George Floyd'un son sözleri: "Nefes alamıyorum"

GEORGE FLOYD’UN NEFESİNİ KESENLERİN NEFESİ KESİLMELİDİR. DEDİ.

 ABD bir demokrasi sahtekarıdır.

Dünya kamuoyu; bir haftadan beri Amerika Birleşik Devletleri'nin Minnesota eyaletinin Minneapolis kentinde George Floyd adlı siyahinin gözaltı işlemi sırasında polis tarafından boğazına basılarak hunharca öldürülmesi  olayını tartışmaktadır. 

Şüphesiz haksız yere cana kıymak bir caniliktir. Bizim inancımıza göre;” “Yeryüzünde fesat çıkarıp bozgunculuk yapmaya veya bir cana karşılık olmaksızın birini öldüren kimse bütün insanları öldürmüş gibidir, bir canı yaşatan ise bütün insanlara hayat vermiş gibidir” (Mâide 5/32)

George Floyd’un boğazına basılarak öldürülmesi ırkından dolayı aşağılanarak öldürmedir.

George Floyd’un boğazına basılarak öldürülme şekli ise bir cana kıymanın ötesinde bir insanı ırkından dolayı aşağılayarak öldürme şeklidir ki, bunu yapanlara insan demek mümkün değildir. Olayın daha vahim olanı ise olayın faillerinin en ağır şekilde cezalandırılması yerine Trump tarafından koruma altına alınmasıdır. Bu olay demokrasinin beşiği olarak tanıtılan ABD’nin demokrasinin eşiği bile olmadığının göstergesidir. Zira yaşama hakkının olmadığı bir ülke veya ülkelerde demokrasiden söz etmek nafiledir.              

ABD’ de olup bitenler incelendiğinde George Floyd’un öldürülmesi ne ilk ne de sondur.  9 Ağustos 2014 Cumartesi günü 18 yaşındaki siyahi genç Michel Brown da ABD' nin  Missouri eyaletine bağlı Ferguson kasabasında  silahsız olduğu halde polis tarafından öldürülmüştür. 2012 yılında Trayvon Mart’in isimli 17 yaşındaki siyahî genç Florida'da kurşunlanarak öldürülmüştür.

 314 Milyonluk ABD de yaklaşık 45 milyona yakın Afrika kökenli siyahi nüfusu mevcuttur. Günlük hayatın her alanında aktif rol alan siyahilerin yaklaşık yüzde 25'i polisten haksız muamele gördüğünü ifade etmektedir. Verilere göre ABD de polis şiddetinden ölenlerin sayısı sürekli artış gösterdiği, sadece 2019'da 1019 kişinin polis tarafından öldürüldüğü, bir siyahinin polis tarafından öldürülmesi ihtimalinin, bir beyazın öldürülmesi ihtimalinden üç kat daha fazla olduğu ve Polis tarafından öldürülen siyahilerin sayısının son 3 yılda 700’ü aştığı ifade edilmiştir.

 ABD bir demokrasi sahtekarıdır.

ABD bir demokrasi sahtekarıdır. Bilgilerimize göre ABD’ de bataklıklarda oluşan sinekleri, böcekleri öldürmek için kimyasal ilaç kullanmak bile yasaklanmıştır.  Aynı ABD Hiroşima’da, Nagazaki’de Atom bombasıyla 80 bin Japon’u, Demokrasi vaadiyle Irak’ın işgalinde Bir buçuk milyon Iraklıyı öldürmüştür.  ABD de sineklerin hayatı siyahilerin ve işbirlikçi olamayan Müslümanların hayatından daha kıymetli desek mübalağa etmiş sayılır mıyız?

ABD bir tarafta darbe karşıtı diğer tarafta Seçimle İşbaşına gelen Mısır’ın merhum Devlet Başkanı Muhammet Mursi’yi darbe ile deviren Sisi yandaşıdır.  Bir tarafta sözde terör karşıtı, diğer tarafta PKK, YPK, KCK ve Katil İsrail’in paydaşıdır.  Aslında bu döneklik sadece ABD’ye özgü bir sıfat değildir.

 Avrupa’ ülkelerinde ve İslam coğrafyasın dada aynı manzarayı görmek mümkündür.  Arakanda Müslümanların canlı canlı yakılması İslam ülkelerinin medyasında haber olarak bile yer bulamamaktadır.  Filistin’de İsrail zulmüne, Kudüs’ün Mescidi Aksanın işgaline sessiz ve hissiz kalınmaktadır. 2 Ekim 2018 de Sudi Arabistan’ın İstanbul Konsolosluğunda boğularak öldürülen kurban gibi parçalanarak yok edilen kaşıkçı cinayeti ABD’ de işlenen polis cinayetlerine taş çıkarmaktadır.

Adaletin olduğu yerde zulme, zulmün olduğu yerde ise adalete yer yoktur.

Çağımızda vahşet, dehşet şiddet, tecavüz, tecavüzden sonra öldürme, öldürme, işkence ederek öldürme, boşanmak isteyen eşleri sokak ortasında delik deşik ederek öldürme, sivil veya resmi masum insanları ideolojik, ırkçılık veya başka sebeplerle katletme olayları dünyanın her bir tarafında giderek ivme kazanmaktadır.

Sebebi adaletin uygulanmadığı kayırmacı sistemlerin uygulandığı ülkelerde çıkarılan yasaların caydırıcılıktan öte cinayetleri, vahşetleri teşvik edici mahiyette olmasıdır.  Mazlumların sahipsiz kalması, her katilin, her zalimin bir hamisinin bulunması, öyle veya böyle tabir caiz ise taşların bağlanmasından köpeklerin salınmasından kaynaklanmaktadır. Yine adaletin olduğu yerde huzur vardır. Zulmün olduğu yerde ise huzur yoktur. Adaletli olmak fıtrata uygun davranış zulüm ise   en büyük insanlık suçudur. Ne yazık ki insanlık suçu işlenmeye süratle devam edilmektedir. Ancak ABD’ de ve bazı Avrupa ülkelerinde on binlerce insanın bu vahşete seyirci kalmayarak sokaklara dökülmesi de geleceğe yönelik bir umut ışığının görülmesi olarak değerlendirilmelidir. Ancak bir haksızlığa karşı çıkma adına da olsa göstericilerin yağmalama, vurma, kırma gibi başka haksızlıkları sergilemeleri de en haksızlık karşısında susmak kadar tehlikelidir. Olay amacından saptırılmadan haksızlığa karşı çıkılmalıdır.

Yaşama hakkı insan olmanın hakkıdır. 

Ülke yöneticilerinin kayırmacı sistemi terk ederek adil sisteme geçmeleri, ayrıştırıcı davranışlardan kaçınıp, bütünleştirici rol üstlenmeleri, zalimlerinin caydırıcı bir şekilde cezalandırılıp mazlumlarının haklarının korunduğu bir hukuk sistemi hayata geçirmeleri tüm insanlığın beklentisidir.  

Yaşama hakkı insan olmanın hakkıdır.  Her insan doğuştan başta yaşama hakkı olmak üzere, mülk edinme, ırz ve namusunu koruma, düşündüğünü özgürce ifade etme, inanma ve inandığı gibi yaşama anlaşmalardan doğan hakkı kullanma gibi Temel hak ve hürriyetlere sahiptir. Yaşama ve yaşatma hakkının öneminin vurgulan İslam’a göre cana kıyma olayı iki kişi arasında vuku bulan ferde yönelik bir suç olarak düşünülmemelidir.  Ya işlenen bir suça denk bir ceza vererek cana kıymayı önlemek suretiyle bütün insanlığın yaşama hakkını garanti altına alırsınız. Yahut da suçluları göstermelik cezalarla cezalandırarak mazlumların, masumların yaşama hakkını devamlı olarak tehlikeye atarsınız. Bilindiği üzere toplum denilen yapı fertlerden oluşur, Ferdin hayatını korumak mümkün olmazsa fertlerden oluşan toplumun hayatını korumak ta mümkün değildir.

"Anaların hür olarak doğurduğu insanları ne zamandan beri köleleştirdiniz?"

Hiçbir insan doğarken, ırkını, rengini cinsiyetini anasını, babasını ülkesini kendisi seçerek doğmamıştır. İnsanların üstünlüğü cinsiyetinden ırkından renginden, ülkesinden değil insan oluşundandır. Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.

(Hucurat;13 İslam Halifesi Hz. Ömer devrinde. Nil kıyısında Mısır Valisi Amr İbnu'l–As’ın oğlunun da katıldığı at yarışı düzenlenir. At yarışını bir Kıpti kazanır. Vali Amr’ın oğlu: Kıpti’yi  nasıl olur da koskoca Valinin oğlu olan beni  geride bırakırsın  diyerek  kırbaçlar.  Kıpti doğru Medine’nin yolunu tutar. Başına gelenleri Medine'de Hz. Hz. Ömer'e arz eder. Hz. Ömer, Kıpti'ye beklemesini söyler. Mısır'a haber göndererek Valinin oğlunun derhal Medine'ye gelmesini emreder. Amr İbnu'l–As'da oğlu ile birlikte Medine'ye gelir. Davalı Valinin oğlu ile davacı Kıpti karşı karşıya gelir. Hazreti Ömer elindeki kırbacı Kıpti'ye vererek, “Valinin oğlu "Sana kaç kırbaç vurdu ise, sen de o kadarını şu soylunun oğluna vur!"Dedi.

Kıpti de Valinin oğlunu kırbaçladı. Hz. Ömer: Kıpti’ye "Şimdi şu kırbacı Amr'ın çıplak alnına vur. Oğlu, babasının valilik makamından güç almasaydı sana kırbaç vuramazdı." Der. Kıpti; "Ben bana vurana vurdum, bu kadarı benim için yeterlidir Halifem." diyerek, Vali’ye vurmaktan kaçınır. Bunun üzerine Hz. Ömer Amr İbnu'l–As’a döner ve çağlar öncesinden çağlar ötesine hitap eden o muhteşem sözünü söyler. "Ey Amr! Anaların hür olarak doğurduğu insanları ne zamandan beri köleleştirdiniz?"

Zalimlere karşı mazlumları korumanın tek yolu tıpkı Hz. Ömer’in yaptığı gibi, tıpkı Hz. Muhammed (s.a.v)’in hayatında uyguladığı gibi kısas uygulamaktır. Hukukta kısas, kasten adam öldüren veya yaralayan kişinin gerekli şartlar çerçevesinde işlediği fiil cinsinden ve ona denk bir ceza ile cezalandırılması anlamına gelmektedir. C. Hak: "Ey akıl sahipleri! Sizin için kısasta hayat vardır. Umulur ki böylece hem öldürmekten hem de öldürülmekten korunursunuz." (Bakara Sûresi 179) Buyurmaktadır.

Öldüren efendi, öldürülen köle olduğunda cahiliye Arapları kısas uygulamazlardı.

İslâm'dan önce Cahiliye döneminde aralarında ihtilâf olanlar   karşılıklı olarak birbirlerini öldürürler veya yaralarlardı.  Öldüren efendi, öldürülen köle olduğunda cahiliye Arapları kısas uygulamazlardı. Peygamberimiz: “Sizden önceki ümmetleri helak eden şey, güçlüler suç işlediğinde af ediyorlar, zayıflar işlediğinde cezalandırıyorlardı.” Buyurarak tıpkı günümüzde uygulanan sistemin doğuracağı vahamete işaret etmiştir.

Günümüzde yürürlükte olan ceza hukuklarında adam öldürme, ırza tecavüz, silahlı gasp gibi ağır suçlarda suçluya kısıtlı hapis cezalarının uygulanması hem mağdur tarafta ve toplumda büyük bir tepki ve hoşnutsuzluğa yol açmakta, hem de suçun işlenmesinde hiçbir caydırıcı rol oynamamaktadır.

 “Kısasta hayat vardır” Ayeti hem katil olacak kimseleri hem de öldürülecek kimseler hakkında hayatı korumaya sevk etmektedir. Çünkü katil olacak kimse; birisini öldürdüğünde kendisinin de öldürüleceğini bilerek öldürmeye cesaret edemeyecektir. Böylece hem kendisi hem de karşısındaki hayatta kalacaktır.

 Her öldürme olayı, katil ile maktul yakınları arasında düşmanlık ve büyük kan davalarına sebep olmaktadır. Gittikçe artan vahşet, tecavüzden sonra öldürme, işkence ederek öldürme, boşanmak isteyen eşi sokak ortasında delik deşik ederek öldürme, sivil veya resmi masum insanları ideolojik veya başka sebeplerle katletme olayları ve terör hadiseleri işlenen suça uygun bir cezanın verilmesini gerekli kılmaktadır.

Masumların hayatlarını korumanın vazgeçilemez şartı, katillerin misliyle cezalandırılmasından geçmektedir. Öldüreni affetmek, ölenin hakkına tecavüzdür.  George Floyd’un katillerinin koruması suretiyle George Floyd’un hakkına tecavüz edilmiştir. Tarih şahittir; hiçbir zulüm, sonsuza kadar sürmemiştir. Hiçbir haksızlık, yapanın yanına kar kalmamıştır.  ABD yöneticileri döktükleri kanda   Yaşasın zalimler için cehennem!

ANKARA SİVİL TOPLUM PLATFORMU BAŞKANI MUSTAFA KIR

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Kır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberler Ankara Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberler Ankara hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberler Ankara editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberler Ankara değil haberi geçen ajanstır.



Anket Ankara'nın En başarılı ve En İyi Belediye Başkanı Kim? Ankara Belediye Anketi