Tarihi binlerce yıla uzanan ve başkentin simge yapılarından biri olan Ankara Kalesi, yalnızca yüzeydeki ihtişamlı surlarıyla değil, aynı zamanda yerin metrelerce altında sakladığı karanlık sırlarla da dikkat çekiyor. 

Avrupa'da kıyasıya bir savaşın devam ettiği ve gökyüzünden bombaların yağan İkinci Dünya Savaşı yıllarında, Türkiye olası bir tehlikeye karşı stratejik önlemler almaya başladı. Savaşın vahametini yakından takip eden dönemin yöneticileri, hükümetin ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin güvenliğini garanti altına almak amacıyla devasa bir projeye imza attı. 

Bu kapsamda, Ankara Kalesi'nin ana kayalık kütlesinin oyulmasıyla adeta yer altından ikinci bir şehir inşa edildi.

Tarih sayfalarında kalmış bu gizli yapı, günümüzde bile keşfedilmeyi bekleyen en büyük tarihi merak unsurlarından biri olarak öne çıkıyor.

Sığınak neden Ankara Kalesi’nin altına yapıldı?

Avrupa’da şehirlerin hava saldırılarıyla karşı karşıya kaldığı savaş döneminde, Ankara’da da devlet yönetiminin güvenliğini sağlayacak bir yapı hazırlandı. Kale altı sığınağı, Türk Silahlı Kuvvetleri ve hükümetin savaş sırasında çalışmalarını emniyet içinde sürdürebilmesi amacıyla tasarlandı.

Anadolu Ajansının 8 Aralık 2022 tarihli haberinde, dönemin Altındağ Belediye Başkanı Asım Balcı’nın yapıya ilişkin açıklamaları yer aldı. Balcı, resmî belgelerde sığınağın bu amaçla hazırlandığını, ancak hiçbir zaman aktif kullanılmadığını aktardı.

Aynı açıklamaya göre yapı, 1963 yılında Ankara Valiliğine tahsis edildi. Kullanılmasına ihtiyaç duyulmasa da hazır tutuldu. Dolayısıyla sığınağın hikâyesi, yer altında kurulmuş eski bir yerleşimden çok, Cumhuriyet dönemindeki savaş hazırlıklarına uzanıyor. 

Üç ayrı giriş, 13 oda ve 5 salon

Sığınağı dikkat çekici kılan ayrıntıların başında iç düzeni geliyor. TRT Haber’in yapıyı konu alan haberine göre üç ayrı girişe sahip sığınakta 13 oda, 5 salon, bir yatakhane, bir yemekhane ve iki tuvalet bulunuyor.

Bu düzen, yapının yalnızca insanların kısa süreyle korunacağı boş bir alandan oluşmadığını gösteriyor. Odalar ve ortak kullanım bölümleri, içeride kalacak kişilerin farklı ihtiyaçları düşünülerek tasarlandı.

Haberde, sığınağın yaklaşık 1.200 metrekarelik kapalı alanı kapsadığı belirtildi. Havalandırma, ısıtma, elektrik, jeneratör ve su tesisatı da yapının donanımları arasında sıralandı. 

Kaç kişinin kalabileceği hesaplandı?

Sığınağın kapasitesi, içeride geçirilecek süreye göre farklı planlandı. Yetkililerin geçmiş açıklamalarına göre yapı, kısa süreli kullanımda 3.600, uzun süreli kullanımda ise 1.200 kişinin kalabileceği şekilde tasarlandı.

Bu iki rakam, sığınakta aynı koşullarda sürekli yaşayacak nüfusu ifade etmiyor. Kısa süreli korunma ile daha uzun süre içeride kalma ihtiyacına yönelik ayrı kapasite hesaplarını yansıtıyor.

Yemekhane, yatakhane ve su sistemlerinin varlığı da bu hazırlığın parçaları arasında bulunuyor. Yapının “ikinci şehir” benzetmesiyle anılmasında, farklı ihtiyaçlara ayrılmış bölümleri ve kapsamlı donanımı öne çıkıyor. 

Gizli tüneller ile savaş sığınağı aynı şey mi?

Ankara Kalesi çevresinde anlatılan yer altı geçitleriyle ilgili rivayetler, sığınağın tarihinden ayrı bir başlık oluşturuyor. Belgelenmiş bir savaş sığınağının bulunması, kaleden kentin farklı noktalarına uzandığı söylenen bütün tünelleri doğrulamıyor.

İncelenen resmî kaynaklarda ve sığınağı tanıtan haberlerde, Ankara’nın altında bütünüyle ortaya çıkarılmış bir yer altı şehrine ilişkin kazı sonucu veya kesinleşmiş güzergâh açıklaması yer almıyor. Bu nedenle “tünellerin sırrı tamamen çözüldü” ya da “gizli şehir bulundu” ifadeleri mevcut bilgilerin ötesine geçiyor.

Kalenin kendi tarihi ise çok daha eski dönemlere uzanıyor. Ankara Valiliğinin tanıtımında yapı iç ve dış kale olarak iki bölümde anlatılıyor; iç surların 7. yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edildiği belirtiliyor. Savaş sığınağı ise bu tarihî yapının altında, farklı bir dönemin ihtiyaçları için hazırlandı. 

Tarihin Karanlık Odalarından Günümüze Kalanlar

Hiçbir çatışma veya saldırı anında fiili olarak kullanılmamış olması, bu yapıyı hem bir mühendislik abidesi hem de dönemin psikolojik ve stratejik hazırlıklarının sessiz bir tanığı haline getiriyor. Savaşın acımasız yüzünden korunmak için kaya kütlelerinin oyularak oluşturulduğu bu yeraltı sığınağı, başkentin gizli tarihini gözler önüne seriyor.

Uzmanlar, bu tür tarihi yapıların başkentin turizm potansiyeli ve tarihi hafızası açısından büyük bir değer taşıdığını belirtiyor. Ankara Kalesi'nin altındaki bu gizli tünellerin ve sığınağın gelecekte kontrollü bir şekilde araştırmacılara veya tarihe meraklı ziyaretçilere açılıp açılmayacağı ise merakla beklenmeye devam ediyor. Başkentin kalbinde yer alan bu devasa yeraltı sırrı, her dönem keşfedilmeyi bekleyen en heyecan verici tarihi hikayelerden biri olma özelliğini koruyor.