Yeni Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali ERBAŞ

Diyanet İşleri Başkanlığına atanan Prof. Dr. Ali ERBAŞ hocamıza bu yeni görevinden dolayı tebrik eder başarılar dilerim.

Diyanet teşkilatının her kademesinde görev yapan bu değerli hocamızı, Munafıkların sıklıkla yaptıkları ve Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellemin sünntine muhalif olan geçmişi ile onu eleştiren sözüm ona dindar bazı medya kuruluşarı gibi yapmayacağım.

Ziya Paşanın dediği gibi "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz." Yapacakları güzelliklerin takipçisi olup kamuoyuna duyurmaya çalışacak dualarımız la destek vereceğiz.

Ülkemizin %95i Müslüman olarak kabul edildiğine göre, bu insanların dini temel ihtiyaçlarını en iyi biçimde karşılama kurumu olan Diyanet İşleri Başkanlığını ne kadar önemli bir kurum olduğunu sanırım anlatmama gerek yoktur.

Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellemin vefatından sonra Müslümanlar; seçim ile Hz. Ebuker-i Sıddık i birlik ve beraberlikleri sağlama ile insanlara İslamiyeti doğru tebliğ etme görevi için halifeliği ona vermişlerdir.

Müslümanların Ulus yerine ümmet olmayı seçmeleri, İslamiyettin hızla yayılması, farklı ırk, dil ve kültüre sahip milletlerin bu dini kabullenmeleri Hilafet makamını zayıflatmamış terisne güçlendirmişleridr.

Osmanlıların Müslümanların idaresini ele almaları ile Hilafet makamını padişahlıkla beraber yürütmüş, daha sonraları Şeyhül islam makamını oluşturulmuş, İlimde alim olanları bir çatı altında toplayarak, toplumun ihtiyaç duyduğu fıkhı konularda fetvalar vermişlerdir.

Osmanlının en güçlü dönemlerine bakıldığında şeyhul islamın en güçlü olduğu dönemler olarak görebiliriz.

Sonraları hilafet makamı sembolik bir mana ifade etmiş olsa da, geniş bir coğrafyada bulunan, farklı dil, kültür ve miletlerde oluşan Müslümanlar üzerinde büyük tesirleri olmuş, birlik ve beraberliğin korunmasında öncü rol oynamıştır.

Osmanlının zor dönemlerinde dahi batılı Haçlı ittifakının tüm baskı ve imkanlarına rağmen, halifenin bir fetvası daha önemli ve etkili olmuştur.

Lozan anlaşması sonrası, İngilizlerin baskısı olduğu tartışmaları olsa da 3 Mart 1924 yılında;

Cumhuriyyet rejiminin tehlikeye girmemesi, yapılacak inkilaplara ve laik düzene geçişte engel olmaması için halifelik kaldırılmıştır.

Ulus devletinin tercih edilmesi ile Halifelikle beraber, Şeriye ve Evkaf Vekaleti (bakanlığı) da kaldırılmış, oluşan boşluğun doldurulması ve Din işlerini yürütmek için Başbakanlığa bağlı Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuştur.

Bab-i ali Padişahlar üzerinde karar vermede etkili oldukları gibi, padışahın kaldırılması ile kurulan Cümhürriyet hükümetleri üzerinde de hep etkili olmuşlardır.

Medya denilen sihirli güç, günümüze kadar faklı gürüşlerde olsa da yinede Hükümet ve ya brokratlar üzerinde etkilerini südürmek için ya övücü yada eleştirisel yöntemlere baş vurmuşlardır.

Günümüzde "etkisi yok" denilsede "sağ" diye kendilerini adlandıran medya hukümet veya brokrat üzerinde etki etme görevini yürütmektedir.

Son atanan Diyanet İşleri Başkanı Sn. Prof. Dr. Ali ERBAŞ hoca üzerinde etki etmek, baskı altında tutmak, istedikleri gibi yönlendirmek için günün modası olan FETO yakıştırması ile eleştirmeleri, onu o makama getiren Sn. Cumhurbaşkanımıza da bir hakaret olduğu düşüncesindeyim.

28 Şubat sürecine direnen, oluşan tahribatlara karşı çareler üreten Sn. ERBAŞ hocamız, hafızların kurumda istihdam etmesinde önemli rol almış, İhtiyaç odaklı Kuran Kurslarını açılması çalışmaların yapmış, Yaygın Din Eğitimi Sempozyomu kordine etmiş, Milletin malı olan Kuran kursların tekrar açılmasına büyük hizmetler etmiştir.

Günümüzde bir milyondan fazla kişi bu İhtiyaç odaklı Kuran öğrenme kurslarında eğitim görmüş ve halen görmektedir.

Yine ERBAŞ hocamız 4-6 Yaş arası Kuran öğrenmelerinin önü açmış, 87 binden fazla kişi bu eğitimi almaktadır.

365 gün 24 saat görev anlayışı ile görev yapmaları için Din Görevlilerini hizmet içi eğitime tabi tutmuştur.

Hocamız hakında yazılacak daha çok güzel şeyler varken belli medya gurubunun onu eleştirmeleri ve pasifize etmeye çalışmaları manidardır.

Şimdi ise Diyanet İşleri Başkanımızdan;

Emekli imamları dışlamamalarını, dini ve milli öneme sahip günlerde bir mesajla da olsa ayırım yapmaksızın hatırlamasını,

Emekli imamların tecrübesinde istifade etme yollarına gidilmesini, Ücret karşılığı hizmet içi eğitimlerinde görevler vermesini,

Vaizlik müessesesini güçlendirilmesini, sadece camide hazır bulunan cemaata değil, halkın yoğun bulunduğu kişilere de vaiz verilmesini,

Cenaze taziylerinde, düğün ve hastalıklarda vatandaşla iç içe olunmasını sağlamasını,

Yılda bir defa Ramazan ayında emekli imamlarla (ayırım yapmadan) görevdeki imamların kayanşması için iftar daveti ile bir araya getirilmesini,

Dini ve Milli günlerde düzenlenecek etkinliklerde Emekli imamların da davet edilmesini mümkün mertebe protokolde yer vermesini,

Diyanet İşleri Başkanının İllere teşrifinde ayırım yapmaksızın Emekli imamların davet edilmesini,

Ünüversite okuyan Emekli ve çalışan personelin çocuklarına burs verilmesini,

Emekli bir imam olarak talep etmekte görevinde başarılar dilemekteyim.

Allah yar ve yadımcısı olsun.

ALLAH A EMANET OLUN.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.