Beklemek, çoğu zaman zaman kaybı gibi görülür. Oysa hayatın kendisi, çoğu zaman bir bekleyiştir. Bir otobüs durağında, hastane koridorunda, bir mesajın düşmesini beklerken… Yaşamın önemli anları, çoğunlukla hareketsizlikle örtülüdür.
Beklerken sabrımız ölçülür, neyi ne kadar istediğimiz anlaşılır. Zamanın içinden sessizce geçerken kendimizle baş başa kalırız. Çoğu zaman fark etmesek de, o anlar bizi büyütür. Çünkü insan, aceleyle değil, bekleyerek olgunlaşır.
Bazen de beklemek bir umuttur. Henüz olmayan ama olması için yürekten inanılan bir şeyin sessiz çağrısıdır. Bir haberin gelmesini, bir kapının açılmasını, bir kelimenin söylenmesini bekleriz. Ve o bekleyişte, insan kendisini yeniden kurar.
Hayatın bize öğreteceği en zarif şeylerden biri de belki budur: Beklemek, durmak değil, derinleşmektir. Yavaşlamak, zamanla dost olmaktır. Ve belki de en çok kendimizi, hiçbir şeyin olmadığı o anlarda tanırız.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.