AZER YARAN'a: ADRESSİZ / ZARFSIZ / PULSUZ MEKTUPLAR -1

terkin terki

atımın terkisinde terk ettim, kimi eski sevdalarımı.kim bilir Azer Ağabey?atları çok sevmem belki de bundan.Büyük Şairler atlara su veriyorlarken şiirlerinde,ben rüyalarda ağır aksak yürüdüm, sensiz ama yüreklikülhanbeyi sevdalardan geçtim, gidişim belki de bu yüzden rahvan..

daha henüz demin gördüm;sevdiceğim gelmiş!sevdiceğim gelmiş rüyalarıma, çok uzaklardan..ya da ben öyle sanıyorum?

yine al al çiçekler açar şimdi yeşil memleketimrenkli fistanlar giyili, şimdi sevgiye durur.söyleme bunları kalbim kendi kendinebak şimdi ben, bak işte şimdi, şimdi mutlu olurum.söyleme kalbim daha dur!yari sevmelere devam edersem?gün olur:belki bir gün ben de, "Sen" gibi bir şair olurum.

bildim, bunu kimseler bilmese de...Sen; "Ordu'nun Yitik Şairi ol, Azer Ağabey," varsın olsun?ben olmayan; "Bir Deli Kayıp Sevdanın"Giresun'daki terk edilmiş oğluyum.

Azer Ağabey;

Sana bu satırları kapkaranlık bir gecenin içinden, çok geç saatlerde ve fakat bizlere bıraktığın yaşam ve şiir ışığının nuru içinden yazıyorum. Yukarıdaki dizeler naçizane yüreğimden kopmuş olup, senindir, sana ithaf olunmuştur. Az sonra sabah olacak. Güzelim Yurdum ve senin komşu toprağın Yeşil Giresun şimdi artık sakince, derin uykuda. Diliyorum ki; senin varmış olduğun sonsuz uyku da, şiirlerinin geride kalan ışıltıları gibi aydınlık olsun.

Bu zamana kadarki hayatımın okunan kitapları içinde en güzellerinden birini henüz yeni bitirdim. Şimdi, şu anda elimde o var: Sana adanmış, seni anlatan.

"Kıyısına Sığınan Deniz" adı... Hazırlayanı ise: Sevgili Ağabeyim, Yazar "Gökhan AKÇİÇEK"

Kendisine ve 29 harfle ve şiirle seni yazıp anlatan tüm yazın dostlarına hem teşekkür, hem selam olsun.

304 sahife bu kitap... Okudukça bana; ara ara, elimi yüzümü yıkatıp tekrar gelip başına oturma molaları verdiren... Zira; okudukça, çokça, ağladım.

Şu anda da ağlıyorum.

* * *

Gözlerim inat edip, ağlayarak bu geceBir hüzünlü kitabı gözyaşıyla bitirdi.Meğer yeni anladım:İmran'ın Kızı Meryem, İsa'yı doğurduğundan beri?İki Bin yıldır,Severmişim ben seni! (Aşka Biat/Can’ın Hikayesi, M.AKYOL, Deli Gönlün Dolu Şiirleri)

...

Azer Ağabey; güya eski bir şiirle konuya ve hal-i pür melalime atıfta bulunmaya çalıştım. Hata ise: Lütfen "hoş gör." Zira, aynı, dizelerdeki gibidir şu an içinde bulunduğum hal? Ağlamaklı. Kırgın.

"Kıyısına Sığınan Deniz" de, senin ömrün boyunca tanıdığın Dost Kalemlerin, Şair ve Yazar Arkadaşlarının, bir de kimi Yakınlarının yazıları var. Senin Edebi kişiliğin hakkında da olağanüstü güzel yazılar ve tabi ki muazzam "Azer Yaran Şiirleri"nden oluşma güzelce de bir harman sunmuşlar bize... Ben bunlardan bahsetmeyeceğim. Yazacaklarım Edebi bir kalemden düşme olmayacak, gönülden kopanlar olacak bunlar..

Biz seninle hiç tanışmıyoruz ama bu kitapta duygusal manada çok takıldığım ve aslında seni çok iyi tanıdığımı anladığım, beni kimi duygu sellerine katıp sürükleyen nüanslar yakaladım, ikimize dair... Hayal kurgumun içinde diğer fazla olacaklardan da, senin rızanı almak istedim bu satırlarla. Adına "Mektup" dediğim bu adressiz, zarfsız, pulsuz metnin yazılış amacı budur.

Azer Ağabey; duygusal insanlar; cümle beşeri düzen içinde kimselerin görmediği, kimselerin duymadığı, kimselerin dikkatini celp etmeyen nesne, ses, durum ve olayları görüp duyarlar. Buna her daim inanmışımdır. Alemin o sonsuz ve muazzam intizamı içerisindeki senfonisinin bu ayarda devamını sağlayan bir armonisi vardır mutlak... Buna, bir büyük Kudretin emir ve yön verdiği. Ona; "Ol!" dediği... O; "Ol!" der, ve olur.

Hayat, sevinç ve acı : Enel-hak!

Okudukça, senin bu gizleri ve gizli sesleri duyduğunu gördüm Azer Ağabey. Okudukça, senin bu alemin içinden gelip geçmiş bir Şairden çok, yükünü tutmuş bir Alim, bir Veli, bir Edebi Ermiş ve Yürekli Bir Gönül Dostu olduğunu anladım; ara ara ağlamalarım bundandır?

Seninle hiç tanışmadık. Ama bir hayatın içine sığabilecek yapılan bütün haksızlıklar, yaşanan bütün acılar ve insan denilen varlığın sabır sınırlarının nasıl da yıkılıp, parçalanıp, tarumar edileceğine dair kıssalar gördüm. Vefayı, vefasızlığı, yalnızlığı, terki-terkini, yıkımları gördüm. Bir durup bir ağlamam, biraz da bundandır!

Sonra. Okudukça..

Şiirlere sığınan bir Adam gördüm... En yalnız ve garip gecelerin yıldızlarını üzerine "örtü" eden bir Adamdı bu. Karadeniz'in o masmavi sularında günahlarını yıkayıp arıtmış, derelerinin tertemiz çağlayanlarından sanki zemzem suları içmiş bir adam:

Dağlara, ücraya, yalnızlık ve yokluğa, doğanın anaç kucağına sığınan bir çocuğu da gördüm peşi sıra... Toplumsal kötülükten, kötülük dayanışmasından ve hiç hak etmediği halde üzerine üzerine yönelen kötü bakışlardan, şerden, nefretten, ihanetten kaçan çaresiz ve zavallı bir çocuktu sanki o!... Ağladım... Bu dünyada hep sen mi ağlarsın sandın Azer Ağabey; kendi çok güzelce bir gelinciğin, girip de boğduğu, kırlangıç yuvası içindeki yavru kuşlara?... Hep sen mi ağlarsın sandın bu dünyaya; Karadeniz'in mavi sularından cansız, kanatsız, kaskatı kıyıya vurmuş karabatak sürülerine? Hep sen mi ağlarsın; yitik analara, bacılara, karın kardaşa, yare, börtü böceğe, yaratılan ama kaybedilene?... Lime lime edilen, satılan-sömürülen ülkeme hep sen mi ağlarsın? Şimdi sıra ben de!..

"Tiranlar Ozanı anlamazlarAnladıkları zaman yaşatmazlar." (Voznesenski)

Bak! İşte şimdi yine ağlıyorum... (Zaten çoğuncası,) gözlerimin nemiyle karışık okuduğum bu kitaptaki şiirlerinin aklıma yer etmişleri, yine takıldı yadıma... Oysa ben seni hiç tanımadım?

Şair bu, zaman olur böyle kalabalık bir köşedeYapayalnız ve gözü pek dizeler çiziktirir.Şair gerçi bir kuyumcu değilse deYüreğinin tellerinde altın biriktirir. (Şiirler Okudum Bugün, Giz Menekşesi, s. 25)

Sen için; "çok uzun boyla ve antik heykelleri kıskandıracak kadar özenli bir fizikle yaratılmışsın" dediler... Dev, sarışın, Eros gibi bir Adam. Fazlaca zarafet, salt ışık, birde olağanüstü bir asalete bezeli kibarlığın. Tanrı vergisi bir ses rengin varmış bir de? Ben o sesi hiç mi hiç duyamadım. Hazreti Davut seni görse, onun kıskanacağı kadarmış... Çok iyi bir sanatçıymışsın bir zamanlar TRT 'de..

Yüzünün ışıltısı, gönlünün zarifliği ve naifliğini yansıtırmış? Bir de çok temiz ve şık giyinirmişsin? Kafkaslardan gelip geçerken Anadolu'nun Kuzey kıyılarına uğramış bir şiir evliyasının dünyayla bağının kesildiği bir gün varmış bir de? İşte, esas o sonsuz aleme gittiğin gün bana koydu Azer Ağabey, işte o hüzünlü gün esas?... "5 Ekim 2005"

Zira, senden eskidir, 1992'dir tarihi ama yine bir "5 Ekim"dir: Babamla aynı gün ölmüşsün Azer Ağabey! Babamla aynı gün!

Babamla aynı günde..

Fakat çok ulaşılmaz ve bence güzel bir ömrü sürüp de yapmışsın ama bu vedayı... Şimdi şiirlerin öksüz değil, sen üzülme, ne de kitapların yetim.

Sana bir sözüm olsun:

Ankara da, Büklüm Sokak ve Tunalı Hilmi Caddesinin kesiştiği köşedeki "Annem" restorana, bir yayıncı dostuna ölmeden önce söz vermişsin; "sağlığıma kavuşursam, seni oraya davet edeceğim" diye... Görev bildim Azer Ağabey, ilk fırsatta yapamadığını düşündüğüm bu sözünü ben yerine getireceğim. "İki tek" zamanı kadar olacak, orada geçecek sürem... Misafirini gelirse onu ne çok yorup, gelmezse de bekletmeyeceğim.

Mülkiyeliler Lokalini çok severmişsin bir de?... Ben de bulundum orada bir kaç kez, ve o güzelbahçede... Son seferde Şair Yavuz KAYACIK ve Ankara'dan bir grupla oradaydık. Senin için o güzel bahçeyi de yad edeceğim. Bana çok dokunan satırlarından biri oldu; kim bilir, belki de şu dize; "O bahçede, bardaktaki rakımı, belki de gözyaşım beyazlatır."

Yine beyazlatırız.

* * *

Aslında seninle aynı paraleldeyiz Azer Ağabey. Aynı paydada, tasada kederde, her şeyde paydaşız... Vatan sevgisiyle çarpan kalbimiz bir... Ben bir Giresun'luyum, "burada da gün ışığı Türk!"

"Burada/denizin ve toprağın sesi tuzlu/gök mavisi ıslak!/Burada gün ışığı Türk!" (Burada Gün Işığı Türk/1996)

Sen benim, elimi uzatsam tutabileceğim kenttesin. Sana Bolaman/Kavraz/Korucak ne ise, bana da Giresun/Uzgur aynı... Dağlarımız, yamaçlarımız, yalılarımız-yarlarımız, çiçeklerimiz-kuşlarımız aynı... Taflan, bu topraklarda da "taflan." Buralarda da aynı: Danaburnu, tikenucu, ısırgan..

Ay eğri bıçak yarasıFatsa-Ünye arası... (Ay Üzerine Çeşitleme, Mayıs, s.82)

Merak etme Azer Ağabey? Ay, Giresun'da da; "eğri bıçak yarası..." Bize.

Okudukça, Seni; memleketimin, onulmaz acılarla dolu bir hayat sürmüş ama bu dünyadan sessiz fakat onurluca göçmüş yitik şairi Can AKENGİN'e ne çok benzettim oysa?... Ki, kendisi benim öz be öz "Büyük Dayım" olur... Şiiriniz, tavrınız, duruşunuz ve hayatınız birbirine tıpatıp ve o kadar benzeş ki? Ara ara, durup durup ağlamam belki de bundan?

O da kuşları çok severmiş. Onlara çok acıdığına, ömrü boyunca av eti hiç yememiş:

...

Kuşların da düşmanı var mı sence?Sana bir şey diyeceğimAnneciğim ben büyüyünceKuşları öldürmeyeceğim! (Kuşları Öldürmeyeceğim, Giz Menekşesi Toplu Şiirler/2004)

* * *

Ve Azer Ağabeyim şimdi sana veda zamanı... Çevirilerini yapıp şiirimize kazandırdığın Sergey Yesenin, Anna Ahmatova, Boris Pasternak, Aleksandr Blog, Vlademir Mayakovski, Aleksandr Puşkin, Mihail Yuryeviç Lermontov, Gennadi Aygi, Marina Tsvetayeva ve sana selam, saygı, hürmet.

Son olarak, sana bir söz vermeliyim; ellerim yavandır belki fakat, yüreğim duyguludur benim, Güzel Ağabeyim... En umulmaz ama yağmurlu bir havada, mezarının başına bir yavan el dokunursa; bil ki o eller: ellerimdir..

Yağmurlu bir hava seçimi ise; gözyaşlarımı saklama çabası.

Gönüllü insanlar istek, dilek ve muradlarını sona saklarlar, ben de öyle yaptım. Bir kızım var Azer Ağabey, yaşasaydın ellerinden öpecek kızım. Adı: Rana... Bunu önce şimdi senden, daha sonraki zamanlarda da usulünce ondan isteyeceğim:

Gerektiği zamanda yapı(zı)lacak bir "mezar taşı." bu?

İznin, müsaaden ve o emrin olursa, o taşta bırak da şunlar yazsın:

Şair ölmüşyas denizi ışıldıyorbir yaşam dizesine gömün onuşair ölmüştoprağa gazel düştübir güz türküsüne gömün onu

...

soluğumun humusunda bir Murad ölmüşşair!-Ölümün üzre bir filiz sürmüş-Azer'in türküsüne gömün onu

- S 0 N -

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murat Akyol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.