ACABA?... FUKARAYA, DULA, YETİME, SURİYELİYE NE KADAR HARCADINIZ?

Son zamanlarda zihnime takılan ve beni acayip derecede rahatsız eden bir durum var. Durup dururken nerden çıktı bu? “Kaşıntın mı var kardeşim?” diyebilirsiniz. Doğrudur. Aslında sizin dediğiniz ya da düşündüğünüz gibi durup dururken oluşan bir kaşıntı değil. Gene gazetelerde özellikle de spor sayfalarında çıkan haber üzerine eski hastalığım nüksetti. Nedir tekrar eden veya nükseden rahatsızlığım? Alerji. Çiçek tozları ve polenlerine karşı müthiş derecede kaşıntı, burun akması, hapşırık, gözyaşı ve bir müddet sonra da nefes darlığı.. Yaz dönemi gelip de polenlere karşı alerjisi olan kardeşlerim benim ne demek istediğimi gayet iyi ve net anlayacaklardır. Türkiyenin spor konusundaki sevgisini ve muhabbetini bilmeyen yok gibidir. Nerede ise yediden yetmişe, kadınından erkeğine Futbol ile kalkıyor, Futbol ile yatıyor, Futbol ile yiyiyor, Futbol ile içiyor, Futbolla coşuyoruz; Futbol ile mutlu oluyor, Futbol ile kavga ediyoruz. Futbol, bu kadar kılcallarımıza, bu kadar sinir uçlarımıza girmesine rağmen, ülke bazında elde ettiğimiz başarılara bakacak olursak sıfıra sıfıra elde var sıfır. Kaba bir tabirle aynı yerde, adeta yerimizde çivili kalmış, yani rap rap yapmışız. Neyse uzatmayalım. Zira bu hamura; ne su, ne tuz, ne de maya dayanır. Karması ne olacak derseniz onu zaten artık makinalar yapıyor.(!) Gelelim habere...

... Dört kulüp son 3 sezonda toplam 120 futbolcuyu kadrosuna katarken; bonservis, kiralama veya imza parası olarak toplam 195 milyon 445 bin avro (Yaklaşık 790 milyon lira) ödeme yaptı.

Neymiş neymiiiş? Abbooooo.Tam tamına 790 milyon Türk lirası. Soru: Kime harcanmış? Cevap: Yerli ve yabancı futbolcuya. Soru: Niçin? Cevap: Futbolun gelişmesini sağlamak ve futbolcuya alnının terini vermek. Soru: Hakediyorlar mı? Cevap: Bazen EVET, bazen ise HAYIR. Peki bu kadar parayı alan bu futbolcular ve futbol kulüpleri acaba? yağmur demeden, çamur demeden, soğuk demeden sıcak demeden, para varmış, yokmuş demeden her ne şekilde ve ne durumda olursa olsun takımını yalnız bırakmayan bu FUTBOL SEVDALILARINA ve onları seven TARAFTARLARINA ( lâkin ihtiyaç sahibi fakire, fukaraya, garip gurabaya, dula, yetime, gaziye) yardımlarda bulunuyorlar mı? Siz düşündünüz mü bilmem ama son zamanlarda bu arkadaşların bu tür yardımlar yapıp yapmadığı konusu beynimi adeta bir fare gibi kemiriyor. Bazen de, bir ağaçkakanın ağaçta yuva yaparken gagasını ağaca değil de sanki beynime vuruyor gibi. İnanın gerçekten çok düşündüm. Sonunda dayanamadım ve bizim kanki (!) Google’a sordum. Sordum, sormasına lâkin cevabını bulamadım. O halde soruyu siz değerli okuyucularımıza soralım.

Fenerbahçe Spor Kulübü Ramazan ayında kaç fakir fukarayı doyurdu? Elinde iftariyelik pideler, sıcak sıcak tarhana çorbaları, güzel bir etli yemek, pilavı, tatlısı ve tuzlusu ile " Selamunaleyküm Bülent Baba, bugün sizinle iftar açmaya geldik.” Ya da ne bileyim; Sultanbeyli Adil Mahallesi, Pelit Sokakta bölgenin ve mahallenin bütün fakirlerini, fukaralarını, dullarını, yetimlerini, ihtiyar dede ve ninelerini bir araya getirip kocamaaaan bir iftar sofrası kurduğunu gördünüz mü? Peki duydunuz mu???????

Beşiktaş Futbol Kulubü ve oyuncularının kurbanda evine et girmeyen Cemil Amca ile Zeynep Teyzenin evine Range Rover ya da şu Hummer jeepleri ile gidip "Anacığım ver elini öpeyim. Gelemedik(!), bilemedik(!) hakkınızı helal edin" deyip dolabını kurban etleri ile dolduran futbolcu ve yöneticileri gördünüz mü? ya da duydunuz mu?

Ya Galatasaray? AVRUPA fatihi Galatasaray... Kışın zor şartlar altında, dükkandan bozma her yanı cam ile çevrili olan bir göz odada yakacak bir odun, bir kömürü, bırakın bunları sobası dahi olmayan Hamza Abi’nin camı çatlak kapısını çalıp da "Hamza Abi hakkınızı helal edin. Bizler sizi görmedik (!) göremedik (!) duymadık (!) Lakin şimdi bizlere hakkınızı helal edin ve getirdiğimiz bu soba, odun, kömür ve tüm eşyaları ananızın ak sütü gibi kullanın. Bundan sonra her ay burdayım." dediklerini spor medyasından okudunuz mu? Peki görüntüleri ve resimleri gördünüz mü? Duydunuz mu? Ben; duymadım, bilmiyorum, görmedim. Zannetmeyin ki , üç maymunu oynuyorum. Gerçekten de bilmiyorum. Oysa kimin eli kimin cebinde, hangi manken, hangi hatunla barda pavyonlarda yada... Ertesi günü duyuyor ve okumuyor muyuz? Sahi sizin ve de benim bilmediğimiz bir şey var. Onlar bunu gizli yapıyorlar(!), ya da veren elin verdiğini ne alan görüyor ne de bizim magazin muhabiri meşhur Cevat Kelle (!)

Ya Karadenizin hırçın takımı Trabzonspor? Eşinin terkettiği Leyla'ya ne demeli? O gün bir ekmek, bir süt, bir mama parası dahi bırakmadan yerini, yurdunu dahi söylemeden giden vicdansız adamın geride bıraktığı ikizlere ve onlara kol kanat geren adına da ANNE dediğimiz yüce kadına ne demeli? Sahanın ortasında döne döne kolbastı oynayan harbi laz uşakları, ellerindeki poşetlere doldurdukları envai çeşit kuru bakliyat, meyve, sebze, süt vs aklınıza gelecek bütün gıda maddeleri ile Leyla'nın kapısını çalsa ve girse üstüne bir de " Bacım hakkınızı helal edin. Bundan sonra siz ve evlatlarınız bizim emanetimizsiniz ve ölünceye kadar da öyle kalacaksınız. Şimdi lütfen bu zamana kadar sizi ihmal ettiğimiz için bize hakkınızı helal edin." diye bir şeyler yazıldı, çizildi mi? Ellerinde poşetlerle bizim Messiyi (!), yada messileri (!) gördünüz mü?

Gururumuz, Medarı iftiharımız, Yere göğe sığdıramadığımız AY YILDIZIMIZ, MİLLİ TAKIMIMIZ, Aslanlarım, rakibi yenin size......milyon prim. Kaybettik, kazandık paraları Indire Gandi yaptık. Peki, o kazanılan primlerden acaba kaç tane, Şehit ailesi için ev aldılar? Kaç şehidin evladını okuttular? Kaç yetimi evlendirdiler? Kaç parası olmayan Ahmete, Mehmete, Ayşeye, Fatmaya burs verdiler? vs. vs. vs...

Yine bir milli maç... Soyunma odası... Göğüsler kabarmış... Yüzlerde gurur verici bir mutluluk. Milli futbol takımı futbolcularımızın ellerinde üç metre boyunda bir pankart. Orta sahaya ilerliyorlar. Pankartta

SİZİ ÇOK SEVİYORUZ.(!)

Yer: ......Stadyumu

Tüm takımlar ortada. Ellerinde gene bir pankart. Üzerinde

VERMEYE DEVAM EDİN (!)

Söyleyecek ne bir kelime ne bir söz ne de bir..... bulabiliyorum. Bu millet sizi elbette çok seviyor. Lakin artık "pamuk eller cebe" deyin ve Hem malınızın, Hem zanaatınızın zekatını verin isterseniz. Bakın o zaman bu taraftar sizi ne kadar çok sevecek. Gene çoook büyük, hem de öyle böyle değil çoooooooooook büyük, büyük fantazilerin içine girdim, değil mi? Evet dediğinizi duyar gibiyim. Olur, oluuuur emin olun olur. Rabbim neyi ne zaman nasip ederse o gün gelir ve olmayanlara OL diyen Rabbim (c.c) herşeyi olduruverir. Gelir, geliiiiiir o zaman geldiğinde de " Helal sana fantazilerin adamı Bülent abi dersiniz (!)"

Selam ve dua ile..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Ertekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.