Tarihi referandum öncesi ve sonrası

TBMM’inde sınır ötesi harekat yetkisine ruhsat veren tezkere oturumunu izledim, partilerin sözcüleri, vekillerin kendi adına konuşmaları, tartışmaları basının sivri diliyle uyuşmadığını görüce mutlu oldum.

Kanaatim o ki birilerinin dediği gibi bu tezkere Irak Kürdistan’ının üzerine gitmek için değil, şayet birileri Kürtlerin üzerine giderse korumak içindir.

Bunu HDP’li vekillere anlatamazsınız tabi, İçişleri bakanı Süleyman Soylu’nun gündem dışı konuşarak Aysel Tuğluk’un annesinin cenazesi hakkında yaptığı iç açıcı, vicdani açıklamaya, birliktelik içeren ifadelerine bile HDP vekili Sırrı Süreyya Önder eleştiri getirdi ya başka örnek vermeye gerek kaldı mı?

Bunlar birlik beraberliğe, iç huzura katkı veren hiçbir şeye tahammül etmiyorlar çünkü onların siyasetleri zorlaşıyor, politikalarına malzeme kalmıyor.

O gereksiz açıklamayı yapacağına teşekkür edemez miydi?

CHP sözcüsü Engin Altay bu süreçte sanki Kürtleri karşınıza alıyormuşsunuz gibi bir hataya düşüyorsunuz, sözlerinizde daha dikkatli olun uyarısı yapıcı muhalefet adına önemli bir hatırlatmalıydı.

Bizim önerilerimiz şunlardır diyerek;

1-İç politika malzemesi yapmayın,2-Türkiye’nin yaptırımları arasında askeri seçenek olamaz.3- 7-8 yıldır karşılıksız tehditlerle yaptırım gücü zayıflamıştır. Dış politika için yardıma hazırız.4-İkna yöntemlerini kulanın5- Hükümet Erbil’le Bağdat’ı masaya oturtmak için kullanmalı bütün enerjisini.

Beş maddeyi sıraladı, dikkate değer bir öneri bence.

Osman Baydemir’in şov yaparcasına Kürtçe “Biji irada gelé Kürd (yaşasın Kürt halkının iradesi)” deyince halkın gözünde nasıl da küçük düştüğünü fazlasıyla hissettim, fakat“Kürtlerle ittifak halinde olmayan hiçbir anlaşma burada işe yaramaz “demesi doğru bir tespitti. Referandum dahi Kürt oylarıyla geçmedi mi?

AK Parti adına konuşan Naci Bostancı’ın düzeyli konuşması HDP sözcüsünün pabucunu dama atarken, Mehdi Eker’in klişe, klasik bir ifadeyle“Ben Diyarbakır’lı bir kürdüm”demesi inandırıcı değildi, klasik bir ifadeydi, gelen üç beş alkıştan da fazlasıyla anlaşıldı.

Siyaset öncesi serveti birken siyasetle bin katına çıkaran Kimsenin Kürtlüğü deforme olmuştur, artık o Ak Parti için bir yüktür, bir kenara çekilmesi lazımdır diye düşünüyorum. Kanaatim o ki Diyarbakır’a her gelişinde de AK Partinin oylarını az daha düşürüyor.

Hiç kimse “sana ne oluyor?” diyemez çünkü emeğim törpüleniyor. Ben Kürdüm deyip kendini tanıtan kimseler Kürtlerin derdini sahiplenselerdi, HDPKK bu bölgede bu kadar adımını geniş atabilir miydi?

Asıl meseleye dönelim;

Kürdistan bölgesel Kürt yönetimine Türkmenlerin ağırlıklı olarak yaşadığı bazı yerleşim birimlerinin bağlanması niye birilerinin bu kadar zoruna gidiyor? Anlamakta zorlanıyorum. Görüyorsunuz Türkiye’nin sınırları içinde 12 Kürt şehri var, eski ceberut devlet o kadar Kürtlere zulüm etti yani Kürtleri kayıp mı etti yoksa o zalim herifler mi? Üstelik böyle bir baskı da Irak Kürdistan’ında yoktur.

Bu referandumu bu kadar büyütülmesine anlam veremiyorum. Vicdanen, Dinen bu referandumun bir sakıncası yok, İsrail bu doğru harekete destek veriyor diye karşı mı durmak lazım. Kimse İsrail’den bir talepte bulunmuş mu?

Hele Suriye’ye, Irak’a bakın İran devletinin buralarda yaptığını İsrail’i bile geride bırakmıyor mu? Benim Hükümetim İran ile işbirliğine giderse hakkımı helal etmem/edemem!

Ayrıca MHP lideri diyor ki Berzani sinsi bir adam, Diyarbakır’ı karıştıracak hiç kimse Diyarbakır’ı karıştıramaz, Diyarbakır’ın beğenmediği bir durum varsa miting yapar, bağırır çağırır, tarafını beyan eder o kadar.

Gördünüz HDP eş başkanı Salahattin Demirtaş’ın çağrısına bile kimse kulak vermedi, Sendika adına grev yapıp işe gitmeyenler bile evinde dinlenmeyi tercih ettiler.

Kürtlerin üzerine giden zalim Kürtler de mazlum konumuna dişerler, Yüce Allah’ın zalimden yana olmadığını Müslim gayri Müslim herkes biliyor. Peşmerge ölse şehit, saldıran ölürse anne babasının cebinden gider, bu PKK ile savaşmaya benzemiyor bilmekte fayda var. Burada haksızlık var, vebal var, 70 yıldır canına malına rağmen Irak’ı kabullenmeyen bir millet var. Öyle özel timlerin bozkurt işaretini yaparak buralara girmeye kimsenin hakkı yoktur.

Dolayısıyla ülkemizin Irak Kürtlerine karşı bir harekatta bulunmasını kimse hayal etmesin, içinizden bir arzu geliyorsa bilin ki şeytanın dürttüğü ırkçı duygulardır, benden söylemesi.

Ülkemizi ulusalcılıkla, ırkçılıkla küçültmeye kimsenin hakkı yoktur.

Kürdistan bağımsızlık referandumuna katılımız yüksek olması, ve“evet”oylarının beklenmedik bir tarzda baskın gelmesi takdire şayandır.

Berzani’nin uluslar arası temsiliyette elini güçlü hale getirmiştir. Hayırlı olsun demekten başka ne denilebilir ki?

İran’dan bir beklentim yok fakat Türkiye ile Irak devletinin bu konuda daha sağduyulu davranmasını bekliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.