TEOG Kalksın da, daha ağır sorunlarımız var

-Devletimizin tarzı ulusalcıdır,

-Velimiz menfaate endeksli eğitime yaklaşıyor,

-Öğretmenlerimiz pek başarılı değiller,

-İdarecilerimizde de sıkıntı var

-Çevre de eğitime karşı saygılı değil

Bütün bunları düşününce TEOG olsa ne olmasa ne diyesi geliyor insanın.

Müsaadenizle bir az açmak istiyorum.

Her şeyden önce öğrenci günahsız bir varlık ve onun yetişmesi hepimizin lehine bir vazifedir. Dolayısıyla onu sahiplenmek korumak ve kollamak hepimizin görevi, bu yazıyı da ondan dolayı yazıyorum.

*Bir imparator devlet döndü dolaştı ulusal bir formata büründü, yetmedi halkların dinleri ve dilleri üzerinde baskı kurdu, laiklik adı altında halk ile arasını açtı, güvenirliğini kaybetti, ta ki zaman zaman Anadolu ruhunu taşıyan kimseler yönetimi devraldı ve halka bir derce nefes aldırdılar.

Yani devlet ideolojik bir yaklaşımla Anadolu insanının hayallerine gem vurdu. İman, edep ve marifetle mücadele etti, ama sonuç hursan; atı alan üsküdarı geçti, bizimkiler de militarist bir devlet anlayışıyla halka üstten baktı. Kimin umurunda eğitim öğretim varsa yoksa Atatürk ilke ve inkılapları özellikle de laiklik, vah ki ne vah! Benim gariban Anadolu insanım kendi öz vatanında mağdur ve mahzun.

Şükürler olsun ki hizmetkar devlet anlayışı yavaş yavaş oturuyor ama halk hala tedirgin ve bir “acabası” vardır.

*Okul eğitim öğretim yuvası olmalıyken veli sadece bilgisini yokluyor, hatta bazı veliler “aman değerler eğitimi adına çocuğuma bir şey öğretmeyin ben onu istediğim gibi yetiştiririm” diye okul yönetimini uyarıyor.

Yani edep, marifet, şükür, kanaat, şeref, haysiyet, sadakat, yardımlaşma, dayanışma… vb değerler istemiyor, çünkü bunlar İslam kokuyor, para da getirmiyormuş birilerine göre de her şey karşılıklı zaten, insanlık da neymiş!

Soru sual ettiğinde öğretim programınız nedir? Bu öğrencilerinizden kazanan var mı? Hangi okulları kazanmışlar? Beden eğitimi ve müzik derslerinde sınava yönelik ders işliyor musunuz?... vb. tuhaf tuhaf sorular.

Adam demiyor ki yahu insan ruhu müzik ister, bedeni spor.. hani buralardan sınavda soru çıkmıyor ya, peki ya Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi ki hayatın her aşamasında yaşamını ilgilendirdiği halde kaç kişi onu soruyor, ben hiç vakıf olmadım.

Bir de şöyle düşünseydi vatandaşlarımız, bu okulda şu iyi insan, bu muhterem insan yetişmiş diye işte o zaman iş değişirdi.

*Öğretmen profilimiz hem pedagojik açıdan hem meslek bakımından günümüzün ihtiyaçlarına cevap vermiyor.

Keşke bir değerlendirme ölçütümüz olsaydı da öğretmenlerimizin durumunu bir ölçebilseydik.

Sabrı, ses tonu, araştırması, öğrencisini talim terbiye açısından yetiştirmesi vb. konularda yetersiz bir öğretmen profiliyle karşı karşıyayız. Baksanıza eğitim sendikalarının çoğu sözleşmeli öğretmenliğe bile karşıdırlar. Halbuki hem sözleşmeli hem performansa dayalı öğretmenlik gelseydi öğretmen kalitemiz de eğitim kalitemiz de her geçen gün az daha düzelirdi diye düşüyorum. Öğretmenlik sıradan bir devlet memurluğu değil ki başlayıp emekliliğe kadar yapabilesin, öyle kimseler var ki öğrencinin hayatını karartıyor, böyle kimselere sınıf teslim edilir mi?

Bir haylaz öğrenci bir sınıfta olsa öğretmenler birçok teneffüsü onun gıybetine ayırıp çocuğu kötülerler, şöyle yaramaz, böyle yaramaz, aile terbiyesi görmemiş bilmem ne.

Tabi bunun en büyük sorunlarından biri ilkokul öğretmenlerinden kaynaklanıyor kanaatimce, adam edep marifet, adab-i müaşaratı çocuğa öğretemiyor.

*İdarecilerimize gelince, çok sıradan kimseleri idareci yapıyoruz atandığı okulla ilgili bir eylem planı olmayan bir kişi nasıl okulda başarılı bir yöneticilik yapacak.

Her fırsatta hatırlatıyorum bir okulun idareciliğine talip olan bir müdürün muhakkak inovatif bir eylem planı olmalıdır. Öyle olmazsa müdürün başarı durumunu nasıl ölçeceksiniz.

O zamanda mülakat puanı ile subayları assubaylara sınav ettirir gibi 98-99 puanlarla idareci atarsınız, sonuç tam bir fiyasko tabi.

Bu tuhaf uygulamalara imza atan kimseleri devlet mekanizmasından uzaklaştırmak lazım, çünkü bir okuldaki öğrencileri, bir o kadar aileyi ve dolayısıyla toplumu mağdur ediyorlar.Bunlar bulunduğu şehrin insanları ihanet edenlerdir.

*Ya çevreye ne demeli? Ne kadar düşmanlarımız varsa gözlerini okullara dikmiş vaziyetteler,

-Uyuşturucu çeteleri,

-Hırsızlık şebekeleri,

-Tecavüzcü coşkunlar,

-Terör örgütleri,

-Kirli politikacılar,

Hepsinin gözü okullarda. Dolayısıyla okulları güvenli ortamlar haline getirmek emniyetin ana vazifeleri arasındadır.

Vatandaşlarımızın da öğrenciye karşı daha saygın olması lazım. Sene 1983 belediye arabasına bindim öğrenci kimliğimi gösterdim indirimden yararlanmak için biletçi herif kimliğimi fırlattı ve tam ücret benden aldı ben hala o saygısızlığı unutamadım, öğrenciye karşı saygılı olmayı, ona destek vermeyi toplum olarak bir vazife olarak bilmeliyiz.

Bütün bu eksiklerimizi düzeltebilirsek öğrenci okula daha çok bağlanır, kendini mutlu hisseder, okulda öğretmenini dinler ve hayat daha huzurlu olur diye düşünüyorum. Bu TEOG stresinden de öğrenci veli kurtulmuş olur.

Kısacası, Devlet sözüm ona milliyetçilikten, Veli menfaatçilikten, Öğretmen tembellikten vazgeçmeli, İdarecimiz eğitim-öğretimi dert edip, okulun güvenli hale gelmesi için emniyet ile işbirliği içinde çaba sarf etmeli ki, tüm çalışmalarımızı öğrencinin başarısına göre ayarlayalım değil mi?

Öğrenci bütün bunları kendisi için yapıldığını hissederse menfaate endeksli ders çalışmadan öte düşünmeye ve değerlendirmeye alışır, hem üretken hem mutlu olur bence ne dersiniz?

TEOG’u kardırdım demek kolay ama daha ağır sorunlarımız var unutmayalım. Yolumuz uzun arkadaş!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Eyüphan Kaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.