GÖNÜL AYNASI

İki ressam yarışmaya girerler. Bir ressam diğerine ”Ben daha iyi, daha hünerliyim” iddiasında bulunur. Diğer ressamın hiç sesi çıkmaz bu iddia karşısında.

Birinci ressam onlarca çeşit renkte boya isterken, diğeri sadece cila ister. Birbirine yakın karşılıklı duvarlarda çalışmaya başlarlar. Birinci ressam rengarenk desenlerde harika bir resim yapar. Diğeri ise ışıl ışıl, parlak bir duvar haline getirir cila ile.

Birinci resim güzeldir ama karşı duvara yansımıştır ve daha güzel, daha canlı, daha renkli, daha parlak yani daha etkileyicidir. Ve ikinci ressam kazanır.

Birbirimize ayna olmak , duvar değil...

" İyi dostu olanın, aynaya ihtiyacı yoktur. " der Mevlana. Duygularımızı anlayan, bizi bize yansıtan bir ayna...

Her gönül birer aynadır; bazen kişinin kendisine bazen de karşısındakine. Anlatılması zor ama yaşaması kolay bir durumdur ayna olmak. Ayna her zaman hakikate bağlıdır. Bakmasını bilen insan; her baktığı nesnede, olay ve durumlar da aslında kendi ruhunu görür. Neye nasıl bakıp, ne gördüğüdür mesele.

Nasıl gördüğümüz, gönül aynamızın temizliği ile alakalıdır. Sevilmeyen, yasaklanan her söz ve davranış gönül aynasına konan bir lekedir. Lekelerin küçüklüğünü önemsemeyen kişinin aynası zamanla kirlenir; onu etkilemez, fark edemez ve en kötüsü de alışır. Biriktirdiğimiz toz ve kirler de görüntüye etkisi büyük olur. Hayata bu aynadan baktığımız için her şeyi lekeli ve kirli görürüz.

İnsanı kefeye koymadan önce,

Gönül aynasından yansıyana bak!

Vicdanın sesini duymadan önce,

Gönül aynasından yansıyana bak!

***

Sözünde imalar, iğneler suçsa,

Gözünde etrafa ışıklar saçsa,

Yüzünde goncalar, çiçekler açsa,

Gönül aynasından yansıyana bak!

***

Sevda kilimini kinle dokuma,

Gafilin ilmiyle niyet okuma!

Kibir ve gururu çekip bakıma,

Gönül aynasından yansıyana bak!

(Mehmet Şahan)

Her gönül kendi kabiliyeti oranında yansıtır. İnsan, kendisinde mevcut olup doğrudan doğruya göremediği kusur ve hatalarını karşısında ki kişinin vasıtasıyla görür.

Yeryüzünde o kadar çok renkler, güzellikler vardır ki. Herkes kendi gönül aynasına ve kabiliyetine uygun olanını yansıtır.

Olaylarda ki, insanlarda ki, etrafımızda ki kısaca baktığımız her şeyde ki "ilk" dikkatimizi çeken çirkinliklerse; bu bizim gönül aynamızın kirli bir yansımasıdır. Eğer ki güzellikler göremiyorsak; buna gönül aynamızı temizlemekle başlamalıyız.

Zaman zaman iç dünyamıza dönmeli; bakış açımızı değerlendirmeli ve kendi karakterimizin muhasebesini yapmalıyız. Her çirkinlikte dışardakileri suçlamak veya eksik-hataları etrafımızda aramak yerine, kendi gönül aynamız ne kadar temiz, ne kadar gerçeği yansıtıyor bir durup düşünmemiz gerekir. Düşüncelerimiz berraklığını yitirmişse, bunu sadece yaşadıklarımıza bağlamak yerine, gönül aynamıza bakmalıyız. Belki de temizlik zamanı gelmiş ve geçiyordur çoktan.

Hayatı olduğu gibi kabul etmek için, daha az kusur arayıp eleştirmek için, güzel bakıp güzellikleri görebilmek için, haydi cila zamanı. Güzellikleri yansıtabilme temennisi ile...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gülsemin Konca - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.