Dünya kamuoyunun yakından takip ettiği Epstein dosyalarıyla ilgili yeni belgeler gündeme gelmeye devam ediyor. Son olarak uluslararası basında yer alan bazı iddialar, Epstein’e gönderildiği öne sürülen ve kutsal kabul edilen bir Kâbe örtüsü parçasına dair detayları yeniden tartışmaya açtı. Ancak söz konusu iddiaların resmi makamlarca doğrulanmadığı da özellikle vurgulanıyor.
Bazı yayın organlarında yer alan bilgilere göre, 2017 yılında Epstein’e Körfez bölgesinden bir iş insanı aracılığıyla dini ve sembolik değeri yüksek bir örtü gönderildiği ileri sürüldü. Belgelerde, bu örtünün manevi anlamına ilişkin açıklamalar içeren yazışmaların bulunduğu iddia ediliyor. Aynı dosyalarda, söz konusu gönderinin lojistik sürecine dair çeşitli isimlerin koordinasyon sağladığı da öne sürülüyor.
Fotoğraf iddiası gündem yarattı
Gündeme taşınan bir diğer konu ise Epstein’in söz konusu örtüyü incelerken çekildiği iddia edilen bir fotoğraf. Bu görselin gerçekten Epstein’e ait olup olmadığı ve örtünün kaynağına ilişkin bilgiler ise henüz bağımsız ve resmi kurumlar tarafından doğrulanmış değil. Uzmanlar, Epstein dosyalarında yer alan çok sayıda belgenin bağlamından koparılarak servis edilebildiğini ve bu nedenle iddialara temkinli yaklaşılması gerektiğini belirtiyor.
Epstein dosyaları neden hâlâ konuşuluyor?
Jeffrey Epstein, reşit olmayan kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı kurma suçlamalarıyla yargılanırken 2019 yılında tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmişti. Ölümünün ardından açıklanan dava dosyaları ve mahkeme evrakları, siyaset, iş ve eğlence dünyasından çok sayıda tanınmış ismin adının geçmesi nedeniyle uzun süre gündemden düşmedi.
ABD’de yürütülen resmi soruşturmalarda, kamuoyunda sıkça dile getirilen bazı iddialar hakkında yeterli kanıta ulaşılamadığı da açıklanmıştı. Bu nedenle dosyalarda geçen her belgenin veya iddianın kesinleşmiş bilgi olarak değerlendirilmemesi gerektiği uzmanlar tarafından sıkça dile getiriliyor.
Dini hassasiyet boyutu
Kâbe örtüsü gibi İslam dünyasında kutsal kabul edilen bir objeye dair iddialar, konuyu yalnızca hukuki değil aynı zamanda dini ve kültürel hassasiyet açısından da tartışmalı hâle getiriyor. Yetkililer ve uzmanlar, bu tür iddiaların doğruluğu kesinleşmeden yayılmasının toplumsal hassasiyetleri zedeleyebileceğine dikkat çekiyor.