Hutbe-i Şamiye ve Günümüz

İnsan; kainatın küçük bir numunesidir. Yüce Allah "insanları ve cinleri bana ibadet etsinler" diye, geri kalan mahlukatları da insanın istifadesine sunmak için yaratmıştır.

Yaratılanlar içerisinde en mükemmeli olan insan "başı boş olmadığı" gibi, kendi nefsine, ailesine, komşusuna, akrabasına,.... devletine, tüm insanlığa ve doğaya karşı da görev ve sorumluluğu vardır.

İnsanlar, fıtratları gereği bir arada yaşar, farklı topluluklar ve devletler oluşturur. İşin garip tarafı da, insanlar, topluluklar, devletler ve uygarlıklar, çekişmeler neticesinde, ölür, varlıklarını yitirir ve tarihin tozlu sayfalarında yerlerini alırlar.

İslam dine ve onun peygamberi Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi vesellem de, etnik kökene dayalı değil de dini değerler üzerine ümmet olma bilinci, inananlar arsında oluşmasını teşvik etmiştir.

Toplumlarda, insanlar gibi, hastalanır ve ölürler. Müslümanları bir arada tutan son devlet Osmanlı imparatorluğu, dünyanın gidişatında belirleyici, çağ kapatıp çağ açan dönemini yaşamıştır.

Koca imparatorluk, sıkıntılar, gerileme ve yıkılma sürecine, batının tabiri ile "hasta devlet" olduğu döneme girdiği bir zaman da Ustad Bedi-ü zaman Hastalığın sebebi ve çaresi olabilecek Hütbe-i Şamiye okumuştur.

Risale-i nur külliyatında yer alan Hutbe-i Şamiye, Rumi 1327, yani Mart 1911 yılında, günümüz Süriye'nin başkenti olan Şamda, içinde yüzden fazla alimin olduğu ve onların ısrarı ile Emevi camii de verdiği hutbedir.

35 yaşında iken okuduğu hutbe, çok önem arz etmiş ve bir hafta içinde ikinci baskısı yapılmıştır. Aslı Arapça iken kırk yıl sonra Türkçeye tercüme edilmiştir.

Bedi-ü zamman:

"Demek bu pek ehemiyetli ders, zamanı geçmiş eski bir hutbe değil, belki doğrudan doğruya 1327'ye bedel, 1371'de ve Cami-i Emevi yerine alem-i İslam camii de üç yüz yetmiş milyon bir cemaate hakikatlı ve taze bir ders-i içtimai ve İslamidir, diye tercümesini neşretmek zamanıdır tehmin ederim."

İslam aleminin içinde bulunduğu günümüz durumu göz önüne alındığında Hutbenin ne kadar önemli olduğu anlaşılacaktır. Geri kalmışlığın, iç çekişmelerin, insan hak ve hukuk ihlalinin din ile alakadar olmadığıdır.

Bu eser, kurtuluşun ve asrın muasır medeniyetler seviyesine çıkmamızın önündeki en büyük engelleri ve çareleri anlatmaktadır.

Hutbe-i Şamiye;

Allah hamd, Peygambere sallat ve giriş kısmından sonra;

"Sizler bizim ve İslam milletinin üstadlarısınız. İşte ben de aldığım dersimin bir kısmını sizler gibi üstadlarımıza şöyle beyan ediyorum:

Ben bu zaman ve zeminde, beşerin hayat-ı içtımaiye medresesinde ders aldım ve bildim ki: Ecnebiler, Avrupalılar terakide (ilerlemede) istikbale(geleceğe) uçmalarıyla beraber bizi maddi cihette kurun-u vustada (orta çağ) durduran ve tevkif (tutuklayan) altı tane hastalıktır. O hastalıklarda bunlardır:

Birincisi:

Ye'sin, ümitsizliğin içimizde hayat bulup dirilmesi. (Ben ne yapabilirim, bir gülle bahar gelmez, bizde bir şey olmaz...)

İkincisi:

Sıdkın (doğruluk) hayat-i içtimaiyeyi siyaside ölmesi. (Siyaset yapanların bir birlerini eleştiride sınır tanımamaları, Yapamayacakları nice şeyleri vaad etmeleri, halkın nezdinde siyasetçinin yalan söylemesini normal karşılanacak hale gelmesi.)

Üçüncüsü:

Adavete (düşmanlığa) muhabbet. (Müslümanların aralarındaki ayrılık neticesi olan kin ve nefret)

Dördüncüsü:

Ehl-i imanı bir birine bağlayan nurani rabıtaları bilmemek.(Allah, Peygamber, Kitap, inanç, ibadet, kardeşlik, devlet, bayrak... Bir, bir )

Beşincisi:

Çeşit çeşit sarı hastalıklar gibi intişar eden istibdat (baskı)

Altıncısı:

Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasr etmek.

Bu altı dehşetli hastalığın ilacını da bir tıp fakultesi hükmünde hayat-ı içtimaiyemizde, eczane-i Kur'aniye'den ders aldım "Altı kelime ile beyan ediyorum." (Hutbe-i Şamiye)

Maalesef bundan Yüz yıl önce oluşan bu hastalıklar kocaman İmparatorluğu yuttu.

Ancak onu yıkan bu altı hastalıklar tüm İslam aleminde varlığını devam etmektedir. İslam alemine yüzyıllarca liderlik yapan devletimiz, hala "Dış düşman ve iç hainlerle" uğraşmakta. Demek ki hastalığın hala devam ettiğidir.

Sizlere tavsiyem; Hutbe-i Şamiyeyi tamamını okumanız, okutmanız, hayatımız ve İslam aleminin hayatında yer bulması için çaba sarf etmemizdir.

DUA VE SELAMLARLA...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fatih Yokuş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.