YENİ NESİL ÇALIŞAN

İş yaşamı artık eskisi gibi değil. Hem yönetim hem de çalışan kanadının iş yaşamına bakış açısı dünden bugüne çok fazla yol katetti. Buna en büyük etkiyi ise özel ve toplumsal alandan beklentiler gösterdi. İnsanların etrafını artık çok fazla teknoloji, çeşitli etkinlikler, bambaşka giysiler, değişik yeme alışkanlıkları bg. birçoğu sarmış durumda. Durum böyle olunca da girilen işten beklentiler, bu tarz istekleri karşılayıp karşılamamasına göre değerlendirilir oldu. Eğer çalıştığınız kurumda uzun süredir görev almaktaysanız önceliğiniz iş yaşamı oluyor ve aile ile özel yaşam biraz geriye bırakılıyor. Özellikle 5 yıldan uzun süredir aynı iş yerindeyseniz. Bu kendi işiniz de olabilir. Ama eğer ki 5 yıl ve altında bir süredir çalışıyorsanız ya da çalışan çalıştırıyorsanız işler biraz değişiyor. Çünkü işten alınan tatminlik duygusu kişinin yaşamını ne kadar iyileştirdiğinizle doğru orantılı olarak bir yol izliyor. Maaşlar özel yaşamınızı çekip çevirmeye yetmiyorsa zaten iş veren olarak baştan uzun dönemli çalışan barındırmanız eskisi gibi söz konusu değil. Öyle işler var ki kimisinin parası iyi olduğu için katlanılıyor, kimisinin olanakları iyi olduğu için. Ama öyle işler var ki yoğunluktan nefes alamayacak duruma bile getirebiliyor ve dolayısla daha az maaşa daha az iş yükü olan bir alana kaydırıyor çalışanı.

Son dönemlerde karşılaştığım durumlardan bir tanesi, özellikle gençler arasında yaygın olmakla birlikte, herhangi bir alanda yarı veya tam süreli işe girip, 6 ay çalışma karşılığı aldığı maaşı istediği bir teknolojik ürünü temin ettikten sonra işi bırakması. Genellikle bu son çıkan telefonlar, el bilgisayarları, yaltırıklı kaykaylar bg. ürünler için yapılıyor. Bir başkası ise okurken cep harçlığını çıkarmak için çalışıyor. Ama okul bittikten sonra iş ya bırakılıyor ya da yine değiştiriliyor. Aslında devam edilse kişi yükselebileceği bir iş alanından vazgeçmiş oluyor. Hele bir de bekarsa. :) İşler iyice sarpa sarıyor. Hem işveren yetişmiş çalışanından yoksun kaldığı için emekleri ve süresi boşa gidiyor, hem de çalışanın iş yaşamındaki özgeçmişi etkileniyor, üstüne üstlük bir de müşteri kısmına hizmet edecek yetişmiş çalışan eksikliği ortaya çıkmış oluyor. Zincirleme bir tepkime de böylelikle başlamış oluyor. İşveren, çalışan, müşteri ve aile çemberi arasında güçlü bir etki tepki bağı bulunmakta. Birindeki olumsuzluk bu çemberi eğip bükmeye ve bazen de kopmaya kadar götürebiliyor. En zayıf hangisiyse artık.

Belki duymuşsunuzdur. X kuşağı, Y kuşağı, Z kuşağı diye bir kuşaklar akımı var. Her kuşağın da kendisine göre artı ve eksisi bulunmakta. Ama iş anlamında bakıldığında durum biraz içler acısı. Bu kadar işsiz varken, bu kadar yapılmayı bekleyen iş varken, bir türlü işsizlik oranının düşürülememesi gerçekten düşündürücü. Çalışanın beklentilerine karşı işverenin sağladığı olanakların düşük olması bu uçurumu daha da derinleştirmekte. Orta yol bulunamazsa, iyileştirme yapılamazsa ileride çok daha başka önemli sorunlarla karşılaşılması olası. İşveren bir yandan deneyimli çalışan ararken, deneyimsiz kişileri yetiştirmekten kaçındığı için bir süre sonra ortalıkta çalışan sıkıntısı iyice baş gösterecek ve işler aksamaya başlayacak. Ama bu kuşakların iş yaşamına bakış açısı ve beklentileri karşısında işverenin de yapacak pek bir şeyi kalmıyor. Sonuçta herkes çok para istiyor çünkü. İşveren daha çok kâr etmek isterken çalışandan kısıyor, çalışan daha çok kazanmak isterken de sürekli yeni bir iş arayışında oluyor. Kuşakların değişmesi uzun süre alacağından işverenlerin biraz daha şartları iyileştirmesinde yarar var. Zaten bir süre sonra zorunlu kalacaklar buna. Öte yandan da iş arayanların bazı beklentilerini uygun bir süreye kadar erteleyerek, iş yaşamına atılmaları gerekmekte. Karşılıklı adım atılmazsa bir çözümden de bahsedilemeyecek aksi durumda. Gençlerin bilinçlenmesi, kısa yoldan para kazanmaya değil, kalıcı işlere bakması ve kendilerini yetiştirmeleri önemli bu noktada. Yoksa dışarıdan gelen başka milletlerin insanları yavaş yavaş tüm iş alanlarımızı daha ucuza çalışmak kaydıyla dolduracak, böylelikle sıkıntı daha da büyüyecek. İşverenlerin bu konuda da dikkatli olmaları gerekiyor. Kendi insanı dururken, daha ucuza ve de çok yasal olmayan yollardan işçi çalıştırılması hem ülkeye hem de geleceğimize zarar verecektir.

Çalışmak her sürev size kazandırır. Hem maddi hem manevi. Elbetteki yalnızca çalışmaya gelmiyoruz yeryüzüne. "Yaşamak için çalış, çalışmak için yaşama." kuralını çok da bozmamaya çalışarak, ama beklentileri de süresinden önce yüksek tutmayarak, bir işin ucundan başlamak iyi olacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.