YEYİNİZ.. İÇİNİZ... İSRAF ETMEYİNİZ.

İsraf... Varlığı, yokluğa Zenginliği fakirliğe çeviren, çevirmekle de kalmayıp insanı ve insanlığı, toplumları dumura uğratan toplumsal bir felaket, bir çöküştür. Oysa asırlar öncesinden gelen o kadar güzel nasihatlar ve uyulması gereken kaideler var ki; ne hikmetse hep o üç maymunu oynuyor, oynatıyoruz. Bir yapabilsek; Bir Bismillah deyip başlayabilsek, Bir amenna ve sadekna diyebilsek, Bir, O (c.c)dediyse doğrudur diyebilsek, gururumuzu, enaniyetimizi, kibrimizi, dünyevilik hastalığımızı şöyle bir kenara bıraksak, bırakabilsek. İşte o zaman; Hem dünyamız, hem ahiretimiz, hem hanelerimiz, hem keselerimiz, huzura ve sağlığa erecekler. Fakat biz inat üstüne inat yaparak adeta kendimize zulm ediyoruz. Ve; Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allâh isrâf edenleri sevmez.”(A'râf Suresi 7/31) Acaba İSRAF YAPMIYORMUYUZ?

Ey îmân edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin! Eğer sâdece Allâh'a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin!”(Bakara Suresi 2/172) Pekiii YA ŞÜKREDE BİLİYORMUYUZ?

Canının çektiği ve arzu ettiğin her şeyi yemen, şüphesiz israftır!”(İbn-i Mâce, Et‘ime, 51) CANIMIZIN HER İSTEDİĞİNİ YEYİYORUZ ÖYLE DEĞİL Mİ?

“İnkâr edenler, dünyada sâdece zevk u safâ ederler ve hayvanların yediği gibi yerler! Onların varacağı yer cehennemdir.”(Muhammed 47/12) AMENNE VE SADEKNA...

Akrabaya, yoksula ve yolda kalmışa hakkını ver. Bununla beraber malını saçıp savurma. (İsra Suresi -26) HAKKINI HAKLARINI VEREBİLİYOR MUYUZ?

Mevlânâ hazretleri yeme içme ile insan mâneviyatı arasındaki alâkayı şöyle dile getirir: "Kene gibi pis bir deriye konup şişeceğine, kuşlar gibi yarı aç ol ki fezâlarda dolaşasın.”

Asrın alimi Bediüzzaman Said Nursi ise şöyle belirtmiştir; "Hâlık-ı Rahîm, nev-i beşere(insanoğluna) verdiği nimetlerin mukabilinde şükür istiyor. İsraf ise şükre zıttır, nimete karşı hasâretli bir istihfaftır. İktisat ise, nimete karşı ticaretli bir ihtiramdır."

Evet; Rabbimiz bizden sadece ve sadece ZİKİR, FIKİR, ŞÜKÜR istiyor. Oysa biz; DAHA ÇOK, DAHA FAZLA, EN FAZLA, FAZLANINDA FAZLASINI istiyoruz. Peki istiyoruz istemesine de ya sonra? sonrası... İşte, oyunun sonuda burda bitiyor. Ve insan DAMA diyor. Yani ÖLÜM ! hoşgeldin diyor. Ne oldu? Malda, mülkte evlat ta aklınıza gelecek her şeyiniz " sevdiklerim" dediklerinin veya dedikleriniz hepside sana mezarlığın kapısına kadar eşlik ettiler. Sonra... Yok, ordan sonrası yok. Rabbim (c.c) biz kullarından herşeyin orta hallini istemiş. YEYİNİZ, İÇİNİZ, lâkin israf etmeyin/iz demiş. Yani ortasını, yani vasatını yapın istemiş. O halde ortasını bulacak yani vasatını seçecek ve olması gerekeni yapacağız. Aşağıda yaşanmış bir vaka var, lütfen zengin olacağım diye çocuğumuza, çocuğunuza , eşinize ve sevdiklerinize ve en önemlidi KENDİNİZE, kendi paranız ile ZULÜM YAPMAYINIZ. Verin ki, Rabbim daha çoğunu versin. Verin ki, kalblerde ki zengin ile fakir arasındaki köprüyü kurun. Verin ki, veren elin alan elden üstün olduğu mutluluk ve huzurunu yaşayın. Verin... İnanın eksilmez. Zira arş-ı alanın sahibi eksiltmez bilakis çoğaltır. Gelin maddedeten zengin, lâkin manen FAKİR ve FUKARA olan dünyanın en zengin kadının bir de aile hayatına ve sonuna bakalım. O zaman KİMİN ZENGİN? KİMİN FAKİR? olduğuna karar verelim. Ne DERSİNİZ?

Dünyanın en cimri kadını Wall Street Cadısı olarak da bilinen tüm zamanların en cimri kadını ünvanıyla Guinness Rekorlar Kitabı'nda yerini alan Hetty Green, gerçek bir servet düşkünü ve tutumlu olmaktan çok uzak gerçek bir cimri olarak tarihe adını yazdırdı. Bir zamanlar dünyanın en zengin kadını olan Hetty Green, 21 Kasım 1837 tarihinde ABD'nin Massachusetts eyaletinin New Bedford şehrinde dünyaya geldi ve çocukluğunda babası tarafından yetiştirildi. 6 yaşından itibaren ekonomi ve finans haberlerini okumaya ve takip etmeye başlayan Green, ilk banka hesabını açtığında henüz 8 yaşındaydı. Aynı zamanda matematik alanında da inanılmaz becerilere sahipti. İş dünyasında acımasızlığıyla nam salan Green'in babası Robinson, balina işine girmiş ve oldukça da fazla para kazanmayı başarmıştı. 31 yaşındayken vefat eden babasından Green'e 7,5 milyar dolar miras kalmıştı. Babasının ölümünün ardından zengin teyzesi de vefat edince Hetty Green, yüklü başka bir mirasa daha sahip olmuştu. Ned Green ile hayatını birleştiren Hetty, iki çocuk dünyaya getirmişti. Hetty için işler yolunda gitse de eşi Ned için işler pek de yolunda gitmiyordu. Bir süre sonra iflas eden Ned, Hetty tarafından yardım görmediği gibi aynı zamanda iflası bahane edilerek evden de kovulmuştu. Hetty, tasarruf yapmak için evinde asla kalorifer ve fırın kullanmıyor; ısınmak için hiç para harcamıyordu. En ucuz kurabiyeleri yediği ve siyah elbisesini yıllarca giydiği kayıtlara geçen Hetty'nin hastalık derecesindeki cimriliğinin sonucunda kangren olmuş ve bacağı kesilmişti. Kaynak: ekonomist.co

Ne dersiniz? Gerçekten de işin özü, ortası yani vasatı İKTİSAT ETMEK, KANAAT ETMEK, İSRAF ETMEMEK, imiş öyle değilmi?. O halde yeyiniz, içiniz; lâkin israf etmeyiniz ve siz siz olun her işinizde orta yolu yani vasatı seçiniz. Selâm ve dua ile.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bülent Ertekin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberler Ankara editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberler Ankara değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'nın En başarılı ve En İyi Belediye Başkanı Kim? Ankara Belediye Anketi