Bakan Ersoy: “İngiltere’den 1 milyon koltuğun sözünü aldık”

İngiltere’den 1 milyon koltuk sözü aldıklarını belirten Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, “2019’da 820 bin civarında koltuk planlamış Thomas Cook. Bu 820 bin koltuğa istinaden 2020 itibarıyla şu ana kadar sözlü mutabık kaldığımız 1 milyon koltuk var. Bizim hedefimiz 1 milyon 100 bin koltuğa çıkmak” dedi.

İngiltere’den 1 milyon koltuk sözü aldıklarını belirten Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy, “2019’da 820 bin civarında koltuk planlamış Thomas Cook. Bu 820 bin koltuğa istinaden 2020 itibarıyla şu ana kadar sözlü mutabık kaldığımız 1 milyon koltuk var. Bizim hedefimiz 1 milyon 100 bin koltuğa çıkmak” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, katıldığı bir televizyon programında soruları cevapladı. Turizmi 81 ile yaymayı hedeflediklerini dile getiren Bakan Ersoy, yeni tanıtım stratejilerinde bu illeri 4’lü, 5’li gruplar halinde tanıtacaklarını söyledi. Kredi Destek Paketi’ni de anlatan Bakan Ersoy, Cuma günü itibarıyla başvuruları alacaklarını ve ihtiyaca göre kredi kullandırılacağını ifade etti. Türkiye’ye gelen turist sayısına da değinen Bakan Ersoy, turist sayısını hesaplarken konaklama yaptıkları için yurt dışındaki yerleşik Türkleri de sayıya dahil ettiklerini kaydetti. Bu sene toplamda 50 milyon olan turist sayısı hedeflerini ancak 52 milyona revize ettiklerini vurgulayan Bakan Ersoy, bu rakamı da aşacakları, turizm gelirlerinde 35 milyar dolar rakamına ulaşacaklarının altını çizdi. Türkiye’nin 2023 yılı turizm stratejisinde tanıtımın son derece önemli olduğunu hatırlatan Bakan Ersoy, tanıtım için gerekli fonun oluşturulmasını sağlamayı amaçladıklarını, bu sebeple Temmuz ayında bir yasa geçirerek, Turizm Geliştirme Ajansını kurduklarını dile getirdi.

“2023 Tanıtım Bütçemizi 220 Milyon Dolar Olarak Öngörüyoruz”

Turizmden yüksek bir gelir elde etmek isteniyorsa bu tarz ajanslarla çalışmak, ülkede bu tarz ajanslar oluşturmak gerektiğini belirten Ersoy, “Bu bakanlık olarak bizim icat ettiğimiz bir ajans da değil. Bu ajans 1919 yılında ilk İtalyanlar tarafından kurulmuş. Turizm geliri en yüksek olan ülkelerin tamamında da bu ajans var. Turizmden yüksek bir gelir elde etmek istiyorsanız bu tarz ajanslarla çalışmanız, ülkede bu tarz ajanslar oluşturmanız lazım. Bu ajansla birlikte tanıtım bütçemiz ciddi şekilde artıyor. 2018 yılında 18 milyon dolar bir tanıtım bütçesi kullandık. Özellikle 2019’da bu yıl tanıtıma çok büyük bir ağırlık verdik ve bu rakamı 4 kat artırarak 72 milyon dolara çıkarttık. Ajansın gelmesiyle birlikte bu rakamın bu sene 180 milyon dolara çıkmasını öngörüyoruz. Bunun da yaklaşık 125 milyon dolarlık kısmı sektörden toplanacak yeni katılım paylarından oluşacak. Biz de Bakanlık bütçesinden 55 milyon dolarlık kısmını aktaracağız ve bu da her sene de artacak. 2023 yılına kadar bu rakamın 220 milyon dolara kadar çıkmasını öngörüyoruz. Bakanlık olarak başlangıçta bizim taahhüdümüz 25 milyon dolardı. Ama biz ilk yıl 55, ikinci yıl 55, sonrasında 45 ve 35 milyon dolar olarak taahhüdümüzün üstünde katkı yapmaya devam edeceğiz. 2023 yılı hedeflerimize öncelikli olarak tanıtımla ulaşılması gerektiğini bildiğimiz için Bakanlık taahhüdünün üstünde katkı vermeye devam edeceğiz” dedi.

“ANTALYA VE GAZİPAŞA HAVALİMANLARI İLE YOLCU SAYISI KAT ARTACAK”

Tanıtım dışındaki en büyük olayın ulaşım olduğunu, ulaşım altyapılarıyla ilgili de birçok çalışma yaptıklarını bildiren Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile birlikte bölge-bölge incelediklerini, Marmara Bölgesi’nde de bir sıkıntının kalmadığını belirterek, şunları söyledi:

“İstanbul yeni havalimanının hizmete girmesiyle ve Sabiha Gökçen’in ilave pistinin de 2020 Kasım ayında devreye girecek olmasıyla birlikte Türkiye’nin İstanbul’da hiçbir slot sıkıntısı kalmıyor ve dünyada eşsiz bir hava liman bölgesi oluyor. Önemli ikinci nokta da Antalya biliyorsunuz. Antalya’da iki tane hava limanımız var. Antalya ve Gazipaşa havalimanları. 2021 sonuna kadar bir yatırım yapılıp kapasitenin arttırılması gerekiyor. Bununla ilgili de niyet protokolünü Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımızla yaptık. Onlar hazırlıklarına başladı. Kapasitelerinin artırılması için 2020 Haziran ayına kadar hem Antalya Havalimanı’nın, hem Gazipaşa Havalimanı’nın ihalesini yapacaklar. 2021 yılı sonuna kadar bu iki havalimanının kapasiteleri arttırılmış olacak. Bu tadilatların gerçekleşmesinden sonra ortalama Antalya’ya inecek yolcu sayısında, yani slot sayısında iki kata varan kapasite artışı öngörüyoruz. Diğer havalimanlarının kapasitesi ise yeterli. Bodrum, Dalaman, İzmir, Karadeniz ve Doğu havalimanları ile açılacak olan yeni havalimanlarını da öngördüğümüz zaman herhangi ilave bir hızlandırılmış yatırıma ihtiyaç yok. Mevcutlar zaten kapasite olarak yeterli.”

“TURİZM ÖĞRENCİLERİ HEM 3 LİSAN ÖĞRENECEK HEM DE GELİR ELDE EDECEK”

Nitelikli turist getirip turizmden alınan gelirlerin artacağını, buna karşı nitelikli turiste nitelikli personelle hizmet edilmesi gerektiğini bildiren Ersoy, bununla ilgili de Milli Eğitim Bakanlığı ile bir protokol yaptıklarını belirterek, “İlk protokolü 2018 sonunda yapmıştık. Meslek Teknik Anadolu Lisesine dönüştürülen Turizm Meslek Liselerinde lisans ağırlıklı eğitim veriyoruz. Lise 1’den itibaren İngilizce’yi mecburi lisan haline getiriyoruz. Lise 2’den itibaren Rusça’yı mecburi lisan haline getiriyoruz. Lise 3’ten itibaren de Arapça, Fransızca, Almanca ve Çince’den herhangi bir tanesini seçmeli lisan olarak, yani 3 tane lisanı öğrencilere öğretmiş oluyoruz. Yine otellerle okulları protokoller dahilinde anlaşmalı hale getiriyoruz. Öğrenciler 20 Nisan-20 Ekim tarihlerinde uygulamalı derslerini anlaşmalı otellerinde görüyorlar öğretmenleriyle beraber. Bu da iki konuda fayda sağlıyor. Hem sezonluk istihdam konusunda destek yaratıyor hem de eğitimi uygulamalı bir şekilde, en doğru müfredatla yerinde öğrenmiş oluyorlar öğrenciler ve kendilerine bununla ilgili de maaş ödemesi yapılıyor. Yani okurken hem 3 lisan öğreniyorlar, hem doğru eğitim alıyorlar, hem de gelir elde etmiş oluyor o öğrenciler. Bu sene ilk etapta 11 okulla başlandı ve çok da olumlu geçti. Önümüzdeki sene itibarıyla bu sayı 50 okula çıkarılacak ve her yıl 50 tane arttırılarak 2023 sonunda 200 okul bu proje dahilinde eğitim vermeye başlayacak. 76 tane şu anda hali hazırda turizm meslek lisesi var. Bunlara ilave olarak başka meslek liseleri de Turizm Meslek ve Teknik Anadolu Lisesi’ne dönüştürülerek bu sayı tamamlanmış olacak. Sayı tamamlandığı zaman her yıl ortalama 200 bin öğrenci bu liselerde eğitim alıyor olacak ve ayrıca bu liselerden mezun olmuş öğrencilerin belli bir kısmının da akademik eğitimlerini almaları için devam etmelerini istiyoruz üniversitelere” dedi.

“GENEL MÜDÜR İHRAÇ EDEREK NİTELİKLİ İNSAN KAYNAĞINA DA ERİŞİLECEK”

Kriterlerinin gastronomi ağırlıklı eğitim veren üniversitelerle Milli Eğitim Bakanlığı ile yaptıkları protokolün bir benzerini gerçekleştirmek olduğunu belirten Ersoy, “Bu liselerde başarılı olmuş öğrencilerin yüzde 15’ine burs verdirerek yine bu anlaşmalı oteller tarafından fakültelere devam etmelerini sağlayacağız. Eğitimlerini tamamlamış olan öğrencilerin de ileride genel müdür olarak otellerinde yükseleceğini düşünüyoruz. Burada hedefimiz iki tane. Türkiye’nin otel genel müdür ihtiyacını karşılamak ve 2030’lu yıllardan sonra genel müdür ihraç eder bir konuma getirmek Türkiye’yi. Dünyanın turizmini hem yönetmek, hem dünyanın turizmini kontrol etmek istiyoruz. Eğer yabancı genel müdür ihraç etmeye başlarsanız, oradaki uluslararası nitelikli insan kaynağına da erişme şansınız oluyor. Oradaki genel müdürlerin referansıyla uluslararası birçok insan kaynağını da Türkiye’ye getirme şansını yakalamış olacağız. Eğer siz nitelikli turist istiyorsanız, bir üst sınıfa çıkmak, lüks segmente hizmet etmek istiyorsanız bu tarz transferleri de yapabiliyor olmanız lazım. Bu açıdan da görünmeyen, dile getirilmeyen bir faydası var” diye konuştu.

“TURİZM YATIRIMLARI EN AZ ZORLANACAĞIMIZ NOKTA”

Konaklama yatırımlarının da artması gerektiğini ve bundan endişe duymadığını söyleyen Ersoy, “Zaten biz 300 bine yakın yatırım belgesi vermiş durumdayız ve sürekli ilave de geliyor. Turizmdeki bu rakamları gördükten sonra başka sektördeki yatırımcılar da bu sektöre yatırım yapmak istiyor. En az zorlanacağımız noktanın yatırım konusu olduğunu düşünüyoruz. Biz gerekli olanakları, yerleri, alanları geliştirdikçe yatırımcı bulmakta hiç zorlanmayacağız gibi gözüküyor. Dövize endeksli gelirleri de olduğu için turizmin yabancı finansmanı da kullanma şansları var, o açıdan yatırımcılar açısından da cazip. Hem uzun vadeli hem dövize endeksli finansman kullanabiliyorlar. En az zorlanacağımız kısmı yeni konaklama yatırımları” şeklinde konuştu.

“BAKANLIK İŞLETME BELGESİYLE İLGİLİ YASAL DÜZENLEME YAPACAĞIZ”

Mevcut yatırımlarda ve bundan sonraki yatırımlarda pansiyonlarda 5 oda, otellerde 10 odanın üzerinde ise Kültür ve Turizm Bakanlığı İşletme Belgesi alması mecburiyeti getireceklerini ifade eden Ersoy, “Bununla ilgili bir yasal düzenleme yapacağız. Aşamalı bir şekilde bu tarz otellerin tamamının Kültür ve Turizm Bakanlığından İşletme Belgesi almasını sağlayacağız. Bir konsept, standardizasyon limiti getirmek istiyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığı kontrolünde olduğu zaman daha üst sınıfa çıkmış oluyor, hizmet kalitesi ve konsept kalitesi daha yüksek oluyor. Bunu da tamamladığımız zaman konaklama sektörüyle ilgili ciddi bir sıkıntımız açıkçası kalmamış oluyor” açıklamasında bulundu.

“YENİ HEDEF PAZARLAR: UZAK DOĞU, ORTA AVRUPA VE AMERİKA KITASI"

Pazarların çeşitlenmesinin önemli bir husus olduğunu ve daha fazla yeni pazar olanakları oluşturulması gerektiğinin altını çizen Bakan Ersoy, “Öncelikli olarak mevcut pazarların gelişmesi için bunlara yatırım yapmaya devam edeceğiz. Ama bunun yanında Uzak Doğu’ya, Orta Avrupa’ya ve Amerika Kıtası’na da konsantre olacağız. 2019’da belli başlı Uzak Doğu pazarlarından aldığımız 1,1 milyon yolcu var ve bunu 2023’e kadar 4 milyona çıkarmayı planlıyoruz. Orta Avrupa’da 2,8 milyon ve çok hızlı büyüyor. Orta Avrupa yolcusunun Türkiye’ye olan ilgisi de çok hızlı artıyor. 2019’da 2,8 milyon civarında bir turist yakalamayı düşünüyoruz. 2023’e kadar da bunun arttırılarak 4,5 milyon seviyelerine getirilmesini planlıyoruz. Amerika, özellikle de Güney Amerika’da 1,1 milyon civarında bir turist sayımız var. Bunun da 3 milyona geleceğini düşünüyoruz 2023 yılına kadar. Böylelikle bu daha hızlı gelişme imkânı olan, hızlı büyüyen pazarlardan da Türkiye’ye misafir alarak pazar çeşitlemesini yapmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

“YENİ TURİZM STRATEJİSİNDE YENİ KÜLTÜREL ROTALAR”

Türkiye’nin çok fazla turizm ürünü olduğunu, eskiden deniz, kum, güneşle anıldığını belirten Bakan Ersoy, tarihi, arkeolojik, kültürel değerlerinin çok fazla olduğunu ve o yüzden kültür turizmine çok ciddi yatırım yapacaklarını kaydetti. Ersoy, “Amacımız turizmi 81 ile yaymak. Yeni tanıtım stratejimizde bu illeri 4’lü, 5’li gruplar halinde tanıtmak istiyoruz. Kültürel gezilerde hedeflenecek rotaları 4’lü, 5’li şehirler halinde gruplandırarak tanıtmak istiyoruz. Hem onlar birbirlerinin sinerjisinden yararlanmış olacaklar hem de yavaş yavaş aşamalı bir şekilde turizmi 81 ile yayma şansımız olacak” dedi.

“GASTRONOMİ GELİRLERİMİZİ İKİ KATINA ÇIKARABİLİRİZ”

Yeni kazı alanları olduğunu, yeni müzeler açıldığını ve müze ziyaret oranlarında ciddi artış olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, “Bu sene yüzde ziyaretçi sayısında yüzde 37 civarında, gelirlerinde ise yüzde 90’lık bir artış var ve buraları daha da arttırmak istiyoruz. Ayrıca yine bir ürün olarak gastronomi ürünlerini arttırmak istiyoruz Türkiye’de. Çünkü gastronomi konusunda Türkiye eşsiz bir ülke ama maalesef bilinmiyor. UNESCO’dan tescilli iki tane şehrimiz var biliyorsunuz, öncelikle Gaziantep ile Hatay. Ama biz bunun sayısını 7’ye çıkarmak istiyoruz ve çok rahatta alabiliriz. Türkiye bu kapasiteye sahip. Elbette şehirlerinde bir hazırlık yapması gerekiyor. Bizim hedefimiz bu sayıyı 7’ye getirmek. Onlar da hazırlıklarına başladılar ve bizde zaten onlara destek veriyoruz. 2018’de konaklama gelirlerimiz 10 milyar dolar, gastronomi gelirlerimiz 5 milyar dolar civarında. Bunun birbiriyle dengeli olması lazım. Gastronomi gelirlerimizi iki katına kadar arttırabiliriz” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ AVRUPA BİSİKLET YOLU AĞI ROTALARINA SOKMAYA ÇALIŞIYORUZ”

Türkiye’de bisikletin yeni yeni popüler olmaya başladığını söyleyen Bakan Ersoy, “Yaptığımız araştırmaya göre Avrupa genelinde en iyi bisiklet rotalarının olduğu ülke Türkiye. Ancak en az geliri alan da Türkiye. Oradaki eksikliğimizi gidereceğiz. Türkiye’yi Avrupa Bisiklet Yolu Ağı (EuroVelo) rotalarına sokmaya çalışıyoruz. Elbette bununla ilgili önce rotaları belirleyeceğiz. Sonra bu rotalarda hem belediyelerle hem Karayolları Genel Müdürlüğümüzle bir çalışma yapmamız gerekiyor. Bazı yolları da o standartlara getirmemiz gerekiyor. Yatırım yapılması lazım ve kolay olmayacak. Yani bu iş sadece tanıtımla veya rotaların haritalara, planlara ilişkilenmesiyle olacak bir şey değil. Bu belirlediğimiz rotalarda Karayolları Genel Müdürlüğümüz ve Belediyelerimizle bir çalışma yaparak, yolların belli bir standarda getirilmesi gerekiyor. En büyük zorluk burada olacak. Ayrıca belli kilometrelerde konaklama ve servis alabilecekleri yerler hazırlamamız gerekiyor. Burada zaten Türkiye epeyce ilerlemiş durumda. Ama eksik olan yerleri de biz tamamlatacağız. 2020 itibarıyla ana konsantre olacağımız noktalardan biri bu” şeklinde konuştu.

“MÜSLÜMAN DOSTU OTELLER SERTİFİKASYONUNA DA GEÇECEĞİZ”

Türkiye’nin üç dinin de yer bulduğu bir coğrafyada olduğunu hatırlatan Ersoy, “Hepsinin birçok varlığı var burada. Onlar üzerine çok ciddi bir tanıtım ve onlarla ilgili rotaları oluşturup, bu rotalar bazında tekrar tanıtım yapacağız. Buradan da çok ciddi bir gelir artışı olacağını düşünüyoruz. Ayrıca Müslüman dostu oteller sertifikasyonuna da geçeceğiz. Özellikle Malezya ve Maldivler’den çok ciddi potansiyel var. Buna da konsantre olacağız. İsteyen oteller normal işletme belgelerinin yanında Müslüman Dostu sertifikasyonu da alabilecekler ve onlara hedef pazarlarında ayrı bir tanıtım yapacağız. Dünya çapında bu pazarda 40 milyar dolar civarında bir potansiyel var. Eğer konsantre olursak buradan rahatlıkla 3-4 milyar dolar gelir elde edebiliriz” ifadelerini kullandı.

“ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ ÇOK ÖNEMLİ”

Türkiye’nin iddialı olduğu ve çok rahat geliştirebileceği sağlık turizminde de Sağlık Bakanlığı ile birlikte çalıştıklarının altını çizen Bakan Ersoy, “Onların rakamları, hedefleri de çarpıcı. 2023’te 1,5 milyon turist, 10 milyar bir gelir bekliyorlar oradan. Bu 10 milyar doların da yaklaşık 1,5 milyar doları direkt turizm geliri olarak bizim hanemiz. Yani konaklama, gastronomi gibi. Bu misafirler öncelikle uzun süre kalıyor. Ayrıca sıklıkla gelebiliyorlar ve yanlarında mutlaka bir refakatçiyi de getiriyorlar. Sağlık turizminde Türkiye’nin iyi bir fırsat yakalama şansı var. Bunun gibi birçok ürünümüz var geliştirebileceğimiz. Dolayısıyla ürün çeşitliliği çok çok önemli” açıklamasında bulundu.

“KIYI KENTLERİNİN ARITMA İHTİYAÇLARI GİDERİLECEK”

Bakan Ersoy, çevre dostu yatırımların da yapılması gerektiğini kaydederek şu ifadeleri kullandı:

“Mavi bayrak konusunda iddialıyız. 463 tane mavi bayrağımız var. 2023’e kadar bunların sayısını 688’e çıkarmayı hedefliyoruz ve çok rahat erişebileceğimiz bir rakam gibi gözüküyor. Yine Yeşil Sertifika almış olan otellerimiz var. Bunlarda yaklaşık 478 tane şu an itibariyle. Arıtma yatırımları da yapmamız lazım özellikle kıyı kentlerinde. Bu konudaki ihtiyaçlar için 2618 sayılı Turizm Teşvik Kanunu’nda bir değişikliğe gittik ve Bakanlığımıza yetki aldık bu tarz yatırımları yapabilme veya belediyelerin başlattığı yarım kalmış projeleri devir alabilmek üzere. Bunlarla ilgili olarak, bu tarz yatırımları bize devretmek isteyen belediyelerle bir protokol yaparak, yap-işlet-devret formülüyle, kıyı kentlerimizden başlayarak turizm alanlarımıza hızlı bir şekilde arıtma yatırımını bakanlık olarak yapacağız.”

“YENİ STRATEJİ İLE TURİST SAYISINI ARTIRIRKEN GECELİK GELİRİ DE ARTIRACAĞIZ”

Sayıların önemli olmadığını, önemli olanın gelirleri artırmak olduğunu, 2023 turizm stratejisinin ana sebebinin de bu olduğunu ifade eden Bakan Ersoy, açıklamasına şöyle devam etti:

“Eski sistemle devam etseydik 2023’te 54,5 milyon turist hedefliyor olacaktı Türkiye. Fakat biz bu politika değişikliği ve saydıklarımla birlikte hedefi 75 milyona kadar çıkarttık. Bunu yaparken de, mesela ulaştırmada sadece havalimanı değil, münferit seyahatleri de artıracak tarifeli sefer, business class nitelikli koltuk tarifeli sefer stratejisini de başlattık. Türk Hava Yolları ve iştiraki olan havayollarıyla, Sun Express’le başlattık ve diğer havayolları da katılacak. Nisan 2019’dan itibaren İstanbul dışındaki Antalya, Bodrum, Dalaman, İzmir havalimanlarına yurt dışından tarifeli business class’lı veya comfort class’lı seferler başladı. Bunların sayılarını 2023’e kadar hızlı bir şekilde artırarak, kaliteli transferi de bu stratejinin içine dahil ederek artırmayı planlıyoruz. Hem turist sayısını artırmak isterken hem de turist başı gecelik geliri artırmak kolay değil. O yüzden bu politika değişikliğine gidildi. Ama zor hedefler belirlemedik, çok rahat belirledik hedefleri. Mesela kişi başı turizm gelirlerini 86 dolar olarak hedefledik. En dibi gördüğümüz 2016 yılında 62 dolardı. Bu sene sonu itibariyle 70 dolara yaklaşır diye düşünüyorum. En iyi olduğumuz yılda 2014’te 83 dolar. 83 doları yakalayacağız ve 86 dolara getireceğiz. Hedefler çok makul. Büyüme hızlarına da baktığınız zaman turist sayılarında çok rahat bir şekilde 75 milyon sayısını yakalayabileceğimizi düşünüyorum.”

“YENİ EKONOMİ PROGRAMINDA TURİZM”

“Bu seneki hedefimiz, yaklaşık gayrisafi milli hasıladaki payımızın yüzde 4’ü olması” diyen Bakan Ersoy, şu ifadeleri kullandı:

“2023’te de bu rakamı yüzde 7’ye getirmek istiyoruz. Yani biz payımızı artırmak istiyoruz ciddi şekilde. Öncelikli hedefimiz bu. Biz ihracatçı konumundayız aslında ve cari işlemler açığına verdiğimiz katkı çok büyük. 65 milyar dolara geldiğimiz zaman cari işlemler açığına çok büyük katkı vermiş olacağız. Bizimki özellikle önemli ve ihracattan bir farkımız var. Biz oluşturduğumuz gelirin yaklaşık yüzde 15’ini ithal kullanıyoruz ki, bunun içinde enerji en büyük pay. Sonrasında yiyecek-içecek ve bazı yabancı personeli çıkarttıktan sonra minimum yüzde 85, hatta 88 oranında bir payın net olarak Türkiye’de kaldığını görüyorsunuz. O açıdan cari işlemler açığına da çok ciddi faydası olacak turizmin.”

“UZAK DOĞU’YA EK SLOTLARLA UÇUŞ SAYILARINI ARTIRIYORUZ”

Uzak Doğu’da gelişmekte olan ve Türkiye açısından önemli çok ülke olduğunu ve özellikle Çin, Hindistan, Japonya ve Güney Kore’nin çok önemli olduğunu belirten Ersoy, “Japonya’da uzun yıllardır Türk Hava Yolları’nın beklediği bir slot vardı ve biz bu sene çok uğraştık o slotlar için. En son Japonya’daki G-20 toplantısında Cumhurbaşkanımız Japonya Başkanından bunun sözünü aldı ve açıkçası 15 yıldır beklediğimiz slotu almış olduk, yani Haneda Havalimanına uçuş iznini. Biz zaten Narita Havalimanına uçuyorduk. Buna ilave olarak Haneda da geldi. Osaka’ya da uçmaya başladık önümüzdeki seneden itibaren. Ve yine biz Haneda’ya uçmaya başlayınca, karşılık ilkesiyle Japan Airlines’de Türkiye’ye uçmaya başlayacak. Yani biz haftada 7 kere uçarken Japonya’ya 2020 ortalarından itibaren sefer sayısını 20’ye çıkaracağız. Neredeyse üç katını artırmış olacağız sefer sayısının ve bu da ciddi bir artış Japonya’dan. Bu zorlukla başardığımız bir iş. Yıllardır uğraşıp başaramadığımız, ama sonunda 2020 itibariyle hayata geçecek olan bir şey. Yine Çin’den açıkçası iki tane güzel gelişme var. İki tane Çinli havayolu uçuş başlattı Türkiye’ye haftada üç seferle. Yine Sayın Cumhurbaşkanımızın Çin ziyareti sırasında Çin Başbakanından o sözü almayı başardı diğer şehirlerden ek slot ve yeni şehirlerden de slot verilmesiyle ilgili olarak. Çin’de tabii havalimanları çok yoğun, yeni havalimanları açılıyor veya mevcut havalimanlarında yeni yatırımlar var. Oralardan da bize artık ilave slot verilecek. Güney Kore’ye de zaten biz haftada 22 sefer uçuyoruz. Orada bir slot bulma sıkıntımız açıkçası yok. Hem onların kendi havayolları, hem bizim havayolumuz ciddi şekilde uçuyor. Orada çok da ciddi talep artışı var. Güney Kore en hızlı büyüyen Uzak Doğu pazarlarımızdan biri. Ama sayı arttıkça ilave sefer de koyduracağız. Orada bir sıkıntı zaten gözükmüyor” dedi.

“HER 6 AYDA BİR TAHSİS İHALEMİZ OLACAK”

Türkiye’ye yolcu veren yabancı tur operatörlerinin başta Avrupalı firmalar olmak üzere ciddi satın almalar ve kiralamalar yapmaya başladıklarını söyleyen Ersoy, “İlk kez yoğun şekilde satın alma yapıyorlar. Türkiye’deki otelleri satın alıyorlar. Bizim açımızdan iyi bir şey, onların burada kalıcı olmasını sağlıyor. Yani kriz dönemlerinde bir gecede ülkeyi terk edemiyorlar satın alma yaptıkları zaman, bizi yalnız bırakamıyorlar ve onlar da Türkiye’deki durumun düzelmesi açısından katkıda bulunmaya çalışıyorlar. Türkiye turizminin geleceğine bakış açılarının olumlu olması bizi sevindiriyor. Bizim projeksiyonlarımıza onlar da inanıyorlar. Ben birçok CEO ile devamlı toplantı yapıyorum ve beni de ziyaret ediyorlar. Biz onlara rojeksiyonlarımızı, projelerimizi anlatıyoruz ve onlarda bize ‘devralabileceğimiz, satın alabileceğimiz otel yatırımı var mı? Satmak isteyen olursa bize yönlendirir misiniz?’ diyorlar. Dünyanın her yerinden yatırım alabileceğimizi düşünüyorum. Zaten biz yeni yatırım alanları da yaratmaya başlayacağız. Büyük projeleri hem Çeşme bölgesinde, hem Didim bölgesinde hayata geçireceğiz. Bu projeler ile daha ciddi yatırımcılar bulacağımıza inanıyorum. 2020 yılı sonuna kadar bunların fizibiliteleri, altyapı çalışmaları tamamlanır. Projeleri de bölge halkıyla geliştirdikten sonra hayata geçirmeye başlarız. Her bölgede mevcut tahsisler var. Yenisini de açıkladık. Bunlar küçük operasyonlar, onları kısım kısım yapmaya devam edeceğiz. Bundan sonra her 6 ayda bir tahsis ihalemiz olacak” diye konuştu.

“TÜRKİYE’Yİ MARKALAŞTIRACAĞIZ”

Thomas Cook’un arz güvenliği konsepti adı altında incelenmesi gereken bir konu olduğunu söyleyen Ersoy, “Aslında bizim bütün bu yaptığımız çalışmalar buna yönelik. Turizm Geliştirme Ajansının kurulması, tanıtıma ağırlık verilmesi aslında arz güvenliğinin sağlanması için. Arz güvenliğini sağlamak istiyorsanız öncelikli konu olarak münferit rezervasyonların sayısının artmasını sağlamanız lazım. Münferit rezervasyonların sayısını artırmak için de açıkçası markalaşmanız gerek. Türkiye’yi markalaştıracağız, sonra destinasyonlarımızı markalaştıracağız, sonra ürünlerimizi markalaştıracağız. Biz bunları yaparken de otelciler bizimle beraber kendi ürünlerini, kendi otellerinin markalaşmasını sağlaması lazım. Bunları başardığımız zaman münferit rezervasyonlarda artış olacak. Elbette münferit tarifeli seferlerin de artmasını sağlamamız lazım. Biliyorsunuz biz de bir dağılım yapacak olursak, an itibariyle Marmara Bölgesi’nin toplam rezervasyonun yaklaşık yüzde 30’u, Ege Bölgesi’nin yüzde 65’i, Antalya veya Akdeniz Bölgesi’nde yüzde 85’i paket turla, tur operatörleri üzerinden geliyor. Bunu 2023’te bizim yüzde 30, yüzde 85 olan bandı yüzde 15, yüzde 60 bandına çekmemiz gerekiyor. Bütün bunları yapmak için de işte münferit rezervasyonları artırmamız gerekiyor. Onu yapmak için de markalaşmanız gerekiyor. Bütün bunları yaptığınız zaman da açıkçası, birilerinin yönlendirdiği değil turistin istediği ürün haline gelmiş oluyorsunuz. İşin sırrı bu. Bunu başaramazsanız bugün Thomas Cook yaşandı, yarın başka bir global firmayla aynı şeyi yaşayabiliriz. O yüzden öncelikle yapmamız gereken bu. Bununla ilgili çalışmaları da mevcut Turizm Geliştirme Ajansı yasasıyla birlikte başlattık. Zaten tanıtım hamlelerimiz, direkt sefer uçuşlarımız bu çalışmanın bir parçası” şeklinde konuştu.

“KREDİ DESTEK PAKETİ’NE BAŞVURULAR CUMA GÜNÜ BAŞLIYOR”

“Thomas Cook’la ilgili çok endişeli rakamlar duyuyorum ama Bakanlık olarak endişeli değiliz” açıklamasında bulunan Bakan Ersoy şöyle devam etti:

“Rakamları da biraz abartılı buluyoruz. İlk etapta Thomas Cook’un ödenmeyecek faturaları ne kadar diye bir hesap yaptık. Biliyorsunuz onun iki tane bölgesi Nordic ve Rusya operasyonlarına devam kararı aldı ve onlarda bir operasyon durdurma yok. Operasyonu durdurmuş olan ülkeler; İngiltere, Almanya, Belçika, Hollanda, Polonya gibi ülkeler. Ben geçen seneki rakamlarını istettim ona hizmet veren şirketlerden. Geçen sene bunlar 400 milyon euro civarında bir ciro gerçekleştirmişler Türkiye’ye. Bu sene de Eylül sonu itibariyle operasyonu durdurduklarını varsayacak olursak, yani Ekim, Kasım, Aralık’ın olmadığını düşünelim, bu sene fiyatların biraz daha arttığını ve adamların da payının biraz yükseldiği, yolcu sayılarının yükseldiğini düşünecek olursak yine 400 milyon euro, hadi bilemediniz 410 milyon euro civarında bir toplam ciroları var. Erken rezervasyon ve bugüne kadar almış oldukları ödemeleri düşecek olursanız, yaklaşık 250 milyon eurosunu şu ana kadar Türkiye’ye gönderdiler ödeme olarak. 160 milyon euro civarında tahsil edilmemiş bir fatura olacağını hesaplıyoruz biz Bakanlık olarak. Bunun da 10-15 milyon euroluk kısmının zaten garanti fonları tarafından ödeneceğini varsayarsak 150 milyon euro civarında bir ödenmemiş Thomas Cook faturasının oluşabileceğini düşünüyoruz. Bir kredi destek paketi hazırladık biliyorsunuz. Cuma gününden itibaren Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuruları isteyeceğiz. Kendi sitemizde de yayınlayacağız. Bakanlığımızın Yatırım İşletmeler Genel Müdürlüğüne cumadan itibaren kredi destek paketinden yararlanmak isteyen otel sahiplerinin başvurularını kabul etmeye başlayacağız. Cuma günü de internet sitemizden ne tür evraklarla başvurabileceklerini söyleyeceğiz. Burada oluşan potansiyele göre de Hazine ve Maliye Bakanlığımızla yapacağımız son bir toplantıyla kredinin nasıl kullandırılacağını netleştireceğiz ve kullandırmaya başlayacağız. İşte bu hesaplara göre, eğer 150 milyon euro civarında bir ödenmemiş fatura çıkarsa, yaklaşık 50 milyon euro civarında bir talep olacağını öngörüyoruz. Ama bir yanlış algı oluşmuş sektörde, sanki biz oraya 50 milyon Euro gibi bir limit koyduk. Bize soruldu beklentiniz nedir? Beklentim 50 milyon euro. Ama talep 60 milyon euro gelirse biz hayır demeyeceğiz ki zaten, talebine göre tekrar değerlendireceğiz, hani öyle bir tavan limitimiz yok 50 milyon euro diye. 60 milyonluk bir talep oluşursa 60 milyonluk bir çözüm üretiriz, 70 olursa 70 milyonluk euroluk bir çözüm üretiriz. Ama bu hesaplamalara göre benim şahsi fikrim, 50 milyon euro civarında bir rakamın kredi kullandırılmasının yeterli olacağını düşünüyoruz. Bu anlık sıkıntıyı çözmek için yapacağımız bir proje, ama önemli olan 2020 yılı elbette. Bu tarz bir büyük tur operatörü pazardan ayrıldığı zaman durumu kurtarmanın yolu iki tanedir. Bir tanesi, pazara yeni oyuncuların girmesini sağlarsınız; ikincisi ise pazardaki mevcut oyuncuların kapasitelerinin artırılmasını temin edersiniz. Bu bağlamda en önemli yer İngiltere bizim için. Çünkü Thomas Cook’un en kuvvetli olduğu, en yoğun yolcu verdiği destinasyon aslında İngiltere’ydi. İngiltere’den geçen sene yaklaşık 820 bin civarında koltuk, yani 2019’da 820 bin civarında koltuk planlamış Thomas Cook. Bizim minimum 820 bin koltuk yaratmamız lazım ki ekstra bu seneye istinaden İngiltere’den gelen kaybı karşılamış olalım. Biz bu krizin başladığı ilk andan itibaren endişeleri dile getirmek yerine harekete geçtik. Mevcut hem yeni oyuncularla, hem mevcut tur operatörleriyle görüşmeye başladık. Onlarla sözlü olarak bir mutabakat sağladıktan sonra bu hafta hepsini Ankara’ya davet ettik ve hepsiyle görüştük. Bu 820 bin koltuğa istinaden 2020 itibarıyla şu ana kadar sözlü mutabık kaldığımız 1 milyon koltuk var. Bizim hedefimiz 1 milyon 100 bin koltuğa çıkmak. Şu anda hepsi protokole dökülüyor, mutabakatlarını yaptık, protokollerini de bu hafta içinde, en geç önümüzdeki hafta içinde tamamlayacağız ve önümüzdeki hafta biz net bir şekilde İngiltere’den bizim hangi havalimanımıza ne kadar ilave koltuk konacağını, hangi firma üzerinden konacağını da açıklayacağız.”

“THOMAS COOK REZERVASYON KAYBINA NEDEN OLMAYACAK”

Bu konuda en çok hassasiyetle durdukları yerin Dalaman olduğunu, özellikle Dalaman’a uçmaları için baskı yaptıklarını kaydeden Ersoy, “Dalaman’ın İngiltere pazarından aldığı pay yüksek. Eğer biz Dalaman’la ilgili İngiltere pazarında önlem alamazsak, önümüzdeki sene Dalaman’da sıkıntı çekeriz. O yüzden onlar da rahat olsunlar, biz ağırlıklı olarak Dalaman’a koltukları koyuyoruz. Ben başından beri söylüyorum, endişe ederek vakit kaybetmeden önemli olan eyleme geçmemiz. Gerekli hareketleri yaptık, yapmaya da devam edeceğiz. İngiltere dışında Almanya, Belçika, Hollanda gibi pazarları da var. Ama Almanya özellikle çok önemli değil, rakamsal boyutu yüksek ama yeri doldurulması çok daha kolay. Çünkü orada çok fazla oyuncu var ve çok fazla da havayolu var uçan, tarifeli sefer düzenleyen. Orada çok daha hızlı ve rahat bir çözüm olacağı için biz öncelikle İngiltere’ye konsantre olduk. Ama Thomas Cook’tan dolayı Türkiye, 2020 itibarıyla bir koltuk kaybına veya rezervasyon kaybına uğramadan aşacak bu sıkıntıyı” dedi.

“TANITIMDA DİJİTALLEŞME VE YAPAY ZEK”

Tanıtımda çok büyük çeşitliliğe gittiklerini söyleyen Ersoy, “Mesela 2018’de televizyon yayını yapmamışız, 2019’da 3 ana ülkede yapmışız. Bunlar İngiltere, Almanya ve Rusya. Biz bu sene ülke sayısını 18’e çıkarıyoruz. 34 bin 500 civarında CRP yakalamayı hedefliyoruz ki, geçen sene 10 bin civarındaydı bu CPR. Bu sene ve 2020’de rakamı 34 bin 500 CRP’ye çıkarıyoruz. Dijital reklamı 2018’de yaklaşık 9 ülkede yapmışız. Geçen sene ülke sayısını 24’e çıkarmışız ve bu sene dijital reklam yapacağımız ülke sayısını 45’e yükseltiyoruz. Erişimlerde de 2018’de 250 milyon, bu sene yaklaşık 4,5 milyar olması lazım, önümüzdeki sene ise 7,5 milyar erişimi sağlayacağız. Yine ana reklam dallarına bakacak olursanız magazinler ve dergiler var orada da. İşte geçen sene 12 ülkede yapmışız, bu sene inşallah 20 civarında ülkede magazin ve dergi yayınları yapacağız. Burada dijital çok çok önemli. Yani televizyonun yanında en önemli şey dijital aslında gelişen çağda. Dijitalde de yapay zekâ açıkçası en önemli şey. Reklamda hedefleme yapmanız yani doğru kitleyi hedefleyip doğru üründe, doğru kitleye reklamını yapmanız lazım. Orada akıllı zekâ devreye giriyor işte. İnsanların alışkanlıklarını akıllı zekâyla takip edebiliyorsunuz. Bu alışkanlıklarına göre ilgi duyduğu yerlerde Türkiye’yle ilgili veya sizin ürünlerinizle ilgili örneklemeler yapıyorsunuz, gösteriyorsunuz reklamları. Bununla ilgili bir çalışmayı zaten geçen sene başlamıştık. Yapay zekâ biraz vakit alıyor. O datanın sizde oluşması gerekiyor. Artı o datanın doğru bir şekilde işlenmesi gerekiyor. Bununla ilgili çalışmalara biz geçen sene başladık. Büyük uluslararası kuruluşlardan da destek alıyoruz. Hani kredi kart sistemlerinden tutun da, bankalara ve birçok bu konuda verisi olan, bize kullandırabilecek, izinli kullanım hakları olanlarla birlikte, onların verdiği veriler doğrultusunda tanıtımımıza destek oluyorlar. Bizde bu yönde sınıflandırma yapıp tanıtım yapıyoruz” diye konuştu.

“YAPAY ZEKÂ İLE TURİSTİN İLGİSİ TÜRKİYE’YE ÇEKİLECEK”

Almanya’da kimi hedefleyecekleri konusunda bir inceleme yaptırdıklarının altını çizen Ersoy, “Mesela Almanların yüzde 19’nun bugüne kadar hep Türkiye’ye geldiğini, gördüğünü, seyahat ettiğini, kaldığını gördük. İspanya için bu araştırmayı yaptığımız zaman Almanların yüzde 69’nun İspanya’yı gördüğünü tespit ettik. İşte yapay zekâ sayesinde, dijital yöntemlerle, onların o aradaki bu 50’lik farka ulaşmanın yöntemlerini buluyorsunuz. Onlara Türkiye’yi tanıtan, onları hedefleyen reklamlar ve tanıtımlar yapıyorsunuz. Onlara direkt ulaşıp, nokta atışla onların ilgisini Türkiye’ye çekerek, Türkiye’de tatil yapmalarını sağlayabiliyorsunuz. Bunu dünyadaki birçok pazar için uygulayabiliyorsunuz. Yeni nesil Y ve Z kuşağa baktığınız zaman onlar zaten tamamen dijitalleşme üzerine. Offline medyadan da uzaklaşıyorlar tamamen dijital üzerine oldukları için. Onlara ulaşmak açısından tanıtım bütçesinin de büyük bir kısmı yavaş yavaş oraya doğru kaymaya başladı. Biz de dünyaya uyumlu bir şekilde devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

“TÜRK DİZİLERİ TANITIMDA ÇOK ÖNEMLİ”

Hem yabancı yapımlara hem yurt dışında gösterilen yerli dizilere, yapımlara katkıda bulunmak açısından bir bütçe ayırmayı düşündüklerini belirten Ersoy, “Bu bizim tanıtımımız da önemli bir yer alacak. Biz bunu daha önce yapmadan bile, bu Türk dizilerinin özellikle oynadığı yerlerde Türkiye’ye olan ilginin nasıl arttığını gördük. Hiç reklam yapmadığımız yerlerde Türk dizileri sayesinde çok ciddi yüzdesel oranlarda Türkiye’ye yönelik turist akışı olduğunu gördük. Turistlerde Türk dizilerine olan hayranlıklarından bahsediyorlar. Mesela Brezilya’da son zamanlarda çok Türk dizisi oynuyor ve Güney Amerika’nın ortalamasının çok üzerinde Brezilya’dan Türkiye’ye turist artışı var yüzdesel olarak. Farklı ne yapmışız diye baktığınızda, biz oraya Türk dizileri göndermişiz normal tanıtımın dışında” ifadelerini kullandı.

“KÜLTÜREL FAALİYETLERİ DESTEKLEYECEĞİZ”

“Bu tarz kültürel etkinlikler çok faydalı ve bir denemede biz bu sene Japonya’da yaptık” açıklamasında bulunan Bakan Ersoy, şöyle devam etti:

“Japonya, biliyorsunuz Topkapı Sarayı’nın eserlerinden oluşan bir sergi gönderdik. Özel bilinçli bir şekilde sergi boyunca Japonya’da reklam faaliyetlerinin tamamını durdurduk. Bir ölçümleme yapmak istedik serginin etkisini ölçmek için. Bu sergi boyunca Türkiye aramalarında Japonlar birinci sırada yer aldı. Sergiden önce ilk 50’ye bile giremeyen Japonlar Türkiye aramalarında herkesin önüne geçerek, sergi boyunca birinci sırada yer aldı. Bu tarz kültürel faaliyetlerin doğru yapıldığı zaman ve oradaki yerel medyayla da doğru iş birliği yapıldığında ne kadar etkili olduğunu gördük. O yüzden hem film sektörünü hem bu tarz kültürel faaliyetleri desteklemeye devam edeceğiz.”

“CSO’NUN TÜRKİYE’Yİ YURT DIŞINDA DA TANITMASINI İSTİYORUZ”

Dünyanın önemli noktalarında senfoni ile de konuşulmak istediklerini söyleyen Ersoy, “Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestramız bizim için hassasiyeti olan özellikle Batı Avrupa ülkelerinde projelerini hazırlayıp getirecekler ve hepsini destekleyeceğiz. Artık Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrasının sadece Türkiye’de değil, ağırlıklı olarak yurt dışında konser vermesini istiyoruz. Türkiye’nin senfonisiyle, sanatıyla, kültürüyle daha fazla konuşulmasına fayda sağlamasını bekliyoruz. Opera, balenin yanında bunu da ilave ederek destekliyoruz ve sayıyı da artıracağız” açıklamasında bulundu.

“KAZILARIN SÜRESİNİ VE SAYISINI ARTIRIYORUZ”

Kültür, arkeoloji ve sanatın turizmde etkisinin çok fazla olduğunu söyleyen Ersoy, “O zaten tanımda bizi ayrıştıran, rekabette bizi ön plana çıkaran noktalarımız. Bizde toplamda 153 tane kazı noktası var ve bunun 31 tanesi yabancı kazı başkanlıkları, 122 tanesi de Türk kazı başkanlıkları tarafından yapılıyor. Bir incelemede ortalama 45 ila 60 gün kazıldıklarını gördük çoğunun, yani iki ay kazılıyorlar. 10 ay herhangi bir faaliyet yapılmıyor. Bununla ilgili radikal bir değişikliğe giderek yeni bir program başlattık geçen sene. Kazı sürelerini 12 aya çıkarma programı. Bu program kapsamında da kazı başkanlıklarıyla görüşüyoruz. İlk etapta 20 tane bu sene hayata geçirdik. Önümüzdeki sene bunların sayısı 60’a çıkacak. 2021 itibarıyla da 122’nin tamamını 12 aylık kazı programına almış olacağız. Elbette 12 ay süresi mevsimsellikle de alakalı. Mevsimin el verdiği ölçüde olacak. El vermiyorsa 10 ay veya 8 ay olacak, yani toplam katkı sayısı azalacak. Burada 12 ay boyunca belli kriterlerimiz var. En az 5 tane arkeolog ilave, 2 tane sanat tarihçisi istihdam etme mecburiyetleri var. Bizim istediğimiz istihdamları da yaratmaları kaydıyla her ay destek vereceğiz. Bize bir projelendirme yapacaklar 12 aylık, o programa sadık kalarak gittikleri sürece her ay ödemelerini ekstra bir takviye yaparak arttıracağız. Böylece hem kazı süreleri artmış olacak, hem daha fazla yer kazılacak, keşfedilecek. Böylece kazılmış yerlerde daha geniş gezilecek alanlar yaratılmış olacak. Bu kapsamda da biz açıkçası müze sayımızı ve gezilecek ören yeri sayımızı artırmak istiyoruz. Bu da bizim için ayrıca bir turizm potansiyeli yaratacak. Ve belli bir süre buraları da gişelendirip, yani bu geniş kazı ortamı tamamlandıktan sonra gişelendirip buradan bir gelir elde edeceğiz ve bu geliri de yine kazı yerlerine vererek bir ekosistem oluşturacağız kendisi açısından” dedi.

“MİLLİ SARAYLARA BAĞLI MÜZELER DE MÜZE KART KAPSAMINDA OLACAK”

Müze gelirlerinin ve ziyaretçi sayısının her sene arttığını belirten Ersoy, konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı:

“2019’da ziyaretçi sayılarında yaklaşık yüzde 37’lik bir artış, gelirimizde de yüzde 90’lık bir artış var. Bazen biz müze fiyatlarını artırdığımız için tepki alıyoruz, şikâyet alıyoruz ama Avrupa ortalamasına baktığınız zaman hala bizim müze fiyatlarımız Avrupa ortalamasının çok çok altında. Müze gelirlerimizin yüzde 85’ini yabancı ziyaretçiden alıyoruz, kalan yüzde 15’ini yerli ziyaretçiden. Bunun da 7,5’unu Müze Kart’tan alıyoruz, kalan yüzde 7,5’unu münferit girişlerden. Zaten Müze Kart’la girenler memnun. İki tane Müze Kartımız var, artık sadeleştireceğiz, tekilleştireceğiz önümüzdeki sene Mart ayı itibarıyla. Ve geçen seneden itibaren de Türk ziyaretçiyi korumak için Müze Kart fiyatlarını arttırmama kararı aldık. Yani müze giriş fiyatlarını artırıyoruz ama Müze Kart fiyatlarını artırmıyoruz. Müze Kart Plus dediğimiz kart özellikle alındığı tarihten itibaren 1 yıl boyunca sınırsız giriş hakkı veriyor müzelere. Ayda bir kere bir müzeye gitseniz 6 liraya geliyor bir giriş hakkı. O yüzden zaten Müze Kart sahipleri memnun. Kalan yüzde 7,5’un da yüzde 1-1,5’luk kısmı fiyat artışlarından şikâyetçi olabiliyor. Onlara da tavsiyemiz artık Müze Karta geçmeleri. Çünkü Müze Kart ücreti her zaman sabit alacak, hiçbir zaman fiyatı artmayacak. Artı, bir sürprizimiz daha var onlara. Milli sarayları da Müze Kartlara dahil etme kararı aldık. Bunların görüşmeleri tamamlandı, teknik birkaç yatırım var, onları da tamamladıktan sonra en kısa zamanda Milli Saraylar da Müze Kart’la ücretsiz giriş kapsamına alınmış olacak. İstanbul’da kurulacak yeni sinema müzesi ile ilgili kamulaştırma var. Onun kararını çıkarttık bu hafta ve işleme aldık. Kamulaştırma süreci var iki tane ve restorasyonu da hızlı bir şekilde devam ediyor üst katlarında. İnşallah 1 yıl içinde tamamlaya çalışıyoruz. Çok yoğun bir şekilde çalışıyoruz, çok da güzel olacak. Onu sadece biz sinema müzesi olarak kullanmayı düşünmüyoruz. Kültürel ve sanatsal bir faaliyet yeri olarak da kullanmak istiyoruz, sergi salonları, kokteyl gibi toplantıların yapılacağı yerleri de var. Ayrıca, hizmete girdiği andan itibaren de önemli filmlerin galalarının orada yapılmasını isteyeceğiz. Biz artık bir müze yaparken, bu tarz bir çalışma yaparken bulunduğu şehre, bulunduğu ilçeye veya bulunduğu caddeye de faydası olsun diye uğraşıyoruz. İstiklal Caddesi bu açıdan önemli bizim için. İstiklal Caddesi’nde Bakanlığımıza bağlı veya bize devredilmesini kabul edilen başka tescilli binaların da restorasyonlarını yapıp bu şekilde kültürel faaliyete kazandırmak istiyoruz. Oralarda kültürel aktivitelerin sayısını artırmak istiyoruz. Oradan yürüyerek kültür yolundan geçerek Atatürk Kültür Merkezine ulaşmış olacaksınız. Zaten önümüzdeki sene sonuna kadar da inşallah Atatürk Kültür Merkezi’nin inşaatını tamamlayıp hizmete açmaya çalışacağız.”

(Behçet Aksoy/İHA)

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.

Siyaset Haberleri