MEVSİMİNE YARAŞIR BİR ANKARA

Bugün verdiğim en doğru karar: Eve giderken Ulus’tan geçen otobüslerden birine binip yolumu uzatmak… Bunu çoğunlukla yaparım. Hele de cam kenarı bir koltukta yer bulabilmek, kısa mesafede güzel bir yolculuk yapmaya fazlasıyla yetiyor. Bugün de bu zamanlarımdan yalnızca biriydi.

Sanıyorum yağmur iki-üç saattir yağıyor. Kızılay’da durağın önüne geldiğimde otobüsün durağa henüz yaklaştığını görüyorum. Hep yaptığım bir oyun: Otobüsün kapısının tam olarak nerede açılacağını tahmin edip ona göre bir yerde beklemek. Evet, bugün de otobüse ilk binenlerden oldum. Mutluyum… Arka sıralardan cam kenarı bir yer buluyorum ve oturuyorum. Camın buğuları arasından taksilerin siluetlerini, kırmızı firen ışıklarını ve farların yansımasını izliyorum.

Ankara’da ne zaman ansızın yağmur başlasa müthiş bir trafik oluyor. Sanırsın bir yerlerde pusuda bekleyen otomobiller o an trafiğe dahil oluyor. Nasıl oluyor bilmiyorum ama bu beni her seferinde şaşırtan bir durum. Otobüs duraktan ayrılıyor. Karşımda aceleci bir şehir var. Duraklarda endişeli bekleyişler, sabırsız bakışlar… Kimileri işten yeni çıkmış evine bir an önce gitmek istiyor, kimileri bir umut elinde kalan son parçaları satmaya bakıyor, kimileri de montunu başına geçirmiş yağmurdan kaçarcasına bir yere yetişme derdinde.

Yağmur yavaş yavaş yerini iri kar tanelerine bırakıyor. Az önce yağmurdan korunmak için şemsiyelerini açanlar şimdi karın yağdığı tarafa doğru şemsiyeyi siper etmiş yürüyor. Ulus heykelini az önce geride bıraktık. Burada da koşuşturma Kızılay’dakinden hallice. Birden kulağıma, çocukların camdan bakıp attıkları sevinç çığlıkları ilişiyor. Çoğunun yüreğinden geçen ‘’Tatil olur mu acaba?’’ sorularını duyabiliyorum. Uzun süren yağmurun ardından inatla yeryüzüne inen kar taneleri galip geldi. Kar taneleri düştükleri yerde beyaz izlerini bırakmakta ısrarcı. Belki de bundandır, kar daha aceleci yağmaya başladı. Öyle ki birbiri ardına düşün kar taneleri hızla geçen arabaların rüzgarıyla savrulmuş, ne tarafa ineceğini bilemez olmuştu.

Yavaştan belli oluyor şehrin üstüne çekilen beyaz örtü. Şimdiden diyor ki; ‘’böyle devam edersem, az çocuğu mutlu etmeyeceğim.’’ ‘’Ama… Ama az insan da üzülmeyecek soğuktan titreyen ellerini birbirine kavuşturup, nefesiyle ısıtmaya çalıştığında.’’

Dışarıda bekleyen insanları artık birer kardan adam olarak görüyorum. Tepelerine birikmiş kar taneleri erimeye başladığında yerine yenileri hücum ediyor.

Yol kenarındaki ağaçlar bugünü beklemişçesine bütünleşiyor beyaz örtüyle. Ve kar taneleri düşecekleri yeri biliyormuş gibi muntazamca ilişiyor yapraklara.

Park halindeki arabaların üstündeki karlar, yarın sabah çocukların küçük elleriyle buluşacağa benziyor.

Gün akşam oluyor. İnsanların, arabaların, evlerin, şehrin üstüne karanlık çöküyor. Fakat kar, geceyi aydınlatmaya kararlı bir şekilde yağmaya devam ediyor…

Ve Ankara, mevsimine yaraşır bir hal almanın mutluluğunu yaşıyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yeşim Ersoy - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberler Ankara editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberler Ankara değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?