DOĞU TÜRKİSTAN'DA SESSİZLİĞİN GÖLGESİNDE ÇİN İŞKENCESİ SÜRÜYOR

1949 yılında Çin Komünist devrimi ile başlatılan Doğu Türkistan'a yönelik toplu katliamlar,asimilasyon uygulamaları ve Çin işkencesi sistematik bir şekilde 70 yıldan beri dur durak bilmeden sürdürülmektedir.

Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası'nın 36. maddesinde ''Her Çin vatandaşı dinî inanç ve hürriyete sahiptir." Denildiği halde Uygur Türklerinin dinlerini öğrenme, öğretme ve ibadet etme hakları ellerinden alınmıştır.1966-1976 yılları arasında uygulanan kültür devrimi esnasında Doğu Türkistan'ın dört defa alfabeleri değiştirilmiş Uygurca yazılan eserler toplatılarak Uygurca okuyup yazmaları engellenmiştir.

Kuran okumaları,dini bilgileri öğrenmeleri,namaz kılmaları,oruç tutmaları,toplu ibadet yapmaları yasaklanmıştır. Okullarda zorla ideolojik Çin eğitimi verilerek gençlerin Müslüman'ca yetişmelerine mani olunmuştur. Ne yazık ki kendi topraklarında insanca ve özgürce yaşamaktan başka hiç bir arzusu olmayan bu insanların bağımsızlık ve özgürlük mücadeleleri terörist bir hareket olarak değerlendirilmiştir.

Doğu Türkistan’da öldürmeler ve cinayetler aleni yapıldığı için bu güne kadar faili meçhul cinayetlere rastlanmamıştır. Çünkü, Kızıl Çin Hükümetinin insan haklarına riayet etme ve hukuk kurallarına uyma gibi bir kuralları ve gördükleri kimseleri yargılama gibi bir dertleri yoktur. Çin için Doğu Türkistanlı, Türk ve Müslüman olmak potansiyel suçlu olmak için yeterli bir sebep sayılmaktadır. Cezası da klasik yöntemle resmî devlet görevlisi tarafından sokak ortasında diz çöktürüp kafasına kurşun sıkılarak öldürülmektir.

Özellikle 11 Eylül 2001 yılından sonra dünya çapında başlatılan “terörizme karşı güç oluşturma” furyası, Çin yönetimi tarafından Müslüman Uygur Türkleri üzerindeki zulüm ve işkenceyi arttırmak için büyük bir fırsat olarak değerlendirilmiştir. Bu öldürme ve işkenceler geçmişte yapılan ve şimdi terk edilen hadiseler değildir. Halen insanlığın hissiz bakışları, İnsan haklarını korumakla mükellef olan Uluslararası kuruluşların sorumsuz davranışları önünde artan bir tempo ile giderek ivme kazanan insanlık dışı bir vakadır.

Çin işgalinden bu yana Doğu Türkistan'da Bosna Hersek, Irak, Afganistan, Çeçenistan, Filistin ve Suriye ve Arakanda öldürülenlerin toplamının 10 katından daha fazla Müslüman'ın öldürüldüğü ifade edilmektedir. Binlerce insan sebepsiz yere tutuklanıp ağır işkencelere tabi tutulmakta , binlercesi evine dönemeyip, belirsiz zindanlarda çürütülmekte, evine dönebilenlerin binlercesi ya sakat kalmakta, ya da hayata tutunamayacak derecede ruhsal travma geçirmektedir.

Halen işyerlerinde, Nazi kamplarını bile aratmayacak işkencelerin yapıldığı, stadyumlarda enselerine kurşun sıkılarak alenî bir şekilde öldürüldüğü,öldürülenlerin ailelerinden 'Kurşun vergisi' alınarak manevi mobbinge tabi tutulduğu, nüfus planlaması adı altında kadınlara zorunlu kürtaj yapıldığı, erkeklerin ise iğne ile kısırlaştırıldığı, Plan dışı doğumlarda halkın yüklü para cezalarına çarptırıldığı memurların ise görevlerinden uzaklaştırıldığı İnsanca yaşamayı talep eden bağımsızlık ve özgürlük yanlısı aydınlar ve sivil toplum önderlerinin ya keyfi idamlara tabi tutulduğu ya da işkence yapılarak göçe zorlandığı yönündeki

feryatları sosyal iletişim ağlarından sürekli yayınlandığı halde ne yazık ki çığlıklar insanlık nezdinde ne yazık ki bir türlü karşılık bulmamaktadır.

Bütün bunlara rağmen Kaşgar'da, Urumçi'de, Sincar'da,Barın'da Uygur Türkleri 70 yıldan beri 500 den fazla ayaklanma ile kimlik ve kişiliklerini korumak için direnişlerini sürdürmektedir.

Uygur Türklerinin inançlarını, kimlik ve kişiliklerini korumak için direnmelerine inat Çin yönetimi de; Doğu Türkistan’ı bir türlü istilâdan vazgeçmemektedir. Peki neden?

Çünkü Uygur Türklerinin Müslüman olmaları bir yana Doğu Türkistan toprakları; petrol, uranyum, demir, kömür, altın, volfram, tuz, doğal gaz gibi stratejik yeraltı ve yerüstü zenginliklere sahiptir.Bütün Çin’de mevcut 148 çeşit madenin 118 çeşidi Doğu Türkistan’dan çıkarılmaktadır. Doğu Türkistan’da şimdiye kadar 5.000 yerde bulunan maden ocağı Çin’deki toplam maden ocağının % 85’ine tekabül etmektedir. Yaklaşık 500 bölgeden petrol, 30 bölgeden doğalgaz çıkarılmakta, 8 milyar ton olarak tespit edilen petrol rezervinin her yıl 10 milyon tonu Çin’e taşınmaktadır.

Çin’in kömür rezervinin yarısı Doğu Türkistan’dadır. Doğu Türkistan’da bulunan sanayi kuruluşlarında çalışanların % 90’ını ve petrol tesislerinde çalışanların % 99’unu bölgeye yerleştirilen Çinliler oluşturmaktadır. Doğal kaynaklar bakımından dünyanın en zengin ülkelerinden sayılan Doğu Türkistan’dan Çin’in, kendiliğinden vazgeçmesi mümkün değildir.

Kendi öz vatanlarında bağımsız ve özgürce yaşamaktan başka hiçbir talebi olmayan 35 Milyon Doğu Türkistanlının Çin tarafından haritadan silinmek istendiğinin bilindiği ve Çin tarafından işlenen sistematik katliamlar, Birleşmiş Milletlerin "soykırım tanımına tam anlamıyla tıpa tıp uyduğu halde, ne yazık ki Uygur Türklerinin BM'lerce korunmak istenmelerine dair resmi müracaatları bile dikkate alınmamakta ve Kızıl Çin'in insafına terk edilmektedir.İşte uluslararası kuruluşların ve dünya kamuoyunun umursamazlığını fırsat bilen Pekin yönetimi zulüm ve işkencesine hız kesmeden devam etmektedir.

BM, NATO gibi uluslararası kuruluşların özellikle İslam Ülkelerinin devlet ya da hükümet başkanlarının bir takım siyasi ve ticari ilişkileri bahane edilerek sessiz kalmalarını, Çin'in gücü karşısında sessizliği ve hissizliği tercih etmelerini insani anlayışla bağdaştırmak mümkün müdür?

Artık insanlık alemi Uygur Türklerine uygulanan soykırıma,insanlık dışı muameleye sessiz kalmalarının katil Çin İle suç ortağı olduklarının farkında varmalıdır.

Doğu Türkistan bizim ata yurdumuzdur. İlk Müslüman Türk Devleti’nin kurulduğu yerdir. Kaşgarlı Mahmut, Yusuf Has Hacip, Abdülkerim Saltuk Buğra Han gibi bilim adamlarının yetiştiği kültür ve medeniyet merkezidir. Kısaca Orası bir İslam coğrafyasıdır. Bizim için Irak, Flitsin, Afganistan, Pakistan, Çeçenistan ve Bosna Hersek teki insanların derdi ve dramı ne ise; Doğu Türkistanlı kardeşlerimizin derdi ve dramı da odur. Doğu Türkistanlı dindaşlarımızı ve soydaşlarımızı Kızıl Çin’in adaletsiz insafına bırakmayı İslam kardeşliği inancıyla bağdaştırmamız da mümkün değildir.

Başta Türkiye Cumhuriyeti Devletini,İslam ülkelerinin devlet ve hükümet yetkililerini BM, NATO, İslam İşbirliği Teşkilatı gibi uluslararası mekanizmaları İnsan hakları Sivil Toplum kuruluşları ile Dünya kamuoyunu Doğu Türkistanlı kardeşlerimize sahip çıkmaya, yaptığı zulüm karşısında Çin Hükümetini sert bir şekilde uyarmaya, Çin mallarının alınmasını, satılmasını, ülkelerine sokulmasını yasaklamaya siyasi ve diplomatik ilişkileri kesmeye ya da yavaşlatarak dikkat çekmeye davet ediyorum.

İşgalci Çin güçlerini nefretle lanetliyorum. Bu yolda canlarını feda eden şehitlere Allah'tan rahmet ,gazilere acil şifalar her türlü olumsuz şartlara rağmen davalarını terk etmeyen dav erlerine muvaffakiyetler diliyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberler Ankara editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberler Ankara değil haberi geçen ajanstır.



Anket Koronavirüs aşısı çıktığında yaptırmayı düşünür müsünüz?