Yeryüzünü Koruyan Canlılar

Bilindiği gibi yeryüzünde binlerce türde canlı yaşamakta. Karıncadan file, kediden zürafaya, maymundan kuşa, ve en üstün olanı insana kadar. Gözle görünemeyenden görünene kadar binlerce türde canlı. Hepsinin yeryüzündeki görevi ayrı. Her ne kadar tüm kainat insanoğlunun emrine verilmişse de, insan dışındaki canlılar olmasaydı eminim şuan yaşayabileceğimiz bir gezegen kalmamıştı. Ya da gezegenden geriye kalanlarla insanoğlunun pek yaşayabileceğini sanmam. Zira bu üstünlüğe rağmen en çok zararı ve yıkımı da yine insanlar vermekte. İyi ve kötünün savaşı gibi, zararlı ve yararlının da savaşı bitmek bilmiyor. Bunun içindir ki hayvanlar doğada biyolojik olarak çok daha fazla yer ve yaşam alanı kaplamaktadır. Bir düşünün, ormanlarda yaşayan börtü böcek, yılan, örümcek, kuş, maymun, aslan, vaşak olmasa, oradaki ormanlar yerini çoktan betona bırakmıştı. Nehirlerdeki timsahlar, balıklar, kurbağalar, denizdeki balinalar, deniz anaları, fok balıkları, tatlı sudaki balıklar, yusufçuklar bg. olmasa, oralarda çoktan itinayla kendi doğası dışına çıkarılmış olurdu. Günümüzde bu yaşam alanlarının sakinlerine rağmen baltanın kestiği, betonun kapladığı, dumanın boğduğu, çöplerin yayıldıkça yayıldığı alanlar artmakta. Dur diyen az, vur diyen çok olunca ne yazık ki kaliteli yaşam gün geçtikçe daha da azalmakta, hastalıklar çoğalmakta, günlük gerginlikler artmakta ve üstüne üstlük bundaki nedeni kendinde görememekte insan. Görenler de canla başla doğayı kurtarma çabasında.

Düşün ki, sokaklarda kediler yok. Fareler her yeri basar, günden güne farelerin etrafa verdiği zarar artar. Karınca yiyenler olmasa, sabah kulağınızdan ağzınızdan karınca toplamak zorunda kalabilirsiniz. Arılar olmasa, çiçeklerde tozlaşma olmaz ve git gide o güzelim çiçekler azalır ve biter. Rüyalarda hayalini kurarsınız artık. Tavuklar, hindiler olmasa toprakta solucan, böcek patlaması yaşanır ve olacakları hayal gücünüze bırakıyorum. Tarlada, bağda, bahçede, sokakta, dağda, ormanda, nehirde, denizde, havada ve karadaki hayvanlar olmasa, insanoğlunun yaşayabileceği bir çevrede olmayacak. Olan çevre güzel olmayacak. Kuş sesinin olmadığı, cırcır böceklerinin ötmediği, miyavlama ve havlama seslerinin olmadığı, sadece insan sesi ve insan yapımı aletlerin sesinin olduğu bir yeryüzü hayal edin. Ne kadar da kötü değil mi? Hayvanların kendi ve doğa arasındaki denge, insanlar için çok önemli. Üzücüdür ki, günümüze kadar bazı hayvan türleri insanların yaşam alanlarını yok etmesinden ötürü yok olmuştur. Ama doğrudan ama dolaylı olarak olsun, kanımca bu da bir çeşit tür kırımdır.

Peki ne yapmalıyız? Elbette ki tüm türleri evimize alıp besleyemeyiz, kedi, köpek, kuş, balık, maymun, ördek, kertenkele, kaplumbağa bg. hayvanlardan şanslı olanlarını evimize alıp besliyoruz ama onların akrabalarının evini yok ediyoruz. Buradaki artı, diğer yandaki eksiyi götürmüyor, aksine daha da önemli kılıyor. Öncelikle hayvan ve doğa sevgisinin aşılanması gerekiyor. Çocukların bunu bilerek büyümesi, onlarla çevre düzenlemeleri, bahçe, tarla, saksı bg. hangisine olanağınız varsa, ufaktan başlamanız faydalı olacaktır. Bizler gibi hayvanların da bu yeryüzünde yaşadığı unutulmamalı, onların yaşam alanlarını bozmamalı, yıkmamalı ve paylaşmayı öğrenmeliyiz. Bugüne kadar ben herhangi bir hayvanın, kendi türlerini toplayıp da insanları yerinden yurdundan ettiklerini görmedim. Tam tersi ise sürekli devam etmekte. Ayrıca unutulmamalıdır ki sadece hayvanlar değil, bitkiler de canlıdır ve de yeryüzünü yaşanılır kılarlar. İnsanların oksijen alması için bitki örtüsüne gereksinimimiz var. Olmazsa olmazımız durumundalar. Ne yazık ki sokaklarda, bahçelerde yeni yapılan binalar yüzünden ağaçlar kesilmekte ve yeniden yerine dikilmemekte. Bahçeli evleri yıkıp, betonlu evler yapmak, yeni bir ev hissinden sonra yeni bir gerginlik nedeni olmakta. Çünkü sizi rahatlatacak, üzerinizdeki baskınızı azaltacak bir güzelliğe bakmaktan yoksun kalmış olursunuz. Bu nedenledir ki insanlar tatil ya da izin günlerinde yeşil alanlara akın akın giderler. Toprağa basarlar, gölde denizde yüzerler. Ne kadar doğal yaşarsa insan, o kadar da verimli ve de mutlu olur. Ama bunu anlaması için illa çevrenin zarar görüp yok olması mı gerekiyor? Yok olan bir şeyi tekrar yerine koymak çok uzun zaman alıyor.

İşe ilk önce en yakın çevrenizden tutarak başlayabilirsiniz. Evinizde saksıyla, sonra bahçeye bir çam ağacı dikmeyle, daha sonra mahalleye, sonra parklardaki boş alanlara, tatile gittiğiniz yerlere bg. alanlara güzelliği bulaştırabilirsiniz. Hem hayvanları, hem bitkileri, hem doğayı hem de KENDİNİZİ kurtarmış olursunuz. Büyük ve sağlam bir zincir döngüsü olan bu yaşamın en zayıf halkası olmayın. Zira o halka koparsa ve geri dönüşü olmayan bir noktadan koparsa, hele ki yaşanacak başka bir gezegen keşfinden önce, kendi elimizle kendi kıyametimizi hazırlamış olacağız. İşin bilim kurgu kısmında çok hoş olmayan durumlar var o yüzden değinmek istemiyorum. Şimdilik. Aşağıdaki güzelim canlıların gerçekten yok olmasını ister misiniz? Buna yüreğiniz el verir mi?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Tolga Ziyagil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.