Organik Robotlar: Çocuklar

Eskiden çocuklara hiperaktif yaftası hiç yapıştırılmazdı. Neden? Çünkü böyle bir durum tanımlanmamıştı henüz. Dolayısıyla çocuğun yaramazlık yapması olağan bir durumdu. Ama şimdi öyle mi? Her hareketli çocuğa, yerinde duramayan, sürekli oyun oynamak isteyen, parka gidip arkadaşlarıyla hoplayıp zıplayan, evde eşyalarla kendine sanal dünyalar kuran her çocuk bir anda anne baba tarafından "hiperaktif bizim çocuk galiba." denip, çocuğun içindeki çağlayan şelaleyi durdurmak ya da durultmak için verdiler eline hemen el bilgisayarını, akıllı telefonları ya da koydular televizyonun önüne acımasızca. Yeter ki sakin dursun, hareket etmesin, etrafı dağıtmasın, beni yormasın. E şimdi bu durumda ortada bir çocuk mu var yoksa çok erken yaşta, yaradılıştan gelen çocukluk dönemi zorla bastırılmış, zamansız bir yetişkin durumuna sokulan bir canlı mı var?

90'larda ve 2000'lerin ilk yarısına kadar olan dönemde, henüz ceplerimizdeki yeni akrepler yerini almamışken, çocuklar dışarıya çıkmak için can atar, anne babalarından izin koparmak için binbir dereden su getirip, arkadaşlarıyla oynamak için sokağa atarlardı kendilerini. Sonra sokakta bulduklarıyla oyunlar oynar, telsizler yapar, kumdan kale, köprü, yollar yapar, topla çok çeşitli oyunlar oynarlar ve terlerler. Arada düşerler, dizleri kanar, susarlar gelip camdan "anneee su ver." diye bağırırlar ve o sokaktaki canlılık hiç bitmezdi. Şimdilerde ise neredeyse sokakta çocuk bile göremiyoruz. Daha doğar doğmaz hemen çocuğun gelişimi için bir tasarı yapılır ve kurallara uyması için zorlanarak, yaşama alışması istenir. Daha doğarken yetişkin doğmasını istiyoruz onların. Uslu dursun, oturup kalkmasını bilsin, kötü konuşmasın, düşmesin, emeklemesin, en iyi olsun, en kısa sürede dil öğrensin, zeka fışkırsın bir an önce. Çağımızın organik robotları artık çocuklar oldu.

Çocukluğunu yaşayamayan ya da çocukluğu yaşatılmayan bir çocuğun ilerideki kişiliği ne yazık ki pek de olumlu sonuçlar doğurmuyor. Her şeyi yeri ve zamanında yaşamanın güzelliği vardır. Çocuk olmanın da güzelliği onun hareketli olmasından, kırıp dökmesinden, düş kurmasından, çamura batmasından, yeryüzünü kendi çabasıyla keşfetmesinden, anne babanın sınırlarını kendi yaptıklarıyla öğrenmesinden, bağırmasından, çağırmasından, küsmesinden, sevinmesinden, nedensizce size sarılmasından ve bunun gibi pek çok durumdan geliyor. Bırakın çocukluklarını yaşasınlar. Zaten ilerde yeterince dertleri olacak. Ama bir daha asla çocuk olamayacaklar. Siz hiç yeni doğmuş bir yavru kedinin ya da köpeğin, hareketsiz durduğunu gördünüz mü? Asla. Çünkü oyun ve keşif zamanıdır yeryüzünü. Kurallarını kendi kendine öğrendiği bir dönemdedir. Çocuklarınız hiperaktif değiller. Onlar yalnızca birer çocuklar ve öyle de olmaları gerekiyor. Eğer buna izin veremeyecekseniz, lütfen çocuk sahibi olmayın. Onlara doğar doğmaz sizin gibi davranmalarını söyleyemezsiniz. Bu yaradılışına karşı gelmek olur. Çocuk istiyorsanız, her evresine de hazırlıklı olmanız gerekiyor. Eline cep telefonu verince, onları daha zeki yapmıyorsunuz ne yazık ki. Bırakın kendi oyununu keşfetsin, arkadaşlarıyla uzayda dolaşsın, yeşil gökyüzü, pembe deniz, sarı dağlar düşlesin, resim yapsın, bırakın uçan geyikleri olsun, bırakın size çocukça sorular sorsun, ki bu şekilde sağlıklı büyüsünler. Unutmayın ki geçmişte en çok özlenen dönemlerden birisi çocukluktur. Bunu onlara çok görmeyin. Hiç değilse özlenebilecek bir çocuklukları olsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.



Anket Ankara'nın En başarılı ve En İyi Belediye Başkanı Kim? Ankara Belediye Anketi