Hicri yılbaşına mesnet olan hicret olayının sebep ve sonuçlarından ders alınmalıdır

Miladi 21 eylül 2017 Perşembe gününe denk gelen 01 Muharrem günü İslam âleminin 1439. Hicri yılbaşıdır. Bu vesileyle İslam âleminin Hicri yılını tebrik ediyor, insanlığın barış, huzur, mutluluk ve bereketine vesile olmasını diliyorum.

Hicret sıradan bir göç hadisesi ve maddi açıdan daha rahat bir hayat sürmek için yapılan bir mekan değişikliği olayı değildir. Hicret zulüm ve işkenceler karşısında yılgınlık gösterip başka bir yere kaçış olayı da değildir. Hicret; Allah rızası için maldan, candan, vatandan feragat edebilmenin, kötülükleri iyiliğe çevirebilmek, savaşları barışa, düşmanlıkları kardeşliğe döndürebilmek için çıkılan kutlu yolculuğun adıdır.Peygamberimiz 13 yıllık tevhit mücadelesinin ardından cahiliye adı verilen yapılan zulüm ve işkencelerle Müslümanlara hayat hakkı tanımayan kirli ve karanlık bir dönemde; ayaklar altında alına insanlık onur ve haysiyetini kurtarabilmek amacıyla Mekke’den Medine’ye göç etmiştir.

Hicret; hicretten sonra önemli hadiselerin doğumuna vesile olmuştur

Peygamberimizin Mekke’den Medine’ye hicreti hicretten sonra çok önemli hadiselerin doğumuna vesile olmuştur. Çünkü Mekkeli müşriklerin zulüm ve işkencesi karşısında iman ve sabırdan öte gidemeyen 13 yıllık tevhit mücadelesi hicreti, Hicret ise Medine İslam devletini ve medeniyetini doğurmuştur.

Medine’de kurulan İslam devleti Mekke’nin fethini, Mekke’nin fethi de İslam dininin Cihanşümul bir din olmasının yolunu açmıştır. Bunun içindir ki hicret İslam tarihinde bir dönüm noktası olduğu için Hz Ömer’in hilafeti döneminde hicretten 16 yıl sonra (M.638) Hz. Ali (R.A) ın teklifi ve İslam şurasının onayı ile Peygamberimizin miladi 622’yılında Mekke’den Medine’ye göç olayı İslam tarihi için başlangıç sayılmış o yılın Muharrem ayının 1.günü de Müslümanlar için hicri [kameri] yılbaşı olarak kabul edilmiştir.

Hicri Takvimin varlığı ve Hz. Peygamberin (sav)`in Mekke`den Medine`ye göç etmesinin bu takvime başlangıç olarak kabul edilmesi tek başına hicretin ne kadar büyük bir olay olduğunun açık bir göstergesidir.

Hicri yılbaşına sahip çıkmak aynı zamanda hicretin ifade ettiği ruh ve manaya da sahip çıkmak anlamını taşır. Onun için 1 Muharrem Hicri yılbaşı gününü Müslümanların sosyal iletişim ağlarından tebrikleşme yoluyla ile geçiştirilebilecek basit bir olay olarak görmemeleri, hicreti oluşturan şartlar ve hicret sonrası elde edilen kazanımları birlikte değerlendirip kıssadan hisse çıkarmaları gerekir. Çünkü, cahiliye döneminde Müslümanlara reva görülen olaylarla günümüz İslam dünyasında yaşanan terör, savaş, şiddet, işgal açlık, yokluk ve yoksulluk olayları arasında çok büyük benzerlik vardır. Bu gün İslam coğrafyasında tıpkı modern cahiliye dönemi yaşanmaktadır. Ne yazık ki Müslümanlar hicret gibi bir olaydan ders alıp kurtulma yerine kendilerine dünyada ve ahirette zillete ve meskenete sürükleyecek yolları tercih etmektedirler.

Mekkeli müşriklerin Cahiliye döneminin kötülüklerinden hicretle zuhur eden İslam'ın barışına, kardeşliğine, hoşgörüsüne, adaletine sığınmakla kurtuluşa erdikleri gibi günümüz İslam coğrafyasında yaşanan; terör, şiddet, açlık, yokluk, yoksulluk, işgal, iş savaş gibi menfur hadiselerden dolayı kendi ülkelerini terk etmek; başka ülkelere sığınmak zorunda kalan Müslümanların da Peygamberimizin hicretinden ders alıp aynı sonucu elde etmek aynı metodu uygulamaları gerekirken ya zulme boyun eğme ya da kendilerini yurtlarından kaçmaya zorlayan iç ve dış mihraklara köle olma yolunu tercih ettiklerine şahit oluyoruz.

İslam kardeşliğinin oluşması hicret ruhunun yenide oluşmasına bağlıdır

Hicret öncesinde ve sonrasında zuhur eden olaylarda İslam âleminin kurtuluş reçetesi gizlidir. Bu yüzden Müslümanlar, gerek hicreti zorunlu kılan sebeplerden, gerekse hicretten sonra oluşan sonuçtan ders çıkarmak zorundadır. Özellikle Hz. Muhammet (s.av.) in kendisine verilen emanetleri sahiplerine ulaştırılması için gösterdiği hassasiyetten, Hz. Ali (r.a) nın ölümü göze alarak Peygamberimizin yatağına yatmasından, Hz. Ebu Bekir’in yolculuktaki dostluk ve arkadaşlığından, aralarında hiç savaş eksik olmayan Evs ve Hazreç kabilelerinin düşmanlıklarının kardeşliğe dönüşmesinden özellikle Muhacir ile Ensar arasında sağlanan İslam kardeşliğinin oluşması neticesinden çıkarılacak dersler alınacak ibretler vardır.

Hicret bir kaçış değil, asla dönüştür

Hicri yılbaşı sadece 1 Muharrem günü Müslümanların tebrikleşmesi ile geçiştirilebilecek basit bir olay değildir. Hicri yılbaşı ve hicri yılbaşına mesnet teşkil eden hicret olayı iyi araştırıldığında hicretin bir kaçış değil, asla dönüş olduğu, Suriye bataklığını kurutabilecek, Arakan zulmünü durdurabilecek, İslam dünyasında var olan savaş, şiddet, işgal açlık, yokluk ve yoksulluk olaylarını sonlandırabilecek bir gerçeği içinde barındırdığı anlaşılacaktır.

Bunun için İslam Ülkelerini idare eden devlet ve hükümet başkanları, siyasi partilerin genel başkanları, sivil toplum kuruluşlarının önderleri miladi yılbaşında yayınladıkları güzel dilek ve temenni mesajlarını Müslümanların hicri yılbaşı günü olan Muharrem ayının 1. Gününde de yayınlamak suretiyle bu konuda halkın bilinçlenmesinin, kendi inanç ve kültür değerlerine sahip çıkmanın yolunu açmalıdırlar.

Ne yazık ki bu gün İslam coğrafyasında yaşanan zillet ve meskenet yüzünden Müslümanların ne kendi takvimlerine sahip çıkabilecek mecalleri, ne de kendi günlerini tebrik edebilecek yüzleri vardır.

Yeniden aslımıza dönmek, kendi kültür ve medeniyet değerlerimize sahip çıkmak için başta İslam coğrafyasının devlet ve hükümet başkanlarını hicreti yeniden düşünmeye ve hicri yılbaşına sahip çıkmaya çağırıyorum. Tüm inananların 1439. Hicri yılbaşını insanlığın barış, huzur ve kardeşliğine vesile olmasını diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.