KOSER

İnsanoğlunun; yaşadığı, nefes aldığı dünyayla hayat bağlarının bir anda kesilmesi ne demektir?... Onulmaz acılarını yaşadığımız, kaybettiğimiz ve ebediyete yolculadığımız yakınlarımızın, sevdiklerimizin ve başka diğer insanların bu vedalarının adına kısaca "ölüm" denmez mi?

Türkçe Büyük Sözlük; ölümü, "Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, ebedî uyku, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat, sona erme, yok olma, ortadan kalkma" olarak açıklıyor.

Fakat bu durumu böyle açıklıyor açıklamasına da, bence eksik açıklıyor?... Çünkü bir de "öldü," diye bırakılanlar, ölümün kıyısından dönenler, İmamın kayığına tam da binmişken bu işten vazgeçip ondan inenler var ortalıkta... Ben; şimdi anlatacağım bumüstesna insanınki gibi böylesi bir olayı ilk defa görüp, ilk defa duyanlardanım mesela? Yani başka bir deyişle, hani o çok sözü edilen "O beyaz ışığı görme hadisesini" veya o çok meşhur beyaz sakallı ermiş amcanın; "Gel yavrum, geeel... Ebedi konaklayacağın yere kadar seni götürmeye geldim!" hikayesindeki gibi durumları..

İşte bu öykünün yazılmasına sebep ilgili kişi de, işte tamda öyle biri.

(Şehr-i Cananlı olup da, öykünün başlığına bakanlar uyandı da, onu tanımayanlar biraz düşünsün bakalım, bu adam, nasıl biri?)

* * *

Günlerden bir gün; Karadeniz kıyısında ve kendi halinde şirin mi şirin bir kentte hayat akıp da gidermiş... Bu kentin içinde de, yine kendi halinde ama tanıyan herkeslerin sevip saydığı biri yaşarmış... Ama "On parmağında On marifet" birisiymiş bu... Dost canlısı, iyi kalpli, yardımsever, gönül almayı bilir ve işte uzun lafa gerek yok; kısaca o "Adammış."

Günün birinde kalbi durmuş, bahse konu bu insanın... "Öldü" sanmışlar en başta onu, hekimler dahil etrafındaki herkes... Oysa arada derede bir yerlerde ama daha yapacağı çok işler, alacağı gönüller ve sevap hanesine yazılacak amelleri varmış ki demek ki; "öldü" sanıldıktan ve cenaze işlemleri dahi başladıktan sonra hayata yeniden doğmuş bu kişi!... Gözlerini hayata yeniden açmış!

Kimmiymiş bu, hayat çizgisi kesik kesik ama dostluğu, arkadaşlığı en üst perdeden insan?

İnsanları merakta bırakmayı seven bir yapım yoktur benim... Ne diyeceksem, kısa yoldan ve lafı uzatmadan söylerim. Şimdi de öyle olsun. O halde, açıklıyorum:

O biiiir insan...O biiiiir "adam gibi adam"O biiiiiir aktivist...O bir tiyatrocu...O biiir gazeteci...O biiiiir usta fotoğrafçı...O biiir Giresunspor ve Giresun aşığı...O bir iyi baba... (Eupator)O biiiiiiiir iyi eş...O biiiiiiir yürek dostu...Ve kısaca, o biiiiiiirrrrrr: "Koser"

Oooooo: İlyas KOSER.

* * *

Koser; kendisine göre bir yaşam çizgisiyle, çok şahsına münhasır hayat biçimiyle, sportmen, sanatçı ve memleket meselelerine duyarlı altın gibi kalbiyle bizlerin gözdesidir... Ben ona çoğu zaman "ağabey" hitabından da fazla "Koser Dayı" derim. Kendisi biraz ağabeyimiz, biraz amcamız, biraz da dayımız oluverir, yeri ve zamanına göre. Aslında o; bir gazeteci, iyi bir fotoğraf sanatçısı, namlı bir aktivist ve usta bir tiyatrocudur da ayrıyeten.

Modayla bile ilgilenir kimi bazen, hiç üşenmez... Geçenlerde o her zaman takıldığı sosyal medya hesaplarından bir demeçte bulunduydu kendisi... Son zamanlardaki moda akımlarına çok gıcık kapmış bu. Baktım, lafı yine gediğine otutturmuş;

(Çok sevdiği ve "gadillakım" dediği bisikletinden düşüp, eşofmanını yırtmış... Buna sebep, olası "bu moda akımından" yana duruyor.)

- 2016 yaz sezonu modası olarak yırtuk kot pantula garşı yırtuk eşortman modası çıkarmayı düşüniyum.(?)

(Hee... Biz de yediydik?) Az önceki satırlarda da belirttiğim gibi; sportmen yapısı ve doğa dostu yaşam döngüsüyle Koser bir bisiklet hastasıdır. Gadillakı onun can dostu, yareni ve yoldaşı olur... Arada ona hitaben, nerden gelip nereye gittiği belli bile olmayan şöylesi maniler bile yazar;

Gagillagın tekeriPatliyuda habireYamalamakdan döndüŞampriyeli kevgire.

Not: Dabanvaya galduk gene..

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, altına gerçek eski-püskübir gadillak bile aldırtma şansı tanımadığı bir emekli maaşıyla süren hayattaki bu sitemleri kimedir, nicedir, muhatabı bilinmez ama Koser'in gönlünün zenginliğini satın alacak para, daha henüz icat edilmemiştir...Biz bunu bilir, bunu söyleriz.

Giresun'daki bütün sosyal olayların en dikkatli takipçisi, açtığı muhteşem resim sergilerinin baş kahramanı, oynadığı tiyatro oyunlarının da yıldızıdır o... Karadeniz'de HES'lere karşı çıkan, Karadeniz Sahil yolunu çelikten kafeslerle sarıp sarmalayan üst geçitler dahil, etrafındaki bütün olumsuzlukları sonsuz bir derviş sabrıyla ve ustaca dile getirip eleştiren bir basın emekçisidir obir de... Fakat bütün bu üstün taraflarının yanında, garip garip de huyları da vardır..

Geçenlerde Koser'in aklına çocukluğu gelmiş... Uzaktan gördüğü lunaparktaki gondola binip, çocuklar gibi sallanmak istemiş canı... O anlarda da Giresun'da, merkez-meydan taraflarındaymış. Liman sahasındaki lunaparka ulaşmak içinse, rezil bir çelik üst geçitten geçmek zorunda...

Koser'in çocukluğuna gitmesini bile çok görmüş bu mimari şaheser ona(!)... Yorumu şöyle olduydu bize bu konuda;

- Luna parktaki gondola sallanmaya gidiyuduum... Ama baktım ki meydandaki üst geçit, gondoldan da iyi sallaniyu... Gondola pek de gerek galmadı. Una bindim.. * * *

Bu olaydan hemen sonralarda, Koser'in yaşadığı travma ruh halini tamamıyla bozmuş olacak ki; akşamına bir sosyal paylaşım sitesindeki şu paylaşıma ben hiç de hayret edemedim... Bu konudaki yorumu da öncelikle sizlere bırakıyorum. Yaşanılan bu kötü gün hakkındaki kararı da öncelikle sizin vermenizi rica ediyorum. (O gün çocukluğuna inemeyen Koser'in ruh sağlığından harbiden endişeliyim.) Yazılan metin aynen aşağıdaki gibidir:

İLK YARDIM NASIL YAPILIR(???)

Hayatımızda olası acil müdahale yapmamız gereken durumlar karşımıza cıkabilir. İşte o yüzden aklınızda bulunsun diye pratik ilk yardımlardan sizlere bir örnek:

Farzedelim masamız yanımızda koltuğumuzda yada sandalyemizde oturmaktayız. Bu arada hem kahvemizi yudumlar hemde gazete veya kitabımızı okurken, özellikle belirteyim ki bu durumda elimizde telefon nete girmek, kahveye saygısızlık olur.

Neyse biz gine esas konumuza dönelim. Nerede kalmıştık?

Evet, ilk yardımda... İşte tam kahvemizi yudumlarken birden masamıza patdacanak bir sineğin düştüğünü gördüğümüzde panik yapmadan nazikce sineği tutmalıyız.

Sonra sırt üstü yatırıp kontrol ederek şayet nefes alma zorluğu cekiyor ise hemen ağzını acıp bildiğimiz ceşme suyundan bir damla yarısı içirmeliyiz. Göreceksiniz sinek hayata dönecektir... Göreceksiniz sinek hayata dönecektir!

Yinede böyle bir durumla karşılaşmamanız dileğiyle. Sağlıklı günleriniz olsun. İyi geceler cümleten.

(Sizleri bilmem de; ben böylesi deli dembelek bir acil kurtarma işlemine ilk defa rastlıyorum. Fakat yine de, vardır Koser'in bir bildiği???)

* * *

Koser, bu örnekteki gibi, sosyal medya hesaplarını etkili kullanmasıyla da ünlüdür. O yeri gelir, yarınların veya bugünün hava durumu raporunu meteoroloji müdürlüklerinden bile önce verir;

"Hava gök gümbürtülü sağanak yağışlı olacandan tedbirli olalım. Islana gene gezmek istiyenler sahilde yürüyebülür, acayip de keyifli oliyu."

Gerektiğinde ise felsefe ustası bir filozof olur; (Çok önemli (!) bir başka konuya da tepkisini koyarak)

"Hava ışıdı gün aydın oldu, akşamca hava gararacak gün akşam olacak u zamanda iyi günakşamlarmı diicük" * * *

Metin yazarlığını ve yönetmenliğini Usta TiyatrocuŞaban KARAKAYA Hocamızın yaptığı "Aretias'ın Sessiz Çığlığı" ve yine büyük yetenek, kardeşimSerkan KAYACIK' ın yazıp yönettiği "Andır Galsın" adlı muhteşem oyunlarda gösterdiği üstün başarılı rollerle adını tiyatroseverlerin hafızasına kazıyan bir isimdir bizim Koser... Aynen yaşadığı sıradışı hayatta olduğu gibi, bir tiyatro oyunundaki rolünde bile "HES'lere hayır!" diyebilen bir çevreci, bir aktivist ve doğa dostudur o..

Yaşadığı, soluk aldığı ve çok büyük bir aidiyet duygusuyla aşığı olduğu kentteki her olumsuz şey derinden yaralar onu. Tepkisiz kalamaz böylesi durumlara. Yüksek katlı iğrenç yapıların resimlerini durur durur nefretle defalarca yayınlar. Çirkin ve rezil çelik yığını üst geçitleri sürekli resimler ve eleştirir. Bu, etrafında olan bitenlerle alakalı olduğu kadar, özyurdunda olan kötü şeylerle de ilintilidir her zaman. Mesela o, Milli Bayramların yasaklanması, eskisi gibi törenlerle kutlanmaması hadisesine de çok tepki göstermiştir her daim. Aşağıda Koser'e ya da bir edebi şahsiyeteait olan ve bir ültimatom, bir manifesto noktasındaki kızgınlık ve tepki ifadesi "ayar" da onun eseridir.

"Ya Bayramlar Bayram olsun Kurtulsun. Ya takvimler cayır cayır yırtılsın!.."

Ben bile, tırstım valla!!!

* * *

Her şeye rağmen yine de; sosyal paylaşımları daha çok insancıl veiyi dilekler barındırır onun... Gönlü gibi güzel laflar dökülür zaman zaman klavyesinin tuşlarından;

Günüüüz haftaaaz ekmek üstüne sürülmüş fındıklı kakaolu krema gibi dapdatlı olsun.Ekmeeniz darı ekmee, çayınız Tirebolu Eynesil çay olsun.Pisiklet sürennerin tekerleeene daş cam çivi mivi değmesin.Olta balıkçılarının kovaları istavrit çinekop dolsun.Telefonlarınızın şarjıynan, Net kotanız bitmesin.

(Onun sayfasında bu ve benzeri edebi şaheserler o kadar çoktur ki?)

Sayfasını açıp da, direk kahkaha attığım yegane insandır o birde benim... Koser yaptığı akıl almaz paylaşımlarla beni gülmekten halden hale sokar... Geçenlerde üniversite sınavları açıklandıydı memlekette. Bir de ne görsem iyi, bizim Koser'de bir fakülte kazanmış(!) Yazmış bu haberi de facebook'tan;

- Yüksek İstirahat Fakültesi Cadde,Yalı,Mendirek,Sahil Gezme Uzmanlığı Pedallama işleri bölümünü gazandım.

Fedakar ve vefakar takipçileri ise ona cevap vermekte gecikmememişler ama...Bunlar arasında; "tebrik ederim kardeşim" den tutunda, "iyi puanın yetmiş... oraları kazanıp da gidemeyenler de var," ya da "Abi, sen o bölümü yeni mi kazandın? Oysa çoktan yüksek lisans yapman bile lazımdı" diyenler de...

Fakat Koser, bu eleştirilere cevap vermişti... Takip ettim özellikle, "ne demiş" diye;

- Hocalar beni mezun olmasın, onugaybetmiyelim diye sürekli sınıfta bırakıyu... En yüksek lisansı ben yapacakmışım..

Koser'e bu konulardaki takılmacalar devam ediyor. Tartışma sürüyor. Bunlar içinde, en çok da şu yoruma güldüm;

- Her sene aynı yeri kazanmak?... İstikrar bu olsa gerek!..

Bir başkası, daha beter kafa yapıyor Koser'le;

- Yıllardır bekliyorduk bu anı... Nasıl gurur duydum anlatamam. Umarım tüm gençler seni örnek alır.

Koser, bu sözleri hiç takmamış gibi görünerek konuyu değiştirir... Onun, böylesi durumlar için düşünülüp hazırlanmış, eşi benzeri görülmemiş özlü sözleri vardır:

"İncir ağacından oklava, darı unundan baklava olmaz..."

Ya da sinirlendimi, arada bir şu özlü(?) cümleleri yazar;

- klnmxsjktşouertğsşiyzöcxw hallapşallalomm..

???

(Ne demekse?)

* * *

"Alem" adamdır bizim Koser... Ama "İnsan Adamdır."

Bizlerle bir: "Çok yaşasın."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Akyol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.