edebildim. O gemide öyle bir kardeşlik vardı ki, kardeşinin hayatını kendi hayatına tercih ediyor. Bu gün Müslüman Müslüman’ı öldürüyor. İnşallah doğu batı kardeşliğini Diyarbakır’lı gençler oluşturacak.

FURKAN İSRAİL ASKERİNİN ZULMÜNÜ KAMERAYA ALIYOR

Furkan bu zulmü kamera ile kaydederken, İsrail askeri Furkan’a ateş ediyor, ilk kurşun başına isabet ediyor, yanında bulunan Elazığ’dan gelen Muharrem Güneş kardeşimiz diyor, ben Furkan ile yan yanaydım kurşun başına isabet edince Furkan’ı kucağıma aldım, bana da ateş ettiler kurşun bir suratımdan girdi diğerinden çıktı, o ara Furkan bir iki defa su istedi ama ben su bulamadım.

Sonra İsrail askeri onu kucağımdan alıp tekmelediler, küfr ede ede. Son sözü şu oldu “Allah’ım şahadetimi kabul et” dedi ve güler yüzüyle öldü. Cebinden çıkan bir nott şu yazıyordu “ya şahadet, ya annem” tabi sonradan Furkan’ın annesine ne kadar düşkün olduğu öğrendin.

Yaralı sayısı 54’e çıktı şehit sayısını bilmiyoruz, artık teslim olduk ellerimizi kelepçelediler, o kelepçeli hal ile kıldığımız namazın lezzetini bir türlü yakalayamıyorum. O şekilde bir delikanlı ezan okudu İsrail askeri sinirden çatlıyor, bağırıp çağırıyor ama nafile.

O gün İsrail devleti liseleri tatil etmiş, bizi tek sıra halinde çarşıda yürütüyorlar, zaferini çocuklara ispatlıyordu.

SİGARA İNSANI REZİL EDİYOR

İsrailliler bize yemek getirdiler, bir kısmımız aldı, bir kısmımız reddetti. Ama ne yazık ki bazı genç arkadaşlarımız sigara için İsrail askerinde dileniyorlardı. Yapmayın arkadaşlar yakışmıyor dedim, biri bana sordu hocam siz hiç sigara içtiniz mi? ben hayır dedim, bana dedi ki o zaman sen sigara içenlerin psikolojisinden anlayamazsın deyince, ben hayret ettim bu ne kötü bir psikoloji ki kişiyi düşmana yalvartıyor diye.

Tabi dışarıdan haberimiz yok, meğerse dünya çalkalanmış Türkiye’de on binler ayaklanmış, İsrail geri adım atmış Türkiye’den gelen uçaklarla İstanbul’a geldik.

FURKANIN BABASI ONU ARIYOR

İstanbul’da mahşeri bir kalabalık bizi karşıladı, Furkan’ın babası almış eline Furkan’ın elbisesini onu arıyor. İnenler arasında Furkan yok, Yaralılar arasında yok, en son morgda onu buluyor, ona sarılıca elhemdulillah Furkanıma ulaştım Fırkanın o güler yüzü onu teselli etmişti. Camide tabutuna tutunan baba “İnşallah Furkan’ıma layık bir baba olacağım” diyordu.

Ben yer yer Furkan’ı anlatırken gençler etrafımda toplanıyor, Furkan abi şehit oldu, biz şimdi ne yapabiliriz diyorlar. Ben de diyorum ki biz onu rol model alıp Müslüman’ca yaşayacağız, elimizden gelen bu.

FURKAN SABAH NAMAZLARINI CAMİDE KILARDI

Kayseri’ye taziyesine gittim, bir az Furkan’ı tanımak istedim. Babasına sordum “siz bu gence nasıl izin verdiniz?” Babası dedi ki bir gün eve geldi ve dedi ki “müsaade edin şu mavi Marmara gemisine katılmak istiyorum”, ben annesiyle düşündük; bu çocuk 19 yaşına kadar bizi hiç üzmemişti, onun bu teklifine karşı “hayır” diyemedik.

Babası diyor ki her sabah abdestini alır, sabah namazını camide kılardı,

Hiç abdestsiz gezmezdi, ama annesi de “hiç abdestsiz Furkan’ıma süt vermedim süt verirken Yasin okurdum.” Dedi.

GÜNÜMÜZDE DE YAŞAYAN YUSUFLAR VAR

Furkan Fen lisesini kazanıyor, 4-5 ay sonra baba ben fen lisesinden ayrılmak istiyorum, beni başka bir liseye kaydedilmesini istiyor, babası da sebebini sormadan oradan alıyor, başka bir liseye kaydediyor. Sonradan anlıyor ki Fen lisesinde ona yanaşmak isteyen bir kız varmış, okulunu değiştirerek ondan uzaklaşmış, tıpkı Hz.Yusuf’un yaptığı gibi.

Taziyede kalabalık, sokağa taşırmış sütçü bir dede bu kalabalık nedir diye sorar, diyorlar ki Mavi Marmara gemisinde şehit olan gençlerden biri bu. Dede Fırkan’ın posterinin karşısında duruyor iyice baktıktan sonra “vallahi bu genç, o genç diyor” soruyorlar, sen onu tanıyor musun? evet diyor, ben bu binaya süt getirdiğim zaman çoğu defa benden sütümü alır, evlere o dağıtır, paramı toplar bana verirdi.

Babası diyor ki ben Furkan’a harçlığı az da versem çok da versem hep harçlığının bittiğini görürdüm, ama ona güvenim vardı ve hiç sormazdım ne yaptın paranı, nereye harcadım diye, sonra bir gün kapının zili çaldı, açtım karşımda iki çocuk Furkan’ı soruyorlar, babası diyor ki siz kimsiniz Furkan’ı nerden tanıyorsunuz? Diyorlar ki bir şu adreste yaşayan iki yetimiz Furkan abı bize zaman zaman harçlık verirdi.

Gençler! size iki tavsiyem var, ne yaparsanız yapın Allah rızası için yapın ve mazlumun dualarını almaya çalışın.

Diyerek konferans son buldu.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.